Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam529
Toplam Ziyaret1405074
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
SİYASİ AYAK 10: YAHUDİLER VE AMERİKA BAĞLANTISI
13/01/2020
Rahmetli gazeteci Uğur Mumcu’nun yarım kalan çalışmasının adı, “Kürt Dosyası” idi.
Mumcu, Barzani-İsrail bağını çözdükten iki hafta sonra suikastla susturuldu ve bir daha da onun gibi yazan gelmedi.
2 Nisan 1947’de İkinci Dünya Savaşı bitti. 27 Kasım 1947’de BM Genel Kurulu Filistin’de bir İsrail ve bir de Filistin devleti kurulması kararını aldı. 14 Mayıs 1948 tarihinde Bağımsız İsrail devleti kuruldu. Bunun ardından İsrail’in, “Tevrat’ta İsrailoğullarına vaat edildiği,” iddia edilen topraklara genişleyerek, Büyük İsrail’in kurulmasına sıra gelmiş oldu. Tevrat’a göre, Şeria’da Yeşu’ya seslenen Tanrı, İsrail’in sınırlarını şöyle çizmekteydi:
“Kulum Musa öldü.
Şimdi kalk, bütün halkla birlikte Şeria Irmağı’nı geç.
Size, İsrail halkına vereceğim ülkeye girin.
Musa’ya söylediğim gibi, ayak basacağınız her yeri size veriyorum.
Sınırlarınız çölden Lübnan’a, büyük Fırat Irmağı’ndan –bütün Hitit ülkesi dâhil- batıdaki Akdeniz’e kadar uzanacak.”
……………..
“Hitit ülkesi” denilen yer Anadolu’dur. Yani İsrail Anadolu’ya göz dikmektedir. Bunu da Yahudilerin tahrif edilmiş kutsal kitabına dayandırmaktalar. İngiliz’in ve Avrupalı’nın Sevr’de yazdıkları Ermenistan projesini de buna eklerseniz, “İsrail Karadeniz’e ulaşacak; böylece bizim, Asya’daki Turaniler’le coğrafi bağımız koparılacak, zamanla da yok edileceğiz,” demektir.
Yahudi tarihine yazılmış, “Tanrı vaadi ve buyruğu” olarak ne varsa, Siyonist Yahudilerin ve İsrail’in bunları gerçekleştirmek için küresel bir siyaset izleyeceği ve bölgemizde yeni oyunlara girişeceği apaçık ortadadır. Bugün Irak ve Suriye kuzeyinde Kürtler, Nesturiler, Ezidiler, Keldaniler, Süryani ve Ermeniler Suriye Demokratik Güçleri adı altında, PKK/YPG yönetiminde, ABD eliyle silahlandırılıyor. Türkiye şu anda, 1918-1922 sürecini farklı kimlikler üzerinden yeniden yaşıyor.
Dünya Siyonist Dergisi Kivunim’de “1980’lerde İsrail İçin Strateji” başlığıyla bir plan deşifre edilmişti. Bu planda nihai amacın, birinci aşamada, “Ortadoğu’daki tüm ülkeleri parçalayıp, kendisine yetemeyen, dışa bağımlı; ordusu bulunmayan kukla devletçikler haline
getirerek, bunların İsrail’e herhangi bir tehdit oluşturmasını engellemek,” ikinci aşamada ise “Kutsal kitaplarında kendilerine vaat edildiğine inandıkları topraklara egemen olabilmek için bu devletçikleri ortadan kaldırmak,” olduğunu bilmek ve yeni kuşaklarımıza da öğretmek zorundayız!
Türkiye özelinde, “Doğu Anadolu’da bir Ermeni-Kürt Devleti kurarak Anadolu’nun
Asya’daki akrabalarıyla ilişkilerini kesmek; ardından da Anadolu’yu kendi içerisinden yıkmanın yollarını aramak”, bu planın nihai amaçlarındandır.
Ortadoğu’da Rus-Amerikan çekişmesi İkinci Dünya Savaşı sonrası hızlanmıştır. Önce Rusya, İran’da bir Kürt Mahabad Devleti (1946), arkasından da İngiliz-Amerikan yapımı, Filistin’de bir İsrail Devleti (1948) kurduruldu. Birincisi yaşayamadı ama Rusya’nın eli Kürdistan Demokrat Partileri üzerinden (Ki bu Barzani Ailesi demektir!) bölgede kalmaya devam etti.
