Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam351
Toplam Ziyaret1332815
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
TÜRK MİLLETİ VE DEVLETİMİZİN BEKA SORUNU -7-
12/03/2018
TÜRKİYE ÜZERİNE KEHANETLER VE TARİH BİLGİSİ

“Her şey bitti, kehanetlere mi kaldık?” diye düşünebilirsiniz. Benimkisi sadece bir fikir cimnastiği.

Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal´ın “Türk İmparatorluğu´nun Yıkılışına Dair Kehanetler” adlı kitabında, Türkiye´nin geleceğine yönelik bir takım kehanetler bulunduğunu paylaşmak istedim sizlerle.

Kitabın asıl yazarı, Atina doğumlu Bizanslı bir Tarihçi Laonicus Chalcondyles´tir. 1423´de doğduğu bilinen Chalcondyles´in 1490´da öldüğü varsayılmaktadır. Doğu Roma İmparatorluk belgeleri, yazarın, VIII. John Paleologos tarafından 1446´da Osmanlı Padişahı İkinci Murat´a, “İstanbul´a uyguladığı kuşatmayı kaldırması için” gönderilen Bizans heyetinde elçi düzeyinde yer aldığını doğrulamaktadır. 1453´de İstanbul´un Türkler tarafından fethedilişine tanıklık ettiği kesindir. Kitap metnini Fransızcaya çeviren ve yorumlayan, dünyanın en ünlü şifre yazıcısı olarak kabul edilen Fransız Blaise de Vigenere, yayıncısı ise Arthus Thomas´tır. Kitap, 1630 yılında yayınlanmıştır.

Vigenere, 5 Nisan 1523´de dünyaya gelmiş, 1596´da ölmüştür. 17 yaşındayken Kraliyet diplomatik-istihbarat dairesine alınmış ve tam 30 yıl burada görev yapmıştır. Günümüzde de kullanılan ve kırılması imkansız sayılan ünlü “autokey” diye bilinen “de Vigenere” şifresini kurmuştur. Bu çok gizli şifre, özellikle askeri istihbaratta kullanılmıştır. Yayıncı Artus Thomas´ın ise nerede, ne zaman ve nasıl yaşadığı, öldüğü bilinmemektedir.

Kitaptaki öngörülerde; “Fatih Sultan Mehmet´ten sonraki XVI. padişah döneminde Osmanlı Devleti içeriden çökmeye başlayacak ve padişahı kendi tebaasından biri devirecektir,” deniliyor. Fatih Sultan Mehmet´ten sonraki XVI. padişah III. Ahmet´tir. 29 Eylül 1730´da, kitabın yayınlanmasından tam 100 yıl sonra, Hıristiyan ve Arnavut asıllı yeniçeri Patrona Halil tarafından tahttan indirilip öldürülmüş; Osmanlı´nın çöküşü de böyle başlamıştır

Kitapta, “Türk İmparatorluğu, 1920´de çökecektir,” deniliyor. Gerçekten de 1920´de TBMM Hükümeti kurulunca Osmanlı Devleti yok olmuş sayılmaktadır.

Bununla da bitmiyor. “Osmanlı´nın çöküş döneminde kendisi Hıristiyan topraklarında yetişen ama Müslüman olan bir prens ve başkomutan ortaya çıkacak. Ancak Hıristiyanlar tarafından hiç dikkate alınmayan bu başkomutan, Türk devletini yeniden kuracak ve Batı´ya yönlendirecektir,” öngörüsü yapılmıştır. Bu kişi, Türkiye Cumhuriyeti´nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olmalıdır.

Kehanete göre, “Yeni Türk Devleti´nin başına geçecek XI. kişinin adı on bir harfli olacaktır”. Çok ilginçtir; XI. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´ün ad ve soyadındaki harflerin toplamı da on birdir.

Kitapta, “XI. kişi döneminde yeni Türk devleti, büyük bir sarsıntı yaşayıp yıkılma noktasına gelecektir,” kehaneti de var. A. Gül, R.T. Erdoğan dönemde zirve yapan “KCK Paralel Devleti” ve “FETÖ Paralel Devleti” yapılanmalarının bizi bu safhaya getirdiğini; 15 Temmuz 2016 kalkışmasında da “direkten döndüğümüzü” söyleyebilir miyiz?

Ayrıca “Hıristiyan Prensliklerin birleşmesi, Türk İmparatorluğu´nun sonunu getirecektir,” deniliyor. Bu birleşme, Avrupa Birliği yapılanması olmasın? Maalesef bu kahin, yeni Türk Devletini, başına geçecek XI. kişiden sonra “yok” kabul etmiştir.

