Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam538
Toplam Ziyaret1405083
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
BİR OLİMPİYATTA “6 DÜNYA 9 OLİMPİYAT REKORU” KIRAN TÜRK
19/11/2017

Naim Süleymanoğlu, “Dünyanın En İyi Sporcusu” ödülü alan, üstün yetenekli bir sporcumuzdu. Hepimizi, onlarca kez Büyük Türk Milleti’ne mensup olduğumuz için gururlandıran, göğsümüzü kabartan bir sporcudur o.
Onun ölümü beni 1988 yılına, o yıl yapılan ve “6 Dünya, 9 Olimpiyat rekoru kırdığı” Seul Olimpiyat Oyunlarına aldı götürdü.
1988 yılı olimpiyat günlerinde İngiltere’nin Brighton şehrinde, lisan okuluna devam etmekteydim. Aynı zamanda da Bay ve Bayan Barstow adlı ihtiyar karı kocadan oluşan bir İngiliz ailenin kiralık bir odasını kiralamış,  onlarla aynı evi paylaşmaktaydım. 
O yıllarda İngiltere’de dört televizyon kanalı yayın yapmakta, özellikle İngiliz teb’ası kişilerin başarıları tekrar tekrar yayınlanmakta; bu yolla ulusal bütünlüğün sağlanmasına yönelik politika uygulanmaktaydı. Kendi sporcularının başarıları haber olarak verilirken, başarısızlıkları zinhar ekranı getirilmezdi.
Boks dalında İngilizlerin 54 kg sıkletindeki sporcuları Commun World şampiyonu olmuş, Dünya ikinciliği olan ve kendisinden şampiyonluk beklenen birisi idi. İlk iki maçını kazanmış, özellikle ikinci maçında Nepal’li bir boksörü –tabiri caizse- evire çevire dövmüştü. Bu maç, bir hafta boyunca dört kanalın dördünde de defalarca gösterildi. Bir akşam haberleri izlerken, bu parlak boksörün, bizim milli takımımızın 54 kilo boksörü ile eşleştiğini öğrendik.
O esnada Mr. Barstow bana; “- Yılmaz bak bizim şampiyon sizin şampiyonla maç yapacakmış, o maçı naklen verirlerse birlikte izleyelim,” dedi. Ben de; “-Hay hay güzel olur,” dedim. 
Mr. Barstow bu teklifte bulunurken,  öyle bir hava içindeydi ki; “Bizimki sizinkini evire çevire dövecek, ben de havamı basacağım. Sen ezik-büzük olacaksın,” der gibiydi. Allah var, ben de “- Olur, izleyelim,” derken, bir yandan da; “-Ya bizimki yenilirse bu adamın kasıntısına nasıl tahammül edeceğim?” diye geçirmekteydim, içimden.
Aradan iki gün geçti, üç gün geçti. Hiçbir haber alamadık, Türk ve İngiliz boksörlerin karşılaşmasından. Ben, maçı bizim boksörün almış olduğunu anlamıştım. Ama kesin bir bilgi olmayınca, Mr. Barstow’a sormaya da tereddüt ediyordum. Sanırım dördüncü gündü. Birlikte lisan eğitimi aldığımız gruptan bir kaymakam arkadaşım, TRT’nin yurt dışına yayın yapan bir radyo istasyonundaki yayından, maçı bizim boksörün kazandığını öğrenmiş; durumu bizimle paylaştı. 
Akşam Mr. Barstow’a; “- Mr. Barstow, ne oldu şampiyonların maçı? Sonucu öğrendin mi?” diye sordum. “- Bilmiyorum. Takip edemedim,” dedi. Oysa öğrenmemesi mümkün değildi. Üzerine gitmedim. Uzatmadım yani.
O gün halterde Naim Süleymanoğlu’nun yarışması vardı. İkindi vakti naklen verilmişti.
Akşam haberlerinde ilk defa tüm kanalların Naim’in halteri kaldırışını tekrar tekrar verdiklerini gördük. Çünkü tarihte ilk defa bir insanoğlu kendi ağırlığının üç katını kaldırmıştı. Ve belki, bir daha da mümkün olmayacaktı! 
İngiliz televizyon spikerinin yarışma esnasında, o heyecanlı haliyle; “- Come on Naim! Come on Turk!”; kaldırma sonrasında da; “-Terrific! Amazing! İmpossible! Exceptional! Unimaginable!” gibi imkansızlık ve hayret bildiren sıfatları ardı ardına sıralayışını hiç unutmuyorum. Çünkü bu benim, “fiziken olmasa da ruhen Mr. Barstow’u ezip geçmem, tuş etmem” anlamına geliyordu.
Takip eden günlerde, okulda ve Brighton sokaklarında Türk olduğumuzu öğrenen herkes bize; “Awesome weightlifter! Awesome Turkish” diyerek iltifat etti. Bu elbette gururumuzu okşadı. Bizleri gerçekten mutlu etti. Bu duygu anlatılmaz! Yaşamak lazım. 
Düşünün bir yabancı ülkedesiniz. Dostunuz, akrabanız yok yanınızda. Gurbet hisleri içindesiniz. Bir sporcu çıkıyor ve siz onunla gurur duyuyor, başarısının onurunu yaşıyorsunuz. 
Allah gani gani rahmet eylesin. Allah bu millete daha başka nice Naimler nasip eylesin!


466 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076