Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi9
Bugün Toplam513
Toplam Ziyaret1405058
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
SİYASİ AYAK 2: YANLIŞ ALGI, YANILGI
06/12/2019
Toplumumuzdaki genel beklenti, eğer “siyasi ayak ortaya çıkarsa tüm karanlık noktaların aydınlanacağı ve FETÖ tehdidinin yok edilebileceği” yönündedir. Sistemli biçimde, “siyasi ayak ortaya çıkartılırsa bu hesabın artık kapanacağı” algısı yayılıyor. Öyle bir rüzgâr estiriliyor ki siyasi ayak budur denilerek, örneğin, Ak Parti içerisinden dört vekil gözaltına alınsa, sanki toplum hafızasında yer alan tüm sorular cevap bulacakmış gibi bir algı toplumun bilinçaltına yerleştiriliyor.
Bu büyük bir yanlış! Asıl “siyasi ayağı” gizlemek, gözlerden kaçırmak için hazırlanıp
uygulanan bir operasyon.
Sahi siz de mi öyle düşünüyorsunuz?
“Siyasi ayak” elbette var. Olmasa bu işler yapılamazdı.
“Kod Ergenekon” kumpasına destek veren bugünkü iktidar mı, bu iktidara karşı “17/25” kumpasını destekleyen ABD ve İsrail mi, yoksa hem ABD’ye hem İsrail’e hem de bu iktidara hükmedebilen, onlarla oynayabilen bir başka ayakla mı karşı karşıyayız?
Bu kadar güçlü bir ayak bir iki kişilik ya da beş on kişilik bir yapı olabilir mi? Ahtapot gibi bir şey olmalı değil mi?
Erdoğan’ın deyişiyle üç katlı, Bahçeli’nin deyişiyle dokuz ayaklı. …
Aşağıdaki dört paragraf noktasına ve virgülüne dahi dokunulmadan Sayın Erdal
Sarızeybek’in “Ustanın Göremediği Siyasi Tuzak” adlı kitabından alınmıştır. (Sayfa: 54, 55.)
“Gerçekten de bu siyasi ayak örgütlü, iç desteğiyle birlikte derin kültürel bağları olan organize bir yapı olmalı. Üstelik FETÖ’nün bir ayağı da değil aksine onu da oynatabilen bir yapı. HattaTürkiye’nin siyasetine yön veren bir yapı. Dolayısıyla böylesi karmaşık ve iç içe geçmiş bir yapının ne mene bir şey olduğunu açığa çıkarabilmek için, öncelikle bunu yapabilecek yeteneğe sahip güç odaklarının masaya serilmesi gerekiyor. Öyle bir güç ki FETÖ’yü ibadet temelinde kurabilecek, sonra bunu ticarete dönüştürebilecek derken tepe kadrolarıyla ihanete sürükleyebilecek bir çete. Tıpkı Usta’nın dediği gibi
üç katlı ama tepe noktasıyla devletin tüm ama tüm kurum ve kuruluşlarının beyin takımına sızmış bir güç odağı. Burada sözünü ettiğimiz ibadet değil, ticaret de değil, Türk Ordusu ve Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmayı hedeflemiş bir ihanet şebekesi.
FETÖ’ye bu açıdan bakıldığında, örneğini verdiğimiz Bülent Arınç bunu tek başına yapabilir mi?
Ya da Gülen’e FETÖ olmadan önce dizdiği övgülerle hâlâ tartışılan Bekir Bozdağ bunu tek başına becerebilir mi? Ya da ikisi bir araya gelse, isterseniz onlarca hatta yüzlerce isim sayın, kişiler üzerinden gidilerek yaşadığımız bu üç darbeyi peş peşe yapma becerisine sahip bu yapı açığa çıkarılabilir mi
dersiniz? Bu öylesine derin bir güç ki Türk Ordusu’nun komuta kadrosuna sızabiliyor, istediklerini de sızdırabiliyor, direnen olursa emekliye zorlayabiliyor, böylece istediği kişiyi istediği kadroya getirebiliyor. Üstelik tüm bunları yaparken de küresel destek alabiliyor. Bu işin asker kısmı, bir de yargı tarafı var. Bu derin güç istediği hâkimi savcıyı istediği davaya verebiliyor, aksine bir karar veren olursa ister onları yargılıyor isterse de sürgün edebiliyor ve sonuçta istediği yargı kararına ulaşabiliyor.
Kısacası böylesi bir gücü tek kişi taşıyamaz, üç beş kişi de bu gücü kaldıramaz.
Şimdi “siyasi ayak” arıyorsa eğer bu ülke, önce bunu becerebilecek güç odaklarına bakmalı. Belki hemen aklınıza bu güç sadece AKP’de var düşüncesi gelebilir ama bu eksik kalır. Sadece siyasi değil yaşamın her alanına teşkilatlarıyla girmiş, bunu siyasi güce dönüştürmüş ve arkasına da tam bir küresel destek almış bir yapı olmalı. Tek başına bir siyasi parti, bir hükümet istese de bu işin altından kalkamaz. Çünkü FETÖ üzerinden Türkiye’ye vurulan darbelerin küresel siyaseti etkileyen sonuçları var.
Örneğin; kumpas kurup Türk Ordusu’nu mu vuracaksınız, bunu etkileyen ABD’nin Suriye politikası var, Irak politikası var. Dolayısıyla seçtiğiniz hedefi vurmadan önce ABD’nin, İsrail’in, İngiltere’nin hatta Rusya’nın desteğini almak gerekebilir. Türkiye’nin Ortadoğu’daki siyasetini etkileyen güçler bunlar. Dolayısıyla Türkiye’de güçlü bir ordu ya da etkisizleştirilmiş bir ordunun bu küresel siyaseti nasıl etkileyebileceğini hesaba katmanız gerekiyor ve olası sonuçlara göre bu ülkelerle koordine etmeniz gerekiyor. Kaldı ki karşımızdaki çete sadece Türkiye’den yönetilmiyor ki kumandayı elde tutan ABD ve İsrail de var. Bu, 15 Temmuz kalkışmasıyla elde edilmesi hedeflenmiş sonuçların bu ülkelerin de işine geliyor demek. Bakmayın siz hiç haberimiz olmadı deyişlerine, hepsi biliyor. Kaldı ki bu dünyada hiç kimse Arınç’ın dediği gibi bir gece ansızın ortaya çıkıp da hadi darbe yapalım demiyor, aksine planlı programlı, organize işler bu işler. Kolay değil, Türk Ordusu’nu hedef alıp darbe yapmak.
Türkiye Cumhurbaşkanı’nı hedef alıp darbe yapmak ve nihayetinde 25 Temmuz’da üçüncü kez ortaya çıkıp bu kez hem orduyu hem milleti hem de Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak için darbeye kalkışmak kolay değil!...”
“Siyasi ayak” aranırken failin dini görünümlü yapısını; Türk Milleti ve Türk Devletine açıkça düşmanlık besleyen ve bunu saklama gereği duymayan mahfilleri; bu mahfillerin kullanımına uygun siyasi partileri, o partilerin siyasi söylemlerini, Devlet kavramına ve rejime bakışlarını; tarihimizi ve tarihi süreçte geleceğimize kasteden kalkışmaları bilebilmeliyiz.
Böyle yaparsak 15 Temmuz’un siyasi ayağını daha kolay buluruz.
Kurcalayalım bakalım altından ne çıkacak?


300 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076