Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam539
Toplam Ziyaret1405084
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
ALADAĞ K K K K K
02/12/2016

 

 

Aladağ’daki facia beni aldı 1987 yılındaki Kızıldam, Kışlak, Karahan, Köprücük,Küp köylerine götürdü. O yıllarda Aladağ henüz ilçe olmamıştı. Bu köyler Karaisalı ilçesinin Karsantı Bucağı’na bağlıydılar. Hepsinin adı ‘K’ ile başlamaktaydı. Devlet imkanlarından yararlanamayan, yoksulluğun ve çaresizliğin “kol gezdiği!”, dağlar arasında, orman içinde kaderine terkedilmiş yerlerdi. Yöreye tarihinde ilk giden kaymakam olmak bana kısmet olmuştu. Yörenin imarı, insanların iyiliği için çok çabaladığımı hatırlıyorum.

 

Bu yangında kız çocuklarının kaybı tüm vatandaşlarımız gibi beni de etkiledi. Ailece üzüldük. Kaybedilen yavrularımıza rahmet, yakınlarına baş sağlığıdiliyorum.

 

Bu vesile ile 1987 yılına ait bir anımı sizlerle paylaşmak istedim. 

…………………………………….

 

Karsantı Bucağı Kızıldam, Kışlak, Karahan, Köprücük, Küp Köyleri1987 yılına kadar bu köylerde elektrik bağlantısı henüz yoktu. Her İl Koordinasyon Kurulu toplantısında Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) il ve bölge müdürlerini ilçe kaymakamı olarak eleştirirdim. TEK Bölge Müdürü: “- Köylerin elektrik bağlantı işinin birkaç defa ihaleye çıkartıldığını, ama çetin doğa şartları sebebiyle hiçbir firmanın ihaleye girmediğini ve teklif vermediğini;” söylüyordu. İş, ancak emanet usulüyle ve TEK personeli eliyle yapılabilirdi. Bu noktada da halk katkısına ihtiyaç duyuluyor, ama vatandaş katkı vermiyordu. Aynı konu Enerji Bakanlığı’nın da takibindeydi ve bakanlıkça da sıkıştırılıyorlardı. 

Soruna kesin bir çözüm bulabilmek gayesiyle bir gün TEK Bölge Müdürü’nü ziyaret ettim. “-Vatandaş katkısı olarak ne istiyorsunuz?”, dedim. “- Personelin kalabileceği bir barınak, çalışanların yemeklerinin karşılanması ve ihtiyaç duyulan yerlerde kullanılmak üzere katır ya da öküz gibi çekici hayvanlar,” dedi. “Çalışanların yemek giderlerinin kendilerince karşılanması halinde konuyu çözebileceğimizi” söyledim ve “konuyu çözüme kavuşturmak üzere köylere birlikte gitmeyi” önerdim. Kabul ettiler. 

Belirlenen günde ilçe müftüsü rahmetli Kadir Türkmen ile aynı zamanda Köyler Hizmet Birliği idari işlerine de bakan ilçe özel idare müdürü Fahrettin Çelik’i de yanıma alarak sabah namazı sonrası çıktık yola. Karsantı Belediyesi’nde TEK Bölge Müdürü ve ekibi ile buluştuk. TEK İl Müdürü önden gitmişti. Karsantı Jandarma Karakolu toplantı gününü ve konusunu önceden köylülere duyurmuş, Karahan sakinlerinin de Kışlak köyündeki toplantıya katılımını sağlamıştı. Hatırladığım kadarıyla iki köyün arası 2-3 km. var ya da yoktu.

 

Toplantı yerine vardığımızda halkın TEK il müdürüne karşı “dostça olmayan” bir tavır içinde olduğunu hissettim. Sonradan öğrendiğim kadarıyla, TEK il müdürü daha önce de bu köylere gelmiş, “işçilik ve TEK personelinin yemek giderleri köylülerce karşılanmazsa yatırımın yapılmayacağını, elektriğin getirilmeyeceğini” söylemiş; köylülerle aralarında nahoş konuşmalar geçmişti. Önden gittikleri halde kendileriyle ilgilenen yoktu ve ortalıkta bekleşmekteydiler. 

Bölge Müdürü yurtdışında mühendislik okumuş, birkaç yabancı dil bilen, iyi donanımlı biriydi. İyi niyetini beyan etti. “Bu köylere de medeniyeti getirmek istediklerini” söyledi. “Ama işçilik ve çekici hayvan konusunda yardıma ihtiyaçları olduğunu” açıkladı. “İşçilerin kalabileceği bir barınakları bulunmadığını; yemek ihtiyacını Adana’dan teminle karşılamalarının mümkün olmadığını, bu konuda da yardım istediklerini” ifade etti.

 

Vatandaş yoksulluk içerisindeydi. 20-25 kişilik bir ekibin, 2-3 hafta süreyle bakımını karşılayabilecek durumda değildiler. Yemek konusundaki giderlerin “çalışanların ücretlerinden kesilerek karşılanmasını” önerdim. “Bu konuda, iş yerinde yetkili sendikanın şiddetle karşı çıktığını ve daha önce bölgede yapılan başka çalışmalarda da aynı sıkıntıları yaşadıklarını, yatırımdan vazgeçmek pahasına da olsa sendikanın direnişini aşamadıklarını ” açıkladılar. 

