Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam488
Toplam Ziyaret1405033
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
SİYASİ AYAK 14: ÇARE “MİLİTAN DEMOKRASİ” (2)
06/02/2020

(ÖNCEKİ YAZININ DEVAMI)
Aşağıdaki alıntı, 1990’lı yıllarda Türkiye’de CIA Masası Şefliği görevinde bulunmuş, CIA Ulusal İstihbarat Konseyi eski Başkan Yardımcısı Graham E. Fuller’e aittir:
“Gelecek ne getirirse getirsin, bir şey kesindir: O eski, öngörülebilir ve sadık Amerikan müttefiki olan Türkiye artık tarihe karışmıştır. (…) Her ne kadar bu süreç, Washington’un ‘müttefik’ bir Türkiye’ye sahip olduğu o eski güzel günleri aramasına sebep olabilirse de, yeni Türkiye aslında gerek kendi çıkarlarına ve gerekse bölgenin genel istikrarına muhtemelen daha iyi hizmet edebilir.
Eminim ki münevver Amerikan gözlemciler, demokratik süreci güçlendirip derinleştirmiş, sorunlu ve çalkantılı Orta Doğu bölgesinde bir istikrar abidesi olan böyle bir yeni Türkiye’nin varlığını takdir edeceklerdir.”
Buradaki “demokratik süreci güçlendirilmiş” ve “istikrar abidesi” gibi kavramlar sizleri heyecanlandırmasın. O kavramlar bölgede yeniden kurgulanmış, yeniden kurulmuş federal kantonlardan(!) oluşan ve ABD’ye tam bağımlı hale dönüşmüş, “Yeni Türkiye” için kullanılan kavram ve terimlerdir. Graham E. Fuller’in “Yeni Türkiye”si çok dinli, çok etnisiteli, çok hukuklu, Yeni Osmanlıcılık sevdasına göre şekillenmiş, dinî eğitimin başat olduğu, ılımlı İslam dinî kuralları ile yönetilen, adında Türk sıfatı olmayan, Federal Anadolu ve Ortadoğu İslam Devleti’dir.
Ajan Fuller, AKP’nin “Yeni Türkiye”sinin isim babası olduğunu düşündürten yukarıdaki düşüncelerini 2007 tarihli kitabında dile getirmişti. Kitabın adı: “The New Turkish Republic: Turkey as a Pivotal State in the Muslim World”. Tamı tamına çevirmek gerekirse: “Yeni Türk(iye) Cumhuriyeti: Müslüman Dünyada Oyunkurucu Devlet Olarak Türkiye.”
Aynı Graham Fuller’in, 2008'de Fethullah Gülen'e ABD'de ikamet imkânı verecek yeşil kartın tahsisi için, referans verenler arasında yer aldığı, teyitli bilgidir.
Graham E. Fuller hakkında, “15 Temmuz’da Büyükada’da Toplantı Yaparak
Kalkışmayı Bizzat Yönettiği,” iddiasıyla iddianame düzenlenmiş ve hakkında yakalama kararı çıkartılmış bulunmaktadır.
Eee .. Anlayabildiniz mi şimdi, 15 Temmuz’da “siyasi ayak” , daha doğrusu “siyasi akıl” kimmiş?
Ben şahsen, FETÖ içinden “bağımsız bir siyasi ayak” çıkacağını sananlardan değilim. Onlar ki “sorular ellerine tutuşturularak” üniversite kazandılar. Torpille, meslek sınavlarında “başkalarının yerine” öne alındılar. Atanmaları, terfileri, kariyerleri hepsi düzmece! Terlemediler hiç, hep hazıra kondular. Eşini bile “katalogdan seçen”, kişiliği gelişmemiş pısırıklardan bu büyüklükte bir planlama beklemek, gerçekten saftiriklik olur.
Onlarda böyle bir planlama yapacak yetenek de, yapılmış planı uygulayabilecek yürek de bulunamaz!
 Nitekim bulunmadığını da gördük, çarşafa dolandılar! 250 vatandaşımızın ölümüne, 2000 vatandaşımızın yaralanmasına mal oldu kalkışmaları.
Ancak bilesiniz ki Bekir Bozdağ’ı, Bülent Arınç’ı ve benzerlerini, “Açılan davalar bir çatı altında toplanıp aralarındaki bağlantılarla emir komuta akışı ortaya çıkartılmadan,” ‘siyasi ayak’ diye yargılamaya kalkışmak, asıl “siyasi ayağı” karartmaktan başka işe yaramaz! Kuklalar yargılanmış olur sadece.
“Onca aymazlıklarına rağmen iktidarda olup ülkeyi yönetenlerin hiç mi suçu yok? Her şey dışarıda hazırlanıp, dışarıda mı pişirildi?” diye sorabilirsiniz.
Bu durumda, “siyasi ayak” kavramını da ikiye ayırmamız gerekecek sanırım:
“Siyasi el” ve “siyasi maşa”.
Bizimkiler siyasi maşadır, sadece! Hani “üst akıl” diye bir şeyden bahsediyorlar ya
boşuna söylemiyorlar bu sözü.
“Benim idare merkezim, ‘Papaz elbisesi giyeceksin!’ derse giyer, görevimi yaparım.”
diyen kimdi? Hatırlayan var mı şimdi?
……………………….
Kavramların iyice biri birine karıştığının da farkındayım. “Ayak’tı şimdi ‘el ve maşa’ oldu.
Bu nasıl oluyor?” derseniz eğer, “Valla benden bu kadar! Biraz da siz düşünün, çalıştırın saksıyı!” demek durumundayım.
Bir de, “Yazının başlığında geçen ‘Çare Militan Demokrasi’ lafını anlamadık. Üç sayfa
yazı yazmış ama başlığı unutmuşsunuz,” demeye hakkınız var.
Onu bir başka yazıda anlatayım isterseniz. Ya da merak edenler, “Google Amca’ya”
sorabilirler. Mutlaka bir şeyler yumurtlayacaktır!
Sağlıkla kalınız.
- BİTTİ -


542 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076