Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam265
Toplam Ziyaret1409238
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
İSTATİSTİKLER BİLE UTANDI!
15/11/2018

Önce Cumhurbaşkanı topluma bir şeyler üfürdü. Neymiş “refah düzeyi yükseldiği için et tüketimi artmış(mış), tüketim yani talep arttığından da et fiyatları yükselmekte(ymiş)”. 

Milletçe alışığız bu tür kısa devre çıkışlarına. Hoş gördük gitti. 

Sonra Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli çıktı bir şeyler söyledi. 

Güya “2002 yılında Türkiye’de kişi başına tüketilen et miktarı 6 kg(mış), bugün ise refah düzeyi artışına paralel olarak 15 kg.’a ulaşmış(mış)!” 

Fatih Portakal’ın kulaklarını çınlattılar desem yeridir. “- Aklımızla alay ediyorlar!” demişti ya.  

Sade vatandaş bunlara inanır, inanacaktır. Çünkü o hâlâ Devlet'ine inancını kaybetmemiş. Devlet adamının rakamları çarpıtacağını bilmiyor. Gerçek rakamlara ulaşmak, Bakanın söylediğini sorgulamak gibi bir düşüncesi de yok, olamaz. 

Ama ben, hayvancılık sektörüne yıllarını vermiş birisi olarak, Herkes için “……….dir, ne derse yeridir” deyip geçemiyorum.  Bir araştırma yaptım, kendimce. 

Sonuç ?

Sonuç şu:

“TÜİK verilerine göre, 2002 yılında 6,7 kg olan kişi başı kırmızı et tüketimi, 2016 yılında 14,8 kg olarak gözüküyor. Yetkililer de bu verileri kamuoyuna açıklıyor. Ancak bu artış gerçeği yansıtmıyor. Çünkü 2010 öncesi TÜİK verileri mezbaha dışı kesimleri kapsamıyor. Nitekim 2009’dan 2010’a kırmızı et üretiminin 412 bin tondan 781 bin tona çıkması bunu doğruluyor. Neredeyse iki kata varan bu artışın nedeni; mezbaha dışı kesimin de istatistiğe dahil edilmesi ve bu nedenle 2010 öncesi et üretiminin olduğundan daha düşük gözükmesidir.


Konu uzmanlarına göre; eğer mezbaha dışı kesimler de dikkate alınırsa 2002 yılı kırmızı et üretimi 1 035 700 ton ve kişi başına düşen miktar 15,7 kg’dır. 2016 yılı kırmızı et üretimi ise TÜİK verilerine göre 1 173 000 ton olup ve kişi başına düşen miktar 14,8 kg. olarak hesaplanıyor.”

Dolayısıyla kendimizi kandırmanın gereği yok. 2016 yılında kişi başına kırmızı et tüketimi, 2002 yılına göre fazla değil tam tersine daha düşüktür.

İnanmayanlar FAO (Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü) istatistiklerine baksınlar.


Daha da inanmazlarsa onlara bir bilimsel çalışma öneririm. İncelesinler: "Celal DEMİRKOL’un doktora tezi, Namık Kemal Üniversitesi , Tarım Ekonomisi Bölümü, 2007".

Sonuç olarak bu söylemlerden ben ve benim gibi insanları bırakın İSTATİTİKLER BİLE UTANMIŞTIR!

Bilgilerinize saygı ile efendim.

 

 

 



576 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.781718.8569
Euro20.501920.5841