Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam550
Toplam Ziyaret1405095
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
HAYALİ DEMOKRASİ
07/06/2021

 

(İYİ PARTİNİN PARLAMENTER DEMOKRASİ BEYANNAMESİ)

4 Haziran 2021, Cuma…

FOX TV’de İsmail Küçükkaya ve konuğu İyi Parti Adalet ve Hukuk İşleri Başkanı Prof. Bahadır Erdem’i izliyorum. Konu, İyi Parti’nin yayınladığı “Geliştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem İlkeleri Beyannamesi.”

Dinleyen herkesi “enayi” yerine koyuyorlar, boş boş konuşuyorlar! Evet dinleyenler arasında “enayiler” de var elbette. Ama herkes enayi değil ki…

Bu yazıyı sonuna kadar okuyunca, programdakilerin niçin boş konuştuklarını anlayacaksınız. 

GENEL OLARAK

İyi Parti’nin Beyannamesi tamamını inceledim. Sekiz başlık altında toplamışlar konuyu:

1.    Tarafsız Cumhurbaşkanı

2.    Çoğulcu Demokrasi, Katılımcı Yönetim, Güçlü Meclis Anlayışı

3.    Kuvvetler Ayrılığının Tesisi ile Güçlü Denetim

4.    Hukukun Üstünlüğü, Tam Bağımsız ve Tarafsız Yargı

5.    Devlette Liyakat

6.    İnsan Hakları ve Bireysel Özgürlükler, Güçlü Sosyal Devlet, Güçlü Sivil Toplum, Güçlü Gençler

7.    Adil ve Özgür Seçimler

8.    Özgür Basın.

“Devlette Liyakat” ve “Özgür Basın” konulu görüşleri ile diğer konulardaki önerilerin çoğuna katılmakla birlikte, öyle sakat yaklaşımlar ve öyle “göz ardı edilen” hususlar var ki tüm önerileri anlamsız çöp yığını haline getirebilmektedir.

Öncelikle, mevcut siyasal yapımızın “temel yanlışı ve ana eksiği” Siyasal Parti Sistemimiz içerisinde saklıdır. Genel demokrasi teorisine aykırı, parti içi demokrasinin bulunmadığı, tek adam Genel Başkan vesayetine tabi bu sistemde, iktidar partisi genel başkanı sadece partisini değil konumu gereği yürütme organını, milletvekili adaylarını belirleme fonksiyonuyla parlamentoyu, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanı eliyle yargıyı, sonuçta da Devletin tüm kurumlarını vesayet altına alabilmektedir.

Eğer siz sistemi çalıştıran siyasi partilerde demokrasiyi işletemezseniz, devlette demokrasiyi işletemezsiniz. Beyannamede bu konuya hiç değinilmemiş olması manidardır. 

SİYASİ PARTİ SİSTEMİMİZLE İLGİLİ SORUNLARIMIZ

1.   Siyasi partilerimizde demokratik kurallar göstermeliktir. Her ne kadar Anayasa Madde 68’de, “Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır,” denilse de Siyasi Partiler Kanunu’nda yapılan düzenlemelerle siyasi partiler, “tavandan tabana” örgütlenen komünist ya da faşist yapıda siyasal yapılar haline dönüşmüşlerdir. “Seçmenler parti üst yönetimince, daha doğrusu parti genel başkanınca, belirlenenlere oy vermekte;” temsili demokrasi kâğıt üzerinde kalmaktadır…

2.   Demokratik bir uygulama olarak “önseçim” mekanizmasının öne çıkarılması halinde, partinin ihtiyacı olan yetişmiş insan gücünden ekonomik şekilde yararlanma imkanının kısıtlanacağını kabul ederim. Önseçimle birlikte, kuralları apaçık belirlenmiş bir “merkez yoklaması” sistemi de gerekmektedir. Bu iki ihtiyaç, bir denge ortamında karşılanmalıdır.

3.   Gençler ve kadınlar, “Gençlik Kolları” ya da “Kadın Kolları” şeklinde ayrı yapılar içine itilerek yönetimden uzaklaştırılmakta bu kesimlerin enerjisinden tam olarak yararlanılamamakta, bir anlamda parti zamanla, değiştirilemez kurucu dinazorların(!) elinde kalmaktadır. Kadınların ve gençlerin parti ana yönetim yapısı içinde görev almalarını sağlayıcı tedbirler geliştirilmelidir.

İyi Parti Beyannamesi’nde siyasal sistemimizin ana sorunu olan siyasal parti örgütlenmesi ile ilgili hiçbir hüküm yer almamıştır. Bu sebeple beyanname yok hükmünde, “Aldanmaya teşne enayilere yönelik bir laf kalabalığı” niteliğinde bir çöp yığınıdır. 

BEYANNAMENİN TAKVİYE İSTEYEN BÖLÜMLERİ

 Tarafsız Cumhurbaşkanı Konusunda:

1.   Bakanlar Kurulu kararları Cumhurbaşkanı imzası veya katılımı olmaksızın yürürlüğe girmelidir. Aksi halde Bakanlar Kurulu, Cumhurbaşkanı vesayeti altına alınmış olur.

2.   Cumhurbaşkanına verilen atama yetkisi sembolik olmalıdır. Değilse iktidara ortak olur, tarafsızlık özelliği de kaybolur. Cumhurbaşkanı imzası ile atanacak üst yönetim görevlileri ve hâkimler, “Hükümetçe belirlenecek atanacak sayının birkaç katı aday arasından, TBMM nitelikli çoğunluğu ile onaylanarak,” Cumhurbaşkanı imzasıyla atanmalıdır. 