Bu arada dikkatimi çeken ve içimi acıtansa TEK yetkililerinin vatandaşa karşı takındıkları kibirli, tepeden bakan ve vatandaşı horlayan tavırlarıydı. Onlar sanki Türkiye Cumhuriyeti yetkilisi değil sömürgeci bir devletin temsilcileri, vatandaş ise reaya ya da sömürge ülkenin teb’ası konumundaydı. …

 

Böyle bir ortamda sürdürülen görüşmenin sonu iyi gözükmüyor, TEK yöneticileri ve halk arasında tansiyon gittikçe yükseliyordu. TEK’in Bölge Müdürlüğü koltuğunda oturan düzgün giyimli, Avrupa görmüş, beyefendi görünümlü TEK bölge müdürünün kendi insanına, içinden çıktığı halka ne kadar yabancılaşmış olduğunu hayretle izledim. Bu beni çok etkiledi, çok üzdü. Ancak bırakıp gitmek sorunu çözmüyordu. 

Görüşmelerin başlamasından itibaren epeyce bir süre tartışmalara katılmadım. Konuşulanları dinledim. İster istemez, tarafların tartışmalarını yöneten bir moderatör gibiydim. Tansiyonun iyice yükseldiği bir aşamada görüşmelere müdahale ederek, kendilerine danışmadan ve bir emrivaki ile: “-Herkes beni dinlesin! Sorunun çözümüne yönelik olarak bir karara vardım,” dedim. TEK İl Müdürü ve İlçe Özel İdare Müdürüne:

 “- Lütfen, söylediklerimi not edin ve kayda geçirin!” diye direktif niteliğinde bir ricada bulundum. 

“Kararım şu: 

1. Kışlak Köyü İlkokulu geçici olarak TEK çalışanlarının barınmaları için tahsis edilmiştir. İş bitiminde TEK il müdürlüğünce 40 kg boya ve beş torba kireç temin edilerek köy muhtarına teslim edilecek. Okulun boya ve badana işleri köy muhtarınca yapılacak. 

2. Kışlak ve Karahan köyünden onar adet döşek, yorgan ve yastık toplanıp, iş bitinceye kadar personelin kullanımına verilecek; bu husus Köy muhtarları ve ihtiyar meclisi üyelerince temin edilecek. Yetmezse takviye edersiniz. 

3. Karahan ve Kışlak köy muhtarları aşçı ve yardımcısı olarak çalışmak üzere birer kişi belirleyecek, bu kişilerin isimleri TEK il müdürlüğüne ve bilgi için kaymakamlığa bildirilecek. 

4. İnşaat süresince ihtiyaç duyulan vasıfsız işçiler bu köylerden temin edilecek. Bu işçilerle aşçı ve yardımcısına, emekleri karşılığında, her iş günü için en az asgari ücret düzeyinde günlük ücret ödenecek.

 

5. Ekmek, günlük olarak Karsantı’daki fırınlardan temin edilecek; TEK’in araçlarıyla getirilecek; bedeli çalışanlarca ödenecek. Bu hususun takibi TEK il müdürünün sorumluluğuna verilmiştir. 

6. Yemeklik malzemeler Kışlak muhtarınca Karsantı’dan satın alınarak TEK araçlarıyla taşınacak; bedeli Köylere Hizmet Götürme Birliği bütçesinden Kaymakamlıkça karşılanacak; Kışlak muhtarına bu amaçla yeteri miktarda avans verilecek. 

7. İhtiyaç halinde yeteri kadar çekici öküz veya katır bulunması inşaatın ekip şefince muhtarlara bildirilecek; sahibinin rızası ile çalıştırılan hayvanların sahiplerine taraflarca belirlenecek ücretleri peşin ödenecek.” 

Benim bu kararım gergin ortamı yumuşattı, karara itiraz eden olmadı. Tutulan notları bir “Anlaşma Tutanağı” şeklinde üç suret yazdırdım. TEK il müdürü ile Kışlak ve Karahan köy muhtarlarına imzalattıktan sonra; “Tarafımızdan da uygun bulunmuş olup, şartlara uymayan sonuçtan sorumlu tutulacaktır” ifadesini de ekleyerek TEK Bölge Müdürü ve Kaymakam sıfatıyla tutanağı bizler de imzaladık. 

TEK İl Müdürlüğü işe on gün içerisinde başladı. Çalışmalara Köprücük Köyü de dahil edildi, iş üç haftada tamamlandı. Ardından aynı yöntemle Küp köyü elektrik bağlantısı da yapıldı. O günkü şartlarda çok başarılı bir çalışma oldu. Köylülerin hemen hemen hepsi çalıştılar. Ama angarya olarak değil, emeklerinin karşılığını alarak. … 

Bazı küçük yerleşim birimleri sonradan ışığa kavuşsalar da bu çalışmalar sonunda Karaisalı’da “elektriksiz köy” kalmadı. 

Yapılan çalışmalardan haz duymak, elde edilen sonuçtan mutlu olmak, ne güzel bir duygudur! Her yöneticinin bu güzel heyecanı yaşamasını öneririm. 

Saygılarımla.



681 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076