Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam549
Toplam Ziyaret1405094
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
İŞ PARAYLA YAPILIR
16/05/2017

Kamu hizmeti ile yükümlü olan kurumlara Devlet bütçesiyle harcayabilecekleri bir ödenek tahsis edilir. Kurumlar bu parayı harcayarak hizmet üretirler. 

Anayasamıza göre; İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır.İllerin idaresi yetki genişliği esasına göre yürütülür. 

Devlet, merkezi idare, yani bakanlıklar ve bakanlıklara bağlı katma bütçeli kuruluşlarla, il ve ilçe yönetim kademeleri ve mahalli idarelerden oluşur. İl ve ilçelerdeki bakanlıkların bağlı birimleri, il-ilçe mülki amirleri yönetiminde teşkilatlandırılmıştır. Bunların harcayacağı para, Devletin merkezi idare bütçesinde gösterilir ve gönderilir. İllerde İl Genel İdaresi’ne ek olarak mahalli idare statüsünde özel bütçeli İl Özel İdaresi (Büyükşehir statüsündeki 30 ilde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı) bulunmaktadır. İlçelerde ise kanunla kurulmuş bir ilçe mahalli idaresi yoktur. 2005 yılından sonra 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu kapsamında kurulmuş Köylere Hizmet Götürme Birlikleri bulunmakta; bunlara genel bütçeden ve İl Özel İdaresi bütçesinden bir kısım ödenekler aktarılabilmektedir. Tüm bu sayılan bütçe gelirlerinin temeli vatandaşlardan alınan vergilerdir. 

2005 yılından önce rutinin dışına çıkarak hizmet üretmek, bulunduğu ilçenin sorunlarının çözümünde yerel kaynakları harekete geçirmek isteyen kaymakamlar, İl İdaresi Kanunu ile Belediye Kanunu’na atfen İlçe Köyler Hizmet Birliği adı altında bir mahalli idareler birliği kurmakta ve bu yolla yerel kaynak ve bütçe oluşturma şansı elde etmekteydiler. 

1985 yılında, 71. Dönem Kaymakamlık Kursu’na bir konferans için zamanın meşhur valilerinden merhum Recep Yazıcıoğlu gelmişti. Konferansını takiben arkadaşlarla sardık çevresini ve idarecilik sorunları üzerine sohbet imkanı bulduk.  O sohbette merhumun söylediği bir sözü hiç unutmadım. “Kaymakam dediğin hizmet için kaynak yaratmak zorundadır. Ankara’dan bakanlık bütçesinden gelecek parayla yetinirseniz, bindiğiniz araca yakıt bulamaz; makam aracınızı garajda bırakır, işe yürüyerek gider gelirsiniz,” demişti. Ben daha Sivrice kaymakam vekili iken bile bu sözün doğruluğu şuuruna ermiştim. Sonraki yıllarda da hiç aklımdan çıkarmadım. 

Çalıştığım tüm ilçelerde öncelikle varsa Köyler Hizmet Birliği’ne işlerlik kazandırdım. Eğer yoksa kurucusu oldum. Bu birlikler üzerinden ticari ilişkiler geliştirerek Ankara’dan gelecek paraya bel bağlamak yerine yerel kaynaklardan gelir elde ederek, ilçenin acil alt yapı gereksinimlerine katkı vermeye gayret ettim. Mesela Sivrice’de Birlik eliyle ilçe kömür mutemetliği, kum ocağı işletmeciliği; Karaisalı’da kum ve toprak ocaklarından bağış toplamak yanında, kantar ve sulama kanalı işletmeciliği; halk katkısı ile Kızıldağ Yaylası’nda çöp toplama ve içme suyu getirilmesi çalışmaları; Özalp’te müteahhitlerin ihaleye girmediği işlerde inşaat taşeronluğu; ilçe tahsisi kömür, şeker ve tutuşturucu odun mutemetliği; sınırda açık pazar yeri işletmeciliği; kaçakçılıktan yakalanan canlı hayvanlar yed’i eminliği; Kula’da ilçe kömür mutemetliğine ek olarak orman ürünleri (kereste, sunta, laminant malzeme, vb.) ticareti, süt toplama organizasyonu ve toplama merkezi işletmeciliği yaptığımızı hatırlıyorum. 

Birliklerin gelir sağlama yollarından birisi ve en basiti “Eşya Piyangosu” düzenlemektir. 