Çoğulcu Demokrasi, Katılımcı Yönetim, Güçlü Meclis Anlayışı Konusunda:

1.   Uzlaşmacı ve kapsayıcı bir siyasal sistem ancak uzlaşmacı siyasal partilerin varlığı ile olasıdır. Bunun da, “İki turlu dar bölge seçim sistemi ile sağlanabileceği; seçim sistemlerinin parti sistemlerini belirlediği,” bundan yıllar önce Fransız siyaset bilimci ve sosyolog Maurice Duvarge’nin çalışmaları ile ortaya konulmuş bulunmaktadır.

O halde demokrasimizin partiler arası işbirliğini geliştirebilmesi için genel ve yerel tüm seçimlerde uygulanacak seçim sisteminin işbirliğini zorunlu kılar hale getirilmesi gerekir. Uzlaşmacı siyasi partiler, uzlaşma gerektiren bir seçim sisteminden geçerek ortaya çıkarlar. “Dar bölge veya daraltılmış bölgede iki turlu seçim sistemine karşı duran” bu öneriler, kendi kendisiyle çelişmektedir.

2.   Genel Başkan ve Parti Genel İdare Kurulu eliyle belirlenen adaylarla yürütülen bir demokrasi yerine, halkın (parti üyelerinin) iradesiyle belirlenen adaylarla yürüyen bir demokrasiye ihtiyacımız vardır. Genel başkan tarafından aday seçilip oylatılan parlamenterlerden oluşan bir meclis genel başkanın başkanlık ettiği yürütmeyi denetleyemez, dengeleyemez!

3.   Bakanlar Kurulu kararlarında oybirliği şartı sistemin işleyişini yavaşlatır, hatta tıkanma ve kriz ihtimali doğurur. Bunun yerine oy çokluğuyla veya nitelikli çoğunlukla karar alınabilmesi gerekir.

4.   Katılımcılık ilkesi geliştirilmeli, karar kurullarında yer alacak STK’ların belirlenmesinde sektör temsilcisi STK’ların üye sayısı asıl veri olarak alınmalıdır. Her iş kolunda var olan mecburi üyelik “işçi” sayılmak için de getirilmeli ve işçilerin zorunlu sendikalaşması sağlanmalıdır. Kamu karar kurullarına katılımda ancak böylece, on binlerce işçiyi temsil eden sendikaların gücü, üye sayısı yüzleri geçmeyen işveren kuruluşlarını dengeleyebilir. 

Kuvvetler Ayrılığının Tesisi ile Güçlü Denetim Konusunda:

1.   Güçlü parlamenter sadece, “Mecliste sorularına yürütme organı temsilcilerinin cevap verdiği” değil aynı anda, “Bağlı olduğu partisi yönetimine karşı da korunan” parlamenterdir. Bu hususu sağlayıcı tedbirler geliştirilmeli, bu anlamda aday belirlemenin parti genel başkanından alınarak parti üyelerine verildiği bir demokratik yol geliştirilmelidir.

2.   Kamu kaynaklarından hibe, vergi iadesi veya ortak proje uygulaması şeklinde mali destek alan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile özel şirket, kooperatif ya da vakıflarla derneklerin denetiminde kamu otoritesi etkin rol almalıdır.

 Adil ve Özgür Seçimler Konusunda:

Milletvekilliğinin a) Seçim çevresi milletvekili, b) Merkez milletvekili -yüz (100) adet- şeklinde iki kategoriye ayrılması; seçim çevresi milletvekili adaylarının (istisnasız, ödünsüz) parti üyelerince önseçimle; merkez milletvekili adaylarının ise siyasi partilerin yetkili kurulları kararıyla belirlenmesi, bir denge ve istikrar sağlayacaktır.

“Dar bölge veya daraltılmış bölge” seçim sistemine getirilen eleştirilere katılmak mümkün değildir. Dar bölgeli sitemler, parlamenterler üzerindeki vesayeti ve parti içi baskıyı kaldıran, genel demokrasi teorisinin esası olan “halkın temsilini” gerçek anlamda uygulamaya koyma fırsatı sağlayan sistemlerdir. 

SONUÇ OLARAK

İyi Parti Beyannamesi’nde yukarıda sayılan konular ya es geçilmiş ya da “şaşı bakışlı” öneriler getirilmiştir.

Metnin bütünü incelendiğinde, “demokrasi” kelimesine sıkça yer verilmiş olsa da metnin özünde “demokrasi” yoktur. Kendi içerisinde demokratik kuralları işletemeyen, tüzüğünde yazılı kurallara uymayan bir siyasi topluluktan da daha fazlası beklenemezdi.

Kendi teşkilatında demokratik değerleri işletemeyen bir siyasi parti,  demokrasi vaatleriyle halkı kandırıp iktidara gelse bile, devlette de demokrasi kurallarını göz ardı eder; partili yeni bir rantiye sınıfı yaratır; parti yönetimini elinde bulunduran oligark (imtiyazlı azınlık) Devlet aygıtını eline geçirerek, yeni bir oligarşik yönetim uygulaması geliştirir.

Özünde demokrat olmayan bir grup insanın, doğal karşılanması gereken, bir çalışmasıdır bu... İşte bu sebepledir İyi Parti’nin beyannamesinde parti içi demokrasiden bahsedilmemesi… Mevcut siyasal parti sistemi işleyişinin görmezden gelinmesi…

Sözün özü, ülkedeki siyasi parti sistemi demokratikleştirilmeden, ülkedeki yönetim sistemi adının hiçbir anlamı yoktur. Ha başkