Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam271
Toplam Ziyaret1409244
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
YÜZÜNÜ DAHİ GÖRMEK İSTEMİYORUM
04/07/2015


Zaman zaman hepimizin bu cümleyi kurduğu ve kullandığı olmuştur.

“- Onun yüzünü bile görmek istemiyorum.”

Sade vatandaş için bu söz uygulanabilir bir potansiyel içerir. Birini görmek istemezsen yolunu, yüzünü çevirir, görmezsin. Ama “devlet adamı” veya “kamu görevlisi” isen yani “protokol” dediğimiz kurallara tabi isen, görmek istemediğini görmekten kaçınamazsın! Küsemezsin. Yolu yok, beraber çalışmak, aynı ortamda birlikte olmak zorundasındır.

Sonuçta “protokol” dediğimiz şey “kamusal yaşamda törensel ve biçimsel davranış kuralları bütünüdür”.

Geçenlerde Devletimizin 9.ncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel vefat etti. Seveni de sevmeyeni de vardı elbette. Allah rahmetini bol etsin.

Gazeteci Yavuz Donat’tan alıntı yaparak bir anekdot aktarmak istiyorum buraya. Yaşı yetenler anımsarlar. 1983-93 arası, her ikisi de eski cumhurbaşkanı ve rahmetli olan Süleyman Demirel ile Turgut Özal arasındaki didişmelere tanık olmuştur. 1991 yılı erken genel seçimlerinde Turgut Özal cumhurbaşkanı, Süleyman Demirel ise muhalefet lideridir. Seçimlerde Demirel’in en ateşli cümlesi; “-İktidar olursam, onu (Özal’ı) köşkten indireceğim!” sözüdür.

Seçim sonuçları açıklandığında Demirel’in partisi DYP’nin %27 oyla birinci, iktidardaki ANAP’ın %24 oyla ikinci ve SHP’nin %21 oyla üçüncü olduğu görülür. REFAH+MHP+MP ittifakı %17, DSP %10.5 oy almışlardır.

Demirel’in Özal’ı köşkten indirebilmesi, yanına diğer partileri de alması ile olasıdır. SHP destek verir. Demirel, olmayacağını bile bile ANAP lideri Mesut Yılmaz’a gider ve; ”-Ben halka söz verdim. Eğer siz de destek olursanız Özal’ı köşkten indireceğim, destek verin!”, der.

Tabi bu durum eşyanın tabiatına aykırıdır. Reddedilir. Özal ANAP’ın kurucusu, eski lideridir ve TBMM’de ANAP’ın oylarıyla cumhurbaşkanı seçilmiştir. Üstelik Mesut Yılmaz’ı politikaya katan kişidir Özal. Bunun üzerine Demirel gazetecilere ve doğal olarak halka der ki;

“- Gördünüz ben sözümü yerine getirmek için her yolu denedim. Bu milletvekili sayısı ile Özal’ı indirmeye gücüm yetmiyor. Ama halk birinci parti yaparak, başbakanlığa beni uygun gördü. Gidip görevi alacağım ve hükümeti kuracağım.”

Ve “yüzünü dahi görmek istemediği” Turgut Özal’ın huzuruna çıkarak başbakanlık görevini alır.

…………………………………………………………

Geçmişte benim de -bu kadar ağır olmasa da- böylesi durumlarla karşılaştığım örnek olaylar olmuştur. Bir kaymakamın “yüzünü dahi görmek istemediği” adli, askeri ve seçimle iş başına gelmiş kamu görevlileri elbette olabilir. Çok şükür böyle biri olduğunu pek hatırlamıyorum ama “varlığından hoşlanmadığım tipler” olmuştur. Ama

ben aradaki soğukluğu, hoşnutsuzluğu daha baştan, büyümeden gidermeye çalışmışımdır.

Örneğin1984-85 yıllarında Elazığ ili, Sivrice ilçesi kaymakamıyım. İlçenin belediye başkanı da SHP’li bir öğretmen olan K. Metin Öztürk’tür. Benden sonra iki dönem daha belediye başkanlığı yapmıştır ilçesinde. Belediye başkanı iyi niyetli, konulara çok hakim olmayan, biraz da ideolojik bakan, dürüst ama çok alıngan biriydi. Bir ara nasıl oldu bilemiyorum. Belediye başkanının bana soğuk davrandığını ve mesafeli kaldığını hissettim. Bir gün mesai bitimine yakın telefon ettim ve çayını içmek istediğimi söyledim. Aynı soğuk tavırla, istemeden de olsa kabul etmek zorunda kaldı. Ardından onu alıp Hazar kıyısında bir lokantaya götürdüm. Birlikte balık yedik. Buzları erittik.

1989 yılında Van ili Özalp ilçesine tayin oldum. Tesadüfen ilçeye varışımdan bir hafta önce zamanın İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu’nun ilçeyi ziyaret ettiğini ve muhalif partili Belediye Başkanı’nın bakan ilçeye geleceği gün kendi partisinden olmayan bakanla karşılaşmamak için ilçeyi terk ettiğini öğrendim. Bu tavır size başkanın kişiliği hakkında bir fikir verecektir. Özalp’te 20 ay kaldım. Bu süre içerisinde zaman zaman belediye başkanının beni de iktidarın adamı gibi değerlendirip benden uzak durduğunu anladığımda, oldu bittiye getirip, ya onun bana gelmesini sağladım, ya da ben ona giderek buzları eritmeye özen gösterdim.

Bunları neden anlattım derseniz, “ders çıkartılsın” diye elbette. İlçedeki bazı yöneticilerin, ildeki bazı yöneticilerin davranışları sebebiyle onlardan uzaklaştıklarını, bu uzaklaşmanın da uzaklaşan yöneticinin kendi oyun alanını daralttığını gördüğüm içindir bunları anlatmam. Konu halk arasında söylenen “tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış!” timsalidir, vesselam.

Devlet adamlığında bu böyledir. Bir makam sahibini sevmeye bilirsiniz. Ondan nefret dahi edebilirsiniz. Ama göreviniz onunla iletişimi kestiğiniz noktada aksamaya başlar ve siz zarar görürsünüz. İşinizde başarılı olabilmek için sevimsizlikleri görmezden gelecek, iyi tarafları öne çıkaracaksınız. Çünkü kamusal yaşamda, kimse kendini temsil etmez. Taşıdığı unvanı ve çalıştığı kurumu temsil eder.

Okuyucularımı hürmetle selamlarım.


836 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.781718.8569
Euro20.501920.5841