Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam93
Toplam Ziyaret1408214
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
DÜN-BUGÜN-YARIN
18/08/2019


Son günlerde İyi Parti Başkanlık Divanı üyeleri Sayın Hasan Seğmen ve Sayın Salim Ensarioğlu üzerinden bir psikolojik baskı uygulanıyor İyi Partililere. Bazı arkadaşlarımız ani tepkiler veriyor; bazıları, kendi iç dünyalarında rahatsız olsalar da, susuyor; değerlendirmeyi zamana bırakıyor ve gelişmeleri izliyorlar.

Ben de ikinci kesimde yer alanlardanım. İzliyorum.

Benim yaşıma yaklaşmış olanlardan öyle ani tepkiler beklenmemeli. Hayatın cevr-i cefasını çekmiş, defalarca sillesini yemiş bizler, duygusal değil, aklımızla tepki koymayı öğrenmiş yaşlardayız. Bu anlamda genç arkadaşların tepkilerini haklı bulmasam da anlayışla karşılıyorum.

Adı geçen parti yöneticilerinin basın açıklamaları sonrası, konuyla ilgili duygu, düşünce ve değerlendirmelerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Sayın Hasan Seğmen’i yakından tanıma fırsatım olmadı.

Sayın Salim Ensarioğlu’nu Diyarbakır Milletvekili ve Devlet Bakanı olduğu dönemde Diyarbakır Vali Yardımcısı olmam sebebiyle tanımıştım. Kendisi ve ailesi Doğruyol Partili, bir kardeşi İl Genel Meclisi Üyesi idi. Ben de İl Özel İdaresi hizmetlerini de yürüten görevde olmam sebebiyle sık sık görüşme, konuşma, konular üzerinde tartışma imkânım olmuştur. O dönemde siyasi görüş olarak çok yakın olmasam da kendilerine, Dünya görüşlerini ve yaklaşımlarını bilirim.

Değerlendirme yaparken, Kasım 2017’de Sayın Genel Başkanın Ahlat ziyareti esnasında Gazeteci İpek Özbey’le yaptığı söyleşide paylaştığı bir uyarısını hatırlatmak isterim. Diyordu ki Genel Başkan özetle, “Kimse üzerindeki gömleği çıkarmasın. Kimseden dün giydiği gömleğini değiştirmesini istemiyor, beklemiyoruz. Herkes İyi Parti gömleğini giyecek ve geleceğe el ele birlikte yürüyeceğiz. İyi Parti kimliği ve gömleği bizim yeni duruşumuzdur. Geçmişte kimin nerede durduğu değil, bugün yanımızda durup durmadığıdır, önemli olan!”

Aynı gazetecinin, “Kürt meselesinde tavrınız ne olacak?” sorusuna verdiği cevabı da sizlerle paylaşmak isterim:

“Biz ona ‘Kürt meselesi’ değil, ‘Güneydoğu meselesi’ dedik. Çünkü Kürt meselesi dediğiniz zaman şöyle bir şey oluyor: Şuurun altına şöyle bir mesaj iletiyorsunuz. Kürtler problem! Evet bizim burada problemlerimiz var. Ekonomik, sosyal, siyasi, açılımların getirdiği çıta yüksekliğinin yarattığı bir hayal kırıklığı ve bir de eli silahlı terör var. Bugün iri yarı laflar ederek bir dakikada çözemezsiniz. Dokunarak, birbirimizi anlayarak, açık seçik konuşarak üzerine gitmeliyiz. 

‘Sen Türksün, ben Kürdüm’ diye bir şey yok. Herkes kendinin ne olduğunu bilir. Babamın ailesi Yunanistan’a Diyarbakır’dan gönderilmiş. Ailemin geldiği yer Diyarbakır. Bir de etnik aidiyetin günümüzde psikolojik olduğuna ve buna da saygı duyulması gerektiğine inanıyorum. Aidiyetiniz sizinle alakalı ve çok kıymetli. Karşılıklı saygı göstermeliyiz.”

Sayın Genel Başkanın daha yola çıkarken, bu gün yapılan tartışmaları gördüğü anlaşılıyor. İyi Partililerin hepsi MHP’den ayrılıp ta gelmiyor. Biz yeni bir partiyiz. İçimizde dün MHP’de olanlar olduğu kadar başka partilerde siyaset yapmış; ama geleceği İyi Parti’nin belirleyeceğini görerek İyi Partili olmuş binlerce arkadaşımız var. Onlar MHP’den gelenlere, “Dün niye MHP’liydiniz?” diye soramayacakları gibi MHP’den gelenlerin de onlara, “Dün niye oradaydınız?” diye sormaya hakları yok! Aslolan İYİ PARTİ Tüzüğü ve Programına bugün inanıyor olmaktır.

Nitekim Sayın Salim Ensarioğlu yaptığı açıklamada, Güneydoğu’da yıllardır süregelen sorunlar hakkında, “Akan kanın durmasını istediğini, konu üzerinde şiddet ve ülkenin bütünlüğü dışında her şeyin tartışılabileceğini söylediğini, bugün de bu sözüne inandığını,” belirtmiştir. Ensarioğlu’nun yaklaşımı ortada. PKK ve HDP çizgisinde olsaydı, bugün İyi Parti’de olur muydu?

Sayın Hasan Seğmen, geçmişte yaptığı çalışmaları ve içinde bulunduğu sivil toplum kuruluşlarını yalanlamıyor ki. “Tartışma konusu olan görüşlerin o gün iktidarda bulunan siyasi iktidar sahipleri ve Devlet tarafından istendiğini, hazırlanan raporların da TBMM Başkanlığı ile birlikte mevcut tüm siyasi partilere gönderildiğini; basınla paylaşıldığını,” söylüyor.

Ayrıca bir şey daha var bu açıklamada üzerinde durulması gereken. “Bünyesinde 54 ayrı  derneğin bulunduğu Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun kendi önerisi üzerine Denge ve Denetleme Ağı adlı platformdan ayrıldığını,” açıklıyor Hasan Seğmen. Demek ki bu platformun “milli nitelikte olmadığı ve ülkemiz aleyhine çalışmaları fonladığı,” bir şekilde görülmüş, değerlendirilmiş ve gereği yapılmıştır. Sayın Seğmen’in basın açıklamasından aşağıya alınan paragraflardaki düşünceye katılmamak mümkün müdür?

“Her milletin bir adı olduğu gibi, milletimizin adı TÜRK MİLLETİ’dir. Bu ad, Çerkesler de dahil bu topraklarda yaşayan insanlara, tarihe, talihe ve isimlere hükmeden Hakimlerin Hakimi Kudret tarafından verilmiştir. Birilerinin tanımladığı gibi en ufak müdahale ile birbirinden hemen ayrılabilecek bir mozaik değiliz. Biz bütün yapı, vasıf ve özellikleri ile birbirinden ayrılmaz olan, birbiri olan ve bir olan ebruyuz. Çerkesler de bu ebrunun solmaması gereken bir rengidir. Türk Milleti demek, Türk ırkının milleti demek değildir. Geniş kültür coğrafyamızda tarihi, siyasi ve sosyokültürel beraberliğin, bir düşünce ve duygunun binlerce yıl içerisinde bir şuur ve mensubiyete dönüşmesinin adıdır. İşte bu millete, Türk Milleti’ne mensubiyet duymak, bu milleti sevmek, korumak ve yüceltmek istemek de milliyetçiliktir. Biz hepimiz birlikte Türk Milletiyiz.”

Bir husus daha var ki değinmeden geçersem bu yazı eksik kalır. Bazı vatandaşlarımız, özellikle de gençler bizim tarihi kültürel mirasımızı, ırki ve dini hususiyetlerimizi tam olarak kavramaktan uzaktadırlar. “Milliyetçilik” kavramını Avrupa’da anlaşılan “ırkçı, şöven nasyonalist” anlayışla karıştırmaktadırlar. Batı asimilasyoncudur, ırkçıdır. Farklı yapılara, dillere, kavimlere tahammül edemez. Biz ise insanlara, Kendisini ne hissediyorsa odur,” bakışı ile yaklaşırız. Bizim medeniyetimizde asimilasyon yoktur. Bu durum, “iyidir-kötüdür” tartışılabilir. Amerikalı Kızılderilileri yok ederken, Fransız ve İngiliz elli yılda tüm sömürgelerine dillerini öğretirken, bizim İmparatorluk coğrafyasındaki yönetimimiz altında yaşamış etnisitelerin durumuna bakarak bunu anlamak mümkündür. Bu bizim milletimizin asaletini gösterir.

Milletimizin anadili Türkçe olmayan unsurlarının, yeni nesillerine ana dillerini öğretmeleri, Çerkes’in Çerkes, Boşnak’ın Boşnak ve Kürt’ün Kürt (aslen Kurmanç’tır) olarak varlığını sürdürebilmesi bir insanlık hakkıdır. Kişinin kendisini “Laz, Zaza ya da Arap” diye adlandırması onun Türk Milletinden olmadığı anlamına gelmez. Bu durum, bölünmek de bölücülük de değildir. Sadece içinde bir risk barındırır. Ama güçlü iseniz millet çanağında karışır, kaynaşır, birlikte yaşamaya devam edersiniz.

Bu anlamda gençlerimize gerçek anlamda Türk Milliyetçiliğini öğretmemiz; Batı taklidi yaklaşımlardan onları uzak tutabilmemiz gerekmektedir.

Her şey gönlünüzce olsun dilerim.

 



391 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.778218.8534
Euro20.651620.7344