Mayıs 1984 ayında, o tarihten on yıl önce, Gaziantep İlköğretmen Okulu öğrencisi iken “yaz kampına katıldığım için bildiğim,” Elazığ’ın en güzel, Hazar gölü kenarında bir sayfiye ilçesi olan Sivrice’ye atandım. O tarihte sayıları on yediyi bulan Elazığ, Malatya, Bingöl, Diyarbakır ve Batman illerinde konuşlu pek çok kamu kuruluşunun Sivrice Hazar Gölü kenarında yazlık dinlenme kampları vardı. 

Ancak ilçenin mevcut 52 köyünden sadece altı ya da yedi adedinin ilçe ile ticari ilişkisi bulunmakta; kalanı, yani doğuda Hazarbaba dağı arkasındaki Bermaz ovasında olanlar Diyarbakır-Elazığ yolu üzerinden, ilçenin güneyinde ve batısında olanlar da Gözeli üzerinden Elazığ’a gitmekte, alışverişlerini il merkezinden yapmaktaydılar. Mevcut dinlenme tesislerinin de ilçe ile ilişkileri yok mesabesindeydi. Kampa gelenlerin bir gün de olsa ilçe merkezini ziyaret etmeleri, köylerde yaşayanların ilçe ile ilişkilerinin geliştirilmesi, bir zorunluluktu. 

İlçe merkezinde haftanın bir günü  “sebze-meyve-diğer tüketim maddeleri pazarı” oluşturabilir, yaz aylarında da birkaç günlük şenlikler düzenlenirse, amacımıza ulaşabilirdik. Hafta pazarı konusunda Belediye yönetimini ikna edemedim. Böyle bir çalışma tamamen onların konusuydu. Şenlik düzenlenmesi konusunda ise “Hazar Göl Şenlikleri” adlı bir etkinlik planladık. İlçe Belediyesi’nin de katılımı ile bir Şenlik Tertip Komitesi kurduk.  

Komite sekreteri olarak İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdürü kıymetli dostum Muharrem Karataş’ı görevlendirdim. Şenlik programını oluşturduk. Mahalli sanatçıların, gösteri ve folklör ekipleri masraflarının karşılanması için paraya ihtiyaç vardı. Belediye destek vermekle birlikte tek başına böyle bir organizasyonu gerçekleştirebilecek birikimden de vizyondan da uzaktı. Maddi katkıdan kaçınmaktaydı. Para olmadan da hiçbir şey yapamazdık. Turizm Bakanlığı’ndan ödenek talebimiz; “gelenekselleşmiş bir uygulama olmadığı” ileri sürülerek reddedildi. Biz de son çare olarak, ortaya çıkacak giderleri karşılamak üzere Göl Şenlikleri Eşya Piyangosu adıyla bir piyango düzenledik. Valilik izniyle İlçe Köyler Hizmet Birliği yararına eşya piyangosu biletleri bastırdık ve öncelikle Elazığ’daki Sivriceliler olmak üzere kapı kapı dolaşıp bilet sattık. Mahalli gazetelerde haberler yaptırdık. Şenlik programı içerisindeki mahalli sanatçıların katıldığı konser esnasında Noter huzurunda çekilişle piyango sahiplerini belirledik. 

Eşya piyangosundan, “Hazar Göl Şenlikleri” için başka kimseye muhtaç olmadan masraflarımızı fazlasıyla karşılayacak gelirimiz oldu. Artanını da Birliğin diğer işlerinde kullandık. Bu bize para kazanmanın yolunu öğretti. Ertesi yıl yeniden yaptık. 

Bu örnek uygulamayı daha sonra Özalp’te de tekrarladığımızı hatırlıyorum. Özalp Köyler Hizmet Birliği’nin henüz güçsüz olduğu günlerde, eşya piyangosu geliri can suyu oldu. Daha sonra, 1990 yılının değeriyle 1.875.000.000 TL’ye ulaşan bir kaynak ve hizmet üretimimiz gerçekleşti. Bu miktar, aynı yılda Bingöl Valiliği’nin İl Özel İdaresi bütçesinden yaptığı yatırıma eşdeğer bir büyüklüğü ifade ediyordu. 

Hiçbir ilçede, “resmi arabası için müteahhitlerden yakıt ve lastik dilenen, aracın periyodik bakımını birilerine yaptıran” bir kaymakam olmadım. 

Saygılarımla.



540 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076