Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam540
Toplam Ziyaret1405085
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
‘AKGELİN’ İDİ YAŞLANINCA ‘AKNENE’ OLDU
11/06/2019

Asıl adı Rahime’dir. “Irahma” diye söylerler bizim köyde.
O, adına romanlar yazılacak bir Anadolu kadınıdır. Sadakatin, dürüstlüğün, temizliğin, sevginin anıtıdır, bir bakıma. 
İki yıl önce bir toplumsal araştırma çalışması başlatmıştım, köyümde. “Yalamık Köyü Soybağı Araştırması” adında. Buradaki bilgilerin bir kısmı, o derlemelere dayanmaktadır.
“Akgelini” ben “Aknene” olduğu yaşlarında tanıdım. 1964-70 arası yıllarda ilkokula giderken onun evi okulumuzun hemen yanındaydı. Okula gelirken bazı günler anam, anası tarafından akrabası da olan “Aknene”ye yiyecek, giyecek bir şeyler gönderir; ya da öğretmenlerimiz “sobasını yakmak, odununu parçalamak, parçalanmış odununu içeriye taşımak” gibi işlerde, ona yardım etmemiz için görev verirlerdi.
Bir de, “Aknene”nin, kayın biraderinin oğlu, yani “yeğeni” benim halamın kocası olduğundan; onu halamlardan da hatırlıyorum.
Bu kadının öyle bir kaderi var ki, bugün yaşanmış olsa, onun yerindeki hiçbir kadın onun sebatını ve metanetini göstermezdi.
Kendisi, tahminimce 1890’lı yılların sonunda doğmuş olmalı. 1914 yılındaki Seferberlik İlanı’ndan birkaç ay önce evlendirilir. Aslı, ailesi Manaz (bugünkü adıyla Beylice) köyündendir. 
Köyümüzün kurucusu dedelerimiz, Karaköseli Yörük Aşireti’nin Sarıveli kolundandırlar. Akgelin’in kocası, Karaköselizade Köküş Şakir oğlu Köküş Mustafa adında birisidir. Köküş Şakir’in zürriyeti (soyu), diğer oğulları Köküş Memet ve Köküş Hayri üzerinden “Kök” soyadını alarak devam etmiştir.
Rahime,  evlendirildikten birkaç ay sonra Birinci Dünya Savaşı patlak verir. Seferberlik ilan edilir. Rahime’nin kocası Mustafa ile kayını Hayri, köyümüzün deyişi ile “seferibirlik” içine katılır ve askere alınırlar. Rahime, daha 16-17 yaşında köyün taze gelini, “Akgelin” adıyla anılmaya başlar. İnsanlar onun asıl adını unuturlar zamanla. 
Kayını Hayri Filistin Cephesi’nde savaşır. İngilizler’e esir düşer. Süveyş’teki meşhur Seydi Beşir Esir Kampı’nda kalır. Orada Namrunlu (Çamlıyaylalı) bir Ermeni doktorun kendisine “hemşehrim” diye sahip çıktığını, kendi ağzından dinlemiştim. Zamanla kamptan bırakılır ve ülkeye döner.
Kocası Mustafa ise Basra-Bağdat Cephe’sine gönderilmiştir. Kendisinden bir daha haber alınamaz. 
Belki bileniniz vardır, Büyük Savaş’ta Irak Cephesi’nde esir edilen Türk askerlerinden 5.000 kişinin, Myanmar’a götürüldüğü, oradaki Esir Kampları’nda açlık ve hastalıktan sefalet içerisinde öldükleri; İngiliz Hükümeti’nce “bu esirlerin varlığı konusunda” hiçbir resmi bilgi verilmediği; taa 1980’lerde öğrenilmiştir. Büyük ihtimalle Köküş Mustafa bu esirler arasında, Myanmar Esir Kampları’nda şehit ve kayıp olmuştur.
Kocası askeri giden “Akgelin” Rahime’nin, kocasının ayrılışından 8-9 ay sonra bir oğlu olur. Oğluna kocasının adını verirler. Köküş Mustafa oğlu Mustafa yani.

Küçük Mustafa büyür. Kızıl saçlı ve anası gibi beyaz tenli olan Mustafa’ya köyde Sarı Mustafa derler. Sarı Mustafa nüfusa geç kaydedilmenin avantajıyla biraz gecikmiş olarak, 1935 ya da 1936 yılında askere çağırılır. Mustafa da asker ocağında bir kaza sonucu şehit olur ve anasına “şehadet” haberi gelir. Anası onun mezarının nerede olduğunu bilmeden, mezarını dahi göremeden, yaşamış ve ölüp gitmiştir.
Daha kırklı yaşlarına varmadan oğlunu da kaybeden “Akgelin” kocasının ve oğlunun anısıyla 1980’li yıllara kadar yaşadı. Dul kadınlara Devlet desteği de olmadığı o günlerde bile, ikinci bir evliliği kabul etmedi. 
Ben onu “Akgelin” olarak değil “Aknene” unvanıyla hatırlıyorum. Ayrı evi olmasına ve orada bir başına yaşamasına rağmen, orta yaşlarında, günlerinin hemen hemen tamamını kayını Hayri’nin evinde, onun çocukları ve torunları ile geçirirdi. Birkaç ineği, birkaç keçisi olur; hayvanları dışarıya çıktığında hep kayınının hayvanları ile birlikte olur, akşamları yüz metre ilerideki kendi evinde kalırlardı. Birkaç dekarlık arazisini kayını ve onun çocukları sürer, eker; hasadı birlikte kaldırırlar, birlikte yer-içer, yaşar giderlerdi.
“Aknene” önce de söylediğim gibi, köyümüzde tevekkülün, sadakatin, dürüstlüğün, temizliğin, sevginin timsali idi. Herkesle iyi geçinir; ihtiyacı olup haber salan herkese yardım ederdi. 
Yaşı ilerlediği zamanda da bütün köylü ondan sevgi ve saygısını, desteğini esirgemedi.
Ölümünü tam hatırlamıyorum. Benim lise veya üniversite öğrenciliğim yıllarına, köyde olmadığım bir zamana denk gelmiş olmalı. 
Köyümüzün bu, bilinen adı gibi “ak yürekli” anası nurlar içinde yatsın. Allah rahmetini bol etsin. Amin.


493 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076