Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam531
Toplam Ziyaret1405076
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
KUŞ GÖZÜYLE TARİHİN ÖZETİ (*)
19/07/2020

 

İnsanlık, tarih boyunca dört temel aşamadan geçerek bu günlere ulaşmıştır. 

İlk aşama Homo Sapiens’i tek bir bilişim ağına bağlayan Bilişsel Devrim’le başlar.(**) Diğer canlılar bu devrimi gerçekleştiremedikleri için insanın gerisinde kaldılar. Hatta Sapiens’in kuzenleri olup, kafa yapıları incelendiğinde daha büyük beyne sahip oldukları anlaşılan, Neandertaller bile Bilişsel Devrimi ıskaladıkları için yok olup gittiler. 

Avcı ve toplayıcı bir hayat yaşayan Sapiens’e diğer insan ve hayvanlar karşısında üstünlük sağlayan bu adımın sonucu Sapiens bireylerinin bir ağa bağlanmaları ve birlikte hareket etmeyi öğrenmeleri olmuştur. 

Sapiens bu bilişsel üstünlüğünü yayılarak dünyayı istila etmek için kullandı. Çeşitli bölgelere ve iklimlere dağılan insanevladı, bir diğeriyle kurduğu bağlantıları da kaybederek farklı kültürel değişimler geliştirdiler. Sonuçta her biri kendine has bir yaşam biçimi sürdüren, farklı davranış biçimlerine ve dünya görüşlerine sahip insan kültürleri ortaya çıktı. 70 bin yıl öncesiyle kıyaslandığında, 20 bin yıl önce Sapiens ailesinin nüfusu çok daha kalabalık olmalıdır. Ancak Avrupa’daki Sapiens ailesi veriyi Çin’deki akrabalarından çok daha farklı işlemekteydiler. Çünkü aralarında bir bağ bulunmamaktaydı. 

İkinci Aşama Tarım Devrimi’yle başladı. Bu dönem 10 bin yıl önce yerleşik hayata geçmekle başladı ve 5 bin yıl öncesine, yazının ve paranın icadına kadar devam etti. Tarımın demografik büyümeyi hızlandırmasının bir sonucu olarak ‘insan işlemciler’in sayısı da hızla artış gösterdi. Eşzamanlı olarak insanların aynı yerde yaşamaları mümkün oldu. Aile tipi yerleşimler ve köylerle birlikte aynı çatı altında toplanarak birbirine sıkıca bağlı yerel ağlar oluşturulabildi. 

Tarım, farklı ağların birbiri ile iletişime geçerek ticaret yapmasına da ön ayak oldu. Yine de insanlar bir merkezkaç kuvveti etkisiyle bireysel davranışlara meyilliydiler. Yazı ve para olmaksızın insanların şehirler, krallıklar ve imparatorluklar kurması mümkün değildi. Her biri kendine has yaşam tarzı sürdüren, farklı dünya görüşlerine sahip sayısız küçük kabilelerden oluşan insan türünü bir çatı altında toplamak hayal bile edilemezdi. 

Üçüncü Evre, beş bin yıl evvel yazı ve paranın icadıyla başlayıp Bilimsel Devrim’e kadar devam eden aşamadır. İşbirliğinin yazı ve para sayesinde oluşturduğu çekim gücü, merkezkaç kuvvetlere boyun eğidirdi. İnsan toplulukları şehirler ve krallıklar kurmak üzere birleşti.

 Bu dönemin ilk bin yılı sonunda farklı şehirler ve krallıklar arasındaki siyasi ve ticari bağlar, imparatorlukların ve evrensel dinlerin ortaya çıkmasına yol açtı. Öte yandan insanlar, bilinçli biçimde, tüm yerküreyi saracak tek bir ağ örmenin hayalini kurmaya başladılar.

 Bu rüya, tarihin dördüncü aşamasında, 1492 sonrasında gerçeğe dönüştü. Erken modern dönemin kâşifleri, istilacıları ve tüccarları tüm dünyayı saracak ağın düğümlerini ince ince dokumaya başladılar. Kolomb’un döneminde örülmeye başlanan örümcek ağı, 21.nci yüzyılın çelik ve asfalttan üretilmiş kafesi haline geldi.

 En önemlisi, bilginin, bu küresel yapının her parçasında giderek daha da serbestçe dolaşmasına izin verildi. Kolomb, Avrasya ve Amerika ağını birbirine ilk kez bağladığında çok az miktarda veri kültürel önyargıların, katı sansürün ve siyasi baskının barikatlarını aşarak okyanusun öteki tarafına ulaşabilmişti.

 Yıllar geçtikçe serbest piyasa, bilim, hukukun egemenliği ve demokrasinin yayılması, bu barikatların kaldırılmasını sağladı. Genellikle demokrasinin ve serbest piyasanın “iyi” olduğu için bu yarışı kazandığı düşünülür. Oysaki mevcut başarı, “kültürel veri işleme sisteminin geliştirilmesi” sonucu elde edilmiştir. Özetle, insanevladı geçtiğimiz 70 bin yılda önce yayıldı, daha sonra farklı gruplara ayrıldı ve nihayetinde de yeniden birleşti.

 Gelgelelim bu birleşme süreci bizi başladığımız noktaya geri götürmedi. İnsan toplulukları bugünün kasabasında bir araya geldiğinde, yol boyunca toplayıp geliştirdikleri araçların, düşüncelerin ve davranışların eşsiz mirası da onlara eşlik etmekteydi. Bugün modern kilerlerimiz Anadolu’nun buğdayı, And Dağları’nın patatesi, Yeni Gine’nin şekeri ve Habeşistan’ın kahvesiyle dolup taşıyor. Aynı şekilde dilimiz, dinimiz, müziğimiz ve siyasetimiz de gezegenin her köşesinden toplanmış mirasla zenginleşmiş durumda!

 Eğer bugün için insan türü tek bir bilişim sisteminden ibaret ise bunun son çıktısı ne olabilir? Dataistler, yeni ve çok daha etkin bir bilişim sisteminin gelişmekte olduğu ve tüm nesnelerin bağlı olacağı bu sistemin Homo Sapiens’in sonunu getireceği, iddiasındadırlar.

 (*) Alıntı. Bakınız: Homo Deus, Yuval Noah Harari, Kolektif Kitap 2016.

(**) Bilişsel Devrim: İnsanların birbiri ile iletişime geçerek ileri seviyede kavrama, konuşma ve öğrenme gibi yetenekler kazanması olarak tanımlanır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



403 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076