Devletimiz var olmaya devam ettiğine göre, “sonuçta adı üstünde, kehanet”, deyip geçebiliriz. Daha fazla kafaya takmanın gereği yok.
………………………………………..
Kehanetlerden daha önemlisi, devlet yöneticilerinin tarih bilmelerine olan gerekliliktir. Azıcık değil hem de, oldukça iyi tarih bilmeleri gerekir. Bilgi kaynakları da Kadir Mısıroğlu, Mustafa Armağan gibi şarlatanlar değil, ciddi kaynaklar olmalıdır. Yakınlarında, günümüz olaylarını, tarihi derinlikte yorumlayabilecek yetkin bilim adamları bulunmalıdır.

Türk devlet adamı, yazının icadından günümüze uzanan Türk ve Dünya tarihini bilmezse sağlıklı kararlar alamaz. Bilge Kağanı, Vezir Tonyukuk´u ve onların “taşa kazınan tecrübe ve öğütlerini” bilmezse, yanlış kararlarla milletin bekâsını tehlikeye düşürebilir.

Türk devlet adamı, Ulusal kökenimizi, kaynağımızı, tarih içerisindeki yolculuğumuzu ve konaklama yerlerimizi; yeryüzüne dağılmış akraba toplulukları, onların bağımsızlık mücadelelerini, geçmişlerini ve geleceğe yönelik beklentilerini bilmek zorundadır.

Yeryüzüne dağılmış Türklerin, çoğunlukla benimsedikleri İslam dinini, ne zaman, nerede ve nasıl kabul ettiklerini; yetiştirdikleri din ve fikir adamlarının dinle ilgili yorum ve düşüncelerini, dine olan katkılarını, bilmek durumundadır.

Anadolu´ya geldiğimiz günden bugüne, mevcut ve nükseden Türk´e yönelik toplu imha girişimlerini, büyük suikastları, kısaca Haçlı Seferleri tarihini; Hıristiyan ve Yahudi toplumlarındaki dini taassubu, bu taassup içerisinde Türklük algısını ve Türk´e yönelik düşmanlığı; Avrupa´nın dinde reform hareketlerini, Rönesans ve sonuçlarını; aydınlanma düşüncesini bilmelidir.

Atatürk ideolojisini kavrayamayan, anlayamayan biri; Türk Devletini yönetmeye kalktığında her kararının milli bekamıza zarar vereceğini, o kişi bilmese de bizler bilmeliyiz.

Günümüzde var olan ulusların yakın ve uzak emelleri bilinmelidir. Hele de Türk Milleti aleyhinde plan ve proje üreten Bizans-Siyon işbirliği akıldan hiç çıkarılmamalıdır.

Kapitalizm, para babası Yahudi asıllı küresel gücün sahibi para baronları; emperyalizm ve emperyalist uygulamaların günümüz versiyonları; çok uluslu şirketlerin ülkeleri ele geçirmeye yönelik taktikleri, mutlaka bilinmelidir.

Bilinmezse, bugün olduğu gibi, sık sık; “Yanılmışım, hata yaptım. Kandırıldım! Aldatıldım, milletim ve Allah beni affetsin!” demek zorunda kalınır. Millet affetmesine affeder de, olan milletin ve çocuklarımızın geleceğine, huzurumuza, refahımıza olur. En kötüsü de, “zengin bir coğrafyada, zengin toprakların fukara bekçileri” olarak yaşamaya devam ederiz.

Bunun daha kötüsü de var elbet; dile almak, akla getirmek dahi istemediğim durumlar!

15 Temmuz kalkışmasına “darbe” diyenlere; “O bir darbe girişimi değil, topyekun kalkışmadır, isyandır!” diyebilmeliyiz. Darbe, iş başındaki iktidara karşı olur. Burada ise düşman eliyle devşirilmiş asker, polis, akademisyen ve başka bazı işbirlikçiler Türk Milleti´ne, onun göz bebeği ordusuna ve Türk Devleti´ne saldırmışlar; Türk Milleti´ni sırtından bıçaklamışlardır.

Hep onu düşünürüm. Kalkışmanın yargı, asker, polis, akademisyen, gazeteci, iş insanları ayakları bulunup, yargıya teslim edilmiş; siyasi ayağı -güya- tespit edilememiştir. Siyasi ayak ülke siyasetine egemen olanlar değilse kimdir?

Askeri, polisi, hakimi, din adamını, iş adamını, akademisyeni devşirenler; siyasetçiyi de devşirmiş olamaz mı? 
DEVAM EDECEK.


513 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
AYAN BEYAN (1) - 14/03/2022
“Ayan” “gözle görülen, açık, belli,” “beyan” ise “bildirme, söyleme” anlamlarına gelir. İki sözcük birlikte yazıldığında, “ayan beyan”, “besbelli, apaçık, açık seçik bir biçimde…” demektir.
 Devamı
AlışSatış
Dolar17.928518.0003
Euro18.311018.3843