Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam508
Toplam Ziyaret1405053
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
BEKA SORUNU VAR MI, YOK MU?
27/02/2019
“Bıktık bu söylemden,” diyebilirsiniz. Ama ben yine “beka” konusu üzerinde gezeceğim biraz.
İktidar partileri, “Türkiye’nin bir beka sorunu olduğunu,” muhalefet ise, “Böyle bir sorunun olmadığını, iktidarın bir algı operasyonu yaptığını,” söylüyor. Vatandaş bir tereddüt girdabında git-gel’leri yaşamakta.
Benim değerlendirmeme göre ülkemizin bir beka sorunu olmakla birlikte, “Beka sorununun mahalli idareler seçimi ile doğrudan bir ilintisi,” yoktur.
Son yirmi yılda beka sorununu fiilen yaşayan ülkeler Irak, Libya, Suriye ve Venezüella’ya baktığımızda ne görürüz ortak olan?
Bu ülkeleri beka sorunu ile karşı karşıya getiren dış güçler değil, muhalefeti susturan, demokrasiyi yok eden, tek adam rejimi kuran, kaynaklarını çarçur, halkını yoksulluğa mahkûm eden ve sonuç olarak ülkesini dış güçlerin hedefi haline getiren Saddam, Kaddafi, Esad ve Maduro’dur. Bağımsız medyayı yok ederek, özgürlükleri kısıtlayarak, seçimlerin demokratik meşruiyetini ortadan kaldırarak, muhalefeti baskı ve tehditle susturarak, anayasalarını askıya alarak ülkelerini beka sorunu ile karşı karşıya getiren kendi yöneticileridir.
Bu ülkelerin ortak özelliği yukarıda saydığım sorunları yaşamış olmalarıdır. Yöneticileri demokrasiyi, hukuku, özgürlükleri, bağımsız medyayı, bağımsız yargıyı yok ederken; halkı tek adam rejimine destek vererek ülkelerini dış güçlerin operasyonlarına karşı korunaksız hale getirmişlerdir.
Bütün bu ülkelerde uygulanan politikaların benzeri bizde de uygulanırken, “Ülkenin beka sorunu yoktur!” demek; ülkede tam olarak ne olduğunu kavrayamamak değil midir? Ülkemiz ciddi bir beka sorunuyla karşı karşıyadır.
Diğer taraftan, “Aman ha, beka sorunu var!” deyip iktidarın arkasında hizaya giren ve kendilerini milliyetçi-ülkücü diye tanımlayanları anlamak mümkün değildir. Ya bu adamlar milliyetçi değil, ya da menfaat girdabında ülkenin geleceği ile ilgili gerçekleri görmek istemiyorlar.
“Beka sorunu var,” diyerek tüm bu sorunlara kaynaklık eden politikaların uygulayıcısı iktidarın yanında kümelenmek… Hakikaten anlaşılır gibi değil. Bu tehlikeyi atlatmamızın yolu bütün bunlara neden olan iktidarın etrafında kenetlenmek değil, ona meşruiyet sağlayacak söz ve davranışlardan kaçınmak olmalıdır.
Yapılması gereken beka sorununa neyin kaynaklık ettiğini topluma açık ve net bir şekilde anlatmaktır.
Bir ülkede bağımsız yargı yoksa…
Ülkeyi yönetenler açık biçimde anayasa ve yasaları hiçe sayıyorsa…
Ülkede olup biteni topluma anlatacak bağımsız bir medya kalmamışsa…
Ülke tek adam rejimine teslim olmuşsa…
Devlet parti devletine dönüşmüşse…
Meclis bütünüyle etkisiz hale getirilmişse…
Seçimlerin meşruiyetine gölge düşürecek uygulamalar her gün daha da artıyorsa…
Ülke yönetiminde, iktidarda kalmayı her şeyden daha önemli gören bir anlayış varsa…
Bu anlayış, toplumun yarısını düşman görüyor ve bu düşmanlığı körüklemekten
kaçınmıyorsa…
Topluma, “Silahlanın,” diyerek alenen iç savaş çağırısı yapanlara tek bir savcı çıkıp da, “Gel bakalım buraya sen ne diyorsun?” diye soramıyorsa…
Ve bu akıl almaz çağrıya, iktidar kanadından hiç bir itiraz ya da kınama gelmiyorsa…
Din-toplum ilişkisini sağlıklı bir zemine oturtamamış iken, laiklik açık bir şekilde tahrip ediliyorsa…
Özgürlükler kısıtlanmış, demokrasi askıya alınmışsa…
Liyakat bütünüyle devre dışı bırakılmış, ülke yönetiminde kayrılanlar söz sahibi yapılmışsa…
“Dindar, kindar nesil yetiştireceğiz,” saçmalığıyla eğitim dünya gerçeklerinden koparılıp koca bir nesil cehalete mahkûm ediliyorsa…
Toplumu birbirine bağlayan değerler hoyratça tahrip ediliyorsa…
Gıda da bile dışa bağımlı hale gelinmişse…
Her biri birer “bağımsızlık kalesi” olan iktisadi kurumlar, özelleştirme adı altında yabancıların eline geçmişse…
Devletin kurucu değerleri ve kimliği, Devleti yönetenlerce horlanıyor ve unutturulmaya çalışılıyorsa…
Bekamızdan emin olduğumuzu söyleyebilir miyiz?
Bir mafya özentisinin, açıktan toplumun bir yarısını diğer yarısına karşı silahlanmaya çağıracak cesareti bulması ve iktidarın buna müsamaha göstermesi gerçek bir bekasorunudur.
Ülke nüfusunun yüzde altısını bulan sayıda mülteci grubunun ülkenin içinde elini kolunu sallayarak dolaşıyor olması beka sorununun ta kendisidir.
Eğitimi çökmüş, bilimden, sanattan, felsefeden uzaklaşmış bir ülke ciddi anlamda beka sorunuyla karşı karşıyadır.
Laikliğin olmadığı bir Türkiye, yıkıma sürüklenmiş bir ülkedir.
Bütün bunlar ortadayken iktidar gerçekleri saptırıp kendi siyasi sorumluluğunu gözden kaçırarak, “Ülkede beka sorunu var!”derken; muhalefetin, “Hayır, beka sorunu yok!” demesi, ülkemizin ve toplumumuzun getirildiği duygular ve inançlar karmaşasını gösterir.
Bu seçimin sadece bir yerel seçim olmadığını, seçimler sonuçlandığında hepimiz göreceğiz.
İktidar partilerinin bekadan anladığı, ülkenin değil, kendi iktidarlarının bekasıdır.


548 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076