Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam539
Toplam Ziyaret1405084
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
SİYASİ AYAK
28/11/2019


Son aylarda toplumumuzda ve özellikle siyasi çevrelerde bir tartışmanın süre gitmekte olduğuna tanıklık etmekteyiz.
“15 Temmuz Kalkışması’nın siyasi ayağı kimdir, kimlerdir? Kalkışmanın siyasi ayağı
niçin ortaya çıkarılmıyor? Yoksa “siyasi ayak” iktidar partisi içinde olduğundan korumaya mı alınmıştır? Ve benzeri …”
Yanlışım varsa okuyucudan özür dilerim. Benim anlayışıma göre “siyasi ayak”,
“Kalkışma fikrini ortaya çıkaran, planlayan ve uygulayan,” demektir. “Siyasi ayak kalkışmanın beynidir. Fikir babasıdır, akıl hocasıdır; emri veren, denetleyen ve uygulatandır.”
“Siyasi ayak” ortaya çıkarılmadan 15 Temmuz Kalkışması çözülemez, yapanlar
cezalandırılmış sayılamaz. Bir sonraki atağı, girişimi engellenemez. “Siyasi ayak” bilinmeden, “Tehlike geçti, Türk Devleti’nin beka sorunu yoktur, Türk milleti rahat olsun!” denilemez.
15 Temmuz gecesi devlet televizyonu TRT’den okutulan bildirinin altında “Yurtta Sulh Konseyi” diye bir imza bulunmaktaydı. Kalkışmanın siyasi ayağının bu konsey olduğu anlaşılmakla birlikte, bu Konsey nerededir, kimlerden oluşmuştur, orası belli değil. Kimse bilmiyor bu kişileri henüz.
Cumhurbaşkanı şöyle diyor: “Bu çete, tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ise ihanet olan bir çetedir. Emniyet içindeki bir grupla birlikte hükümete ve şahsıma yönelik bir darbe hazırlığı içinde olduğu gerçeğiyle karşılaştık ve aldandık. Niye? Bakıyorsun tabanda ibadet var, ortada ticareti görüyorsun ama tepede, tavanda ihaneti doğrusu tespit edememenin zaafı içinde olduk.”
Cumhurbaşkanı bu çeteyi düşman ilan ederken, daha önce, “Bu ne nankörlük ya! Ne istediniz de almadınız?” diyerek ettiği sitemi unutmuş gözüküyor.
Tam üç yıldır bu çete ile mücadele ediyoruz. Gözaltılar, meslekten ihraçlar, tutuklamalar, işten atmalar, ülkenin dört bir yanında ayrı ayrı mahkemelerdeki yargılamalar devam ediyor.
Düşünen insan sorguluyor: Neden ayrı davalar; ayrı mahkemelerde ayrı yargılamalar?
Eğer bir çete ise karşımızdaki, ülkenin neresinde olursa olsun bir tek çatı altında ise bunlar, dosyaları bir tek çatı davada birleştirilip bir tek mahkemede yargılanmaları gerekmez mi?
Erzurum’daki yargılamada geçen suç, Ankara’daki, İstanbul’daki, Diyarbakır‘daki ile
birleştirilmezse, aralarındaki emir komuta zinciri nasıl bulunacak? Emri veren “siyasi ayak” nasıl ortaya çıkarılacak?
“Siyasi ayak” bilinmesin, emir komuta merkezi ortaya çıkartılmasın mı, isteniyor yoksa?
Amerika’daki Çete Başı’nın söylevlerinden, “Bu çetenin Devletin en kılcal damarlarına kadar girdiği, sızdığı,” anlaşılıyor. Yargılamalarda her meslek grubu var. Asker, polis, hakim, savcı, emekli, memur, işçi, iş adamı … Sadece bir şey eksik: Çetenin siyasi ayağı.
31 Mart seçimleri öncesi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Örgütün sekiz ayağı
olduğunu, hepsinin ortaya çıktığını ama siyasi ayağının hâlâ bulunamadığını,” söylerken diyor ki: “Yurtta Sulh Konseyi olduğunu söylüyorsunuz. Askeri ayağı zaten sekiz ayağının ilki. TSK’nın içerisine sızmışlar. Şimdi yavaş yavaş ayıklanıyor. Diğerleri nerede? Siyasiler nerede? Bürokratlar nerede?”
Erdoğan, “Bu çete üç katlı,” diyor. Bahçeli, “Bir ayağını göremesek de dokuz ayaklı”
diyor. Ben üç katlı, dokuz ayaklı bu çeteyi gözümün önünde canlandırmaya çalışıyorum.
Dedem Korkut’un “Tepegöz”ünden daha korkunç bir canavar geliyor gözümün önüne! Canavar ne kelime, ucube bir yaratık. Ahtapot gibi bir şey…
Herkesin, “Bu canavarın siyasi ayağı bulunsun” arzusu ortadayken İyi Parti, Temmuz 2018’de Meclise “FETÖ’nün siyasi ayağı ortaya çıkartılsın,” diyerek bir araştırma önergesi veriyor. Ama o da ne? Ak Parti ve MHP oylarıyla önerge reddediliyor.
Düşünen insanlar yine sorguluyorlar durumu. “Hükümetime ve şahsıma karşı darbe
yaptılar,” diyen biri, bu darbeyi yapanların ortaya çıkartılmasını niçin istemez? Niçin bu kabinenin Adalet Bakanı kendisine bağlı Cumhuriyet Başsavcılarına, “15 Temmuz Kalkışması davalarını bir dosyada birleştirin de emir komuta merkezini –yani siyasi ayağını-ortaya çıkartalım,” demez? Anlayan beri gelsin.
Değerli Okurlarım,
Sizlerin de merak ettiği bu ve benzeri soruların cevaplarını araştırmaya karar verdim.
Elbette ben arkasında büyük holdinglerin durduğu, eli kolu uzun, memleketin meşhur araştırmacı gazetecilerinden birisi değilim. Her belgeye, her dosyaya ulaşamam. Açık kaynaklardan ulaşamadığım bilgileri, var olan bilgi ve belgeler ışığında yorumlamaya, “Ne olabilir?” diye sorgulamaya çalışırım. Ulaşabildiğim sonuçları sizlerle paylaşırım. Bilgimizi, ufkumuzu geliştirmeye çalışırız sadece.
Birlikte biraz deşeleyelim bu konuyu, bakalım altından ne çıkacak?


530 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076