11 Eylül terör saldırısı bahanesiyle, ABD askerleri Ortadoğu’ya kazık çakmış oldular.
Üstelik Irak’ın kuzeyindeki Barzani ve KDP de artık ABD himayesine alınmış oldu.
Büyük Ortadoğu Projesi adıyla sunulan bir ABD planında Kürtler kullanılarak Irak, İran, Türkiye ve Suriye’nin parçalanacağı açıklandı. Bizim, kapasitesi yetersiz yöneticilerimiz de bu projenin eş başkanı oldular. Bu noktada, sorgulanması gereken, yönetenlerimizin “kapasitesi” mi yoksa “cürüm ortaklığı” mı? Benim ulaştığım açık kaynaklar daha fazlasını görmeme izin vermiyor. Takdir okuyucunundur.
Amerika, Büyük Ortadoğu Projesi’nde geçen Kürdistan için şöyle diyor: “Diyarbakır’dan Tebriz’e kadar uzanan bağımsız bir Kürdistan, Bulgaristan ve Japonya arasında en Batı yanlısı devlet olacaktır.” “Bölgede yapılacak adil bir düzenleme Irak’taki üç Sünni ağırlıklı bölgeyi budanmış bir devlet haline getirecektir ve bu bölgeler zaman içerisinde Akdeniz’e yönelmiş bir Büyük Lübnan’a, kıyılarını kaybetmiş olan Suriye ile birleşmeye karar verebilir ki bu durumda Fenike yeniden doğmuş olur.”
Amerikalının “Fenike” dediği yer Tevrat’ta geçen “Kenan” diyarı, yani İsrailoğulları’nın milattan önceki coğrafyasıdır. BOP denilen bu projenin fikri temellerinde Sevr’in yattığı apaçık ortadadır. “Topraklarımız Üzerinde Bir Kürdistan Kurulması Projesi” için, Sevr’e dayandığından İngiliz, BOP’a dayandığından Amerikan, Tevrat’a dayandırıldığı için de Yahudi projesi diyebiliriz. Sonuçta bizim dışımızda ve bizi yok etmeye yönelik, herkesin üzerinde anlaştığı “kutsal nitelik taşıyan” Küresel Bir Proje bulunduğunu görüyoruz.
Bu yazı serisinde daha önce bahsedilen, “Türkiye ve ABD Hükümetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Anlaşma” kapsamında, Anadolu’dan çocukların, özellikle azınlık çocuklarının, seçilip bursla Amerika’da yetiştirildikten sonra Türk Devlet kadrolarına kripto olarak yerleştirildikleri hatırlansın ve bu kişilerin Amerikan çıkarlarına hizmet ettikleri, edecekleri unutulmasın!
Bu anlaşma doğrultusunda, zamanla Cumhuriyetçi gençlik yetiştiren Köy Eğitmen
Kursları, Millet Mektepleri, Köy Enstitüleri, Halkevleri ve Türk Ocakları kapatılarak yerlerine “cemiyet/dernek” ya da “kurs” adı altında Halidi Nakşî tarikatı tekkelerinin açıldıkları;gelecekte ülkeyi yönetmek üzere Gümüşhanevi ve İskenderpaşa tekkelerinde siyasetçi yetiştirildiği, bu siyasetçiler eliyle, “Programları Amerikalılarca yazılan” siyasi partiler kurulduğu ve böylece ülke siyasetine yön verildiği, insanımızca iyi bilinsin, iyice bellensin isterim!
Son çeyrek yüzyılda sadece Gümüşhanevi tekkesinden üç Cumhurbaşkanı, iki
Başbakan çıkmış; ülkemiz kaderine el koymuşlar ve yönlendirmişlerdir! Ak Parti’nin ilk, Türkiye Cumhuriyeti’nin 58 inci Hükümeti’nde yer alan 25 bakandan on dokuzunun Halidi Nakşî Tarikatı ile bağlantısı ortadayken, 15 Temmuz’da “siyasi ayak” kim olabilir sizce?
Ne acıdır ki, Haçlı-Siyon Ortak Planı ABD ve Avrupa devletleri desteğinde, tıkır tıkır
işlemekte! Bizi yönetenler de hem seyretmekte, hem çanak tutmaktalar.
“15 Temmuz Kalkışması nerelerle bağlantılıymış da haberimiz yokmuş,” demeyin sakın!
Dahası var.


413 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076