Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam92
Toplam Ziyaret1408213
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
ATATÜRK VE CUMHURİYET ÜZERİNE 8
17/01/2021

 

İNSAN ATATÜRK (5)

 

Bugünkü yazımızda Atatürk’ün sade yaşantısı, halkına olan güveni ve onun korunma önlemlerine dair iki örnek olay paylaşacağım.

 

Yıl 1931 Nisan ayı…

Yeni seçimler yapılmış, yeni hükümet kurulmuş, on güne yakın süren yorucu çalışmalardan sonra sıra dinlenmeye gelmişti.

Böyle zamanlarda arabasına atlar ya Çiftliğe ya Söğütözü’ne giderek dinlenirdi.

Çiftliğe yakın, söğüt ağaçlarının çevrelediği küçük bir çayırlık vardı. Oraya köy işi küçük bir kulübe yaptırmıştı. Zaman zaman buraya kaçıp kafasını dinlerdi.

O gün çiftliğe gitmeye, hem de atla gitmeye karar verdi. Kızı Sabiha ile gideceklerdi. Görevliler atları getirdiler.

Gazi binmeden atını sevip okşadı, alnından öptü. Atın da sahibini özlediği anlaşılıyordu. Kokluyor, eşiniyor, başını dayıyor ve sevinçle yelesini savuruyordu.

Başyaver ile Koruma Birliği Komutanı İ.Hakkı Tekçe birlikte gelmek istedilerse de Gazi onların eşlik etmelerine izin vermedi.

Baba-kız, çiftliğe kadar gittiler. Çiftliği gezip çalışanlarla görüşüp sohbet ettikten, yapılan çalışmaları izledikten sonra akşama döndüler.

Bu sadeliği ve halkına güveni, bugün görebilmemiz mümkün müdür?.

……………………

Atatürk hayatının bir döneminde, son üç yılında denilebilir, yaz aylarında İstanbul Florya’da yaşadı. Florya’ya ilk defa 1935 yılı Ağustos ayında gelmişti. Denizi çok sevdi. Küçük ve sade bir deniz evi yaptırdı. Ev gayet sade olarak döşenmişti.

21 Ağustos 1935 tarihinde Bakanlar Kurulu Florya’daki deniz evinde toplanmıştı. Bakanların çoğu bile deniz evini ilk defa görmekteydiler. Her şey beyaz ve uçuk gri renkte oldukça sade döşeliydi. Huzur verici bir havası vardı.

Çalışanlar ve misafirler için de her yaz yeniden, küçük, portatif evler yapılırdı.

Atatürk’ün nesli mayo giyip yüzmemişti. Denize girmek ayıplanırdı o zamanlar... Yüzmeyi bilmiyordu. 54 yaşında öğrenmeye karar verdi ve mevsim bitmeden yüzmeyi öğrendi. Yüzmekten, yürümeyi yeni öğrenmiş bir çocuk gibi zevk almıştı.

Son evlatlığı Ülkü onun neşe kaynağıydı. Denize onu da birlikte götürür, kumlarda birlikte güneşlenirlerdi.

Bazı günler deniz evinde kalmaya başladı.

Atatürk’ün Florya’da oluşu; sandalda, plajda insanlarla sohbetler etmesi halk arasında duyulunca, gelenlerin sayısı artmaya başladı. Başyaver ve Koruma Birliği
Komutanı İsmail Hakkı Bey için güvenliği sağlamak çok ciddi sorun olmaya başlamıştı. Çünkü plajda Atatürk ve ailesi için ayrı bir alan ayrılmış değildi. Halkla iç içeydi…

Aynı günlerde Maraş Valisi Suriye’den gelen Yahya adında kuşkulu bir adamın jandarma tarafından yakalandığını ve yapılan sorgusunda, “Kendisini ve arkadaşlarını Ürdün’de yaşayan Çerkez Ethem ve kardeşi Raşit’in gönderdiğini,” söylediğini, bildirmişti.

Tüm bu bilgilere rağmen halkından hiçbir zaman olumsuz bir hareket beklemeyen ve bu konuda kesin haklı çıkan Atatürk, halkı incitecek koruma önlemleri alınmasını, hele üniformalı polislerin ve Muhafız Birliği askerlerinin kullanılmasını yasaklaştı.

Başyaver ve İsmail Hakkı Bey’in kaygılanmalarına güler, halk ile arasında hiçbir sınır bulunmayan Florya plajında halkın içine karışır bundan da büyük mutluluk duyardı.

Bugün onun koltuğunda oturanların bu şekilde halkla iç içe olmalarını hayal bile edemeyiz.

Gazetelerde Hollanda Maliye Bakanı’nın bisikletle işe gidişi, bizimkilerin altmış araçlık eskort koruma eşliğindeki gidişi ile kıyaslanarak haber yapılır. Cuma namazına gidiş için bile üç bin koruma görevlendirildiği söylenir.

Eeee… Cumhuriyet’i Meşrutiyet’e dönüştürürsen, Cumhuriyet yönetiminde bulunmayan “Cuma selamlığı” uygulamasına da geri dönersin.



238 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.778218.8534
Euro20.651620.7344