Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi11
Bugün Toplam494
Toplam Ziyaret1405039
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
ÇAKALLI’DA SÜNNET, SÖĞÜTLÜ’DE GÜREŞ (1)
09/11/2017
Ülke yönetimi merkezi ve yerel idarelerden oluşur.
Genel çizgileri ile yasalarımıza göre Merkezi İdare, başkentte Bakanlıklar, taşrada Valilikler ve Kaymakamlıklar şeklinde teşkilatlanmıştır.
Başkent’te, şahsında Devleti temsil eden Cumhurbaşkanı ile Hükümet üyesi olan Başbakan ve Bakanlar; taşrada Devleti ve Hükümeti temsil eden Vali ve Kaymakamlar, tavır ve davranışlarında bu “temsilin gerektirdiği özeni göstermek” zorundadırlar.
“Temsilin gereği” sadece bu makamları işgal eden kişilerin davranışlarında değil, bu kişilere karşı yapılan davranışlarda da dikkate alınmak mecburiyetindedir. Bu anlamda vatandaşların Cumhurbaşkanı ve Hükümet üyeleri ile Vali ve Kaymakamlara karşı
gösterdikleri saygı ya da saygısızlık, sonuçta Devlet’in ve Hükümet’in manevi kişiliğine karşı gösterilmiş sayılır.
Temsil makamında bulunanlar kendi davranışlarıyla, temsil ettikleri manevi kişiliklerin incinmesine yol açacak eylem ve tutumlardan kaçınmak, sakınmak zorunda oldukları gibi;
üçüncü kişilerin saygısızlık içeren eylem ve tutumlarına karşı da gereken özeni ve -lüzum hasıl olduğunda- gerekli tepkiyi de göstererek, Devlet saygınlığının korunmasına dikkat etmekle yükümlüdürler.
…………………………………………………………..
Karaisalı kaymakamı iken Adana İl Sağlık Müdürlüğü koltuğunda Nevzat Şahan adında, iktidar partisine angaje bir pratisyen hekim oturuyordu. Karaisalı İlçe Sağlık Ocağı sorumlu tabipliği görevini ise Dr. Muzaffer Ertürk yürütmekteydi. Doktor bey özel hayatında çalkantılı, giyimine kuşamına özensiz, biraz içine kapanık, içine kapanık olduğu için de alıngan ama mesleğini seven biriydi.
Bir gün; “İl Sağlık Müdürlüğü’nce Karaisalı Çakallı köyünde toplu sünnet programı planlandığını, sünnet tecrübesi olan bazı personelle birlikte kendisinin de hazır bulunmasının istendiğini,” bildirdi.
“- Konu hakkında gelen herhangi bir resmi yazı hatırlamıyorum. Eğer programı İl Sağlık Müdürlüğü düzenlemişse ilçe kaymakamlığının da bilgilendirilmesi gerekmez mi?” diye sordum. Ayrıntılardan onun da bilgisi yoktu. İki gün önce Adana’da yapılan toplantı bitiminde,
İl Sağlık Müdürü Muzaffer Beyi odasına çağırtmış ve orada yüz yüze görüşmede bildirmişti.
“- Bekleyelim. Belki de bilgi verirler,” diyerek ayrıldık.
Dr. Ertürk, uygulama öncesi son Cuma, yine kaymakamlığa gelerek; “Cumartesi günü, yarın, yapılacak toplu sünnet programına katılıp katılamayacağımı,” sordu. “Davet edilmediğimi,” söyleyince;
“- Kaymakam bey ben davet ediyorum. Beraber gidelim,” dedi. Ben de:
“- Programın düzenleyicisi değilsiniz ki davet edesiniz. Benim programa katılarak, ‘misafirin misafiri’ olmamı mı istiyorsun?” dedim. Gülüştük.
“- Yine de siz, benim adıma ev sahipliği yaparsınız. Yapılan hizmet, sonuçta bizim insanımızadır,” diye ekledim.
Takip eden hafta içerisinde Dr. Muzaffer beyle görüştüğümüzde:“Programın gelecek seçimlerde aday olmak isteyenlerin şovuna dönüştürüldüğünü,
büyük ihtimalle İl Sağlık Müdürü Nevzat Bey’in de adaylık düşündüğünü,” anlattı. “İl Sağlık Müdürü’nün selamını ve bir ricasını getirdiğini,” söyledi. “Müdür Bey, toplu sünnet programı iderlerinin Kaymakamlıkça ödenmesini,” rica etmekteymiş. (!)
Bu tavır hoşuma gitmedi.
“- Kendisi yüzüme karşı söyleyememiş mi ki, selam göndermiş? Doğrudan isteseydi bari!” dedim.
Doktor bey bu sözümü İl Sağlık Müdürü’ne nasıl aksettirdi, bilmiyorum. Bir kaç gün sonra İl Sağlık Müdürü telefonla aradı. Hiç de samimi olmadığımız halde:
“- Kaymakam bey, çok bekledik sünnet şölenimize gelmediniz. Çok güzel geçti. Otuza yakın sünnet yaptık,” diyerek söze girdi. Ben de:
“- Önceden haberim olsaydı sünnet programını Sağlık Ocağı’na 3 km. uzaklıktaki Çakallı yerine, ihtiyaç olan Barakdağı, Gerdibi, Kızıldam gibi bir köyde yapardık. Ayrıca, davet etmediniz ki? Yoksa davet ettiniz de bana mı ulaşmadı? Ben davet almadım. Ama yapılan bir hizmettir. Hayırlı olsun!” dedim.
Müdür Bey, orada kalmadı. Pişkin pişkin devamla:
“- Ya kaymakam bey, şölen için biraz masrafımız oldu. Faturasını göndereyim de bir zahmet ödeyiverin. Çakallı Karaisalı’nın köyü biliyorsunuz,” deyince, tepem attı.
“- Bakın müdür bey,” dedim.
“- Sizi anlamakta zorlanıyorum. Siz çok yüzsüz ve kaba birisiniz. Gerçekten havsalam almıyor. Benim ilçemde sünnet şöleni yapıyorsunuz, resmi haberim yok. İlçe kaymakamını da davet etmek, aklınıza bile gelmiyor. Hadi hepsini hoş karşılıyorum. Ama bu tavrınız? Biraz fazla olmuyor mu? Ben olsam, böyle bir teklif için biraz düşünürdüm. Karşınızda sizin mali işler şube müdürünüz yok.Teklifinize halk dilinde: ‘Sen edeceksin, parasını ben mi ödeyeceğim?’ denir. Kusura bakmayın, bu söylediğiniz mümkün değil!” diyerek, telefonu kapattım.
Benim yerimde siz olsanız ne yapardınız?


584 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076