Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam530
Toplam Ziyaret1405075
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
SÜLEYMAN SİZSİNİZ (2)
30/03/2018

Görev bölümünde bana bağlı olan daire ve kurumlardan en çok iş getirenler Milli Eğitim Müdürlüğü ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı idi. Ayrıca Defterdarlık, Tapu ve Kadastro Müdürlükleri, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü, Müftülük, Bölge Çalışma Müdürlüğü, SSK ve Bağkur’la İlişkiler, İl İdare Kurulu; Kültür, Turizm ve Çevre işleri ve birkaç kurum daha benim sorumluluğuma verilmişti. Kuzey Irak’tan gelip Diyarbakır’a yerleştirilmiş Kürt ailelerin yerleştirildiği Peşmerge Kampı’nın güvenlik, barınma ve iaşeleri de benim sorumluluğumdaydı.

Emniyet asayiş işleri, İl Özel İdaresi iş ve işlemleri, Bayındırlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Köy Hizmetleri Bölge ve İl Müdürlüğü işleri ile Gençlik Spor Müdürlüğü, Valilik Basınla İlişkiler, Yazı İşleri, Mahalli İdareler Müdürlükleri ile Özel Kalem Müdürlüğü işlemleri ve diğer bazı daire ve kurumların işlerine Osman Bey bakıyordu.

İşe başladığım ilk hafta, Gençlik ve Spor İl Müdürü olduğunu beyan eden birisi gelerek:

“- Bu faturayı sayın valim size gönderdi. Fakfuk Fon’dan(!) ödenecekmiş,” dedi.“- Ne faturası?” diye sordum.

“-19 Mayıs törenlerinde fakir öğrencilere alınan forma ve ayakkabıların faturası,” dedi ve faturayı masama bırakıp, ukalaca çekip gitti.

Fatura değeri, yaklaşık 70 öğrenciye forma ve ayakkabı alınabilecek bir tutarı gösteriyordu. İl Milli Eğitim Müdürü ile görüştüm. “- Bilgi sahibi olmadığını,” beyan etti.

Sayın Vali’ye sordum.

“- Haberim var,” dedi. Ben de:

“- Milli Eğitim Müdürü’nün bilgisi yok. Faturada gösterilen emtianın kimlere teslim

edildiğine dair bir belge olmadan nasıl ödeyeceğiz?” diye tereddüt ifade ettim.

“-Hangi öğrencilere dağıtıldığını Kutlama Komitesi’ndeki beden eğitimi öğretmenleri biliyorlardır,” dedi ve “onlarla görüşmemi” istedi.

Kutlama Komitesi’ne bağlı Tören Sorumlusu beden eğitimi öğretmenini buldurdum. Konudan onun da haberi yoktu.

“Okullardan görevlendirilen öğrencilere değil de amatör spor kulüplerinin sporcularına dağıtılmış olabileceğini,” söyledi.

Sayın Vali’ye; “- Emtianın dağıtımı ile ilgili bir belge zamanında düzenlenmemiş. Bayram Kutlama Komitesi’nde görev alanlarla İl Gençlik Spor Müdürü’nün birlikte düzenleyecekleri bir tutanak olması halinde ödemekte bir sakınca yok. Emtianın alınıp kullanıldığına, öğrencilere dağıtıldığına dair bir belge düzenlenmesini Gençlik ve Spor Müdürü’nden istedim ama sonuç alamadım. Böyle bir belge olmadan, sadece faturaya dayalı bir ödeme evrakı eksik kalır,”

dedim ve Gençlik ve Spor Müdürü’nü bir de kendisinin uyarmasını, istedim. Baş başaydık.

“- Gel otur,” dedi. Sonra da:

“- Bak Yılmaz bey! Sen buraya Sayın Bakan’ın özel seçimi ile geldin. Senden övgüyle bahsetti. ‘Tek başına üç vali yardımcısının işini görür’, dedi. Dolayısıyla senden çok şey bekliyoruz. Bak, ben de vali yardımcılığı yaptım. Vali yardımcısı valiye yardım eder, işlerini kolaylaştırır. Sense bu davranışınla bana zorluk çıkartıyorsun. Öde gitsin şu faturayı! Daha fazla sürüncemede kalmasın,” dedi. Ben de:

“-Sayın valim size izah ettim. Bu fatura, bu haliyle ödenemez. Şayet öder isek yarın müfettişler zimmet çıkartırlar,” diye itiraz ettim.

“- Mütevelli Heyeti kararı ile ödersen sana kimse bir şey diyemez,” diye ısrar etti.

“Mütevelli Heyeti kararı da olsa zimmet çıkmasına engel olmayacağını; isterse aynı

nitelikte onlarca fatura bulup getirebileceğimi,” söyledim.

Vali gittikçe gerilmekteydi. Ben de öyle. Sonunda dayanamadım:

“- Sayın Valim, ben vali yardımcısıyım. Ödeme evrakını ‘vali adına’ yani sizin adınızaimzalıyorum. Süleyman sizsiniz! Faturanın ödenmesini zorunlu görüyorsanız, ödeme evrakını bizzat imzalayarak ödenmesini sağlayabilirsiniz. Ben aradan çekiliyorum,” dedim.

Oda buz gibi oldu. Faturayı masasına bırakarak, iznini isteyip çıktım.Söz konusu fatura bir daha Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na gelmedi. Nasılödendiğini, ya da ‘ödenip ödenmediğini’ dahi bilmiyorum.O günden sonra Vali Cengiz Bulut bana karşı hep mesafeli ve soğuk davrandı. Ama‘mesleki anlamda saygı duyduğunu’ da görebiliyordum.




561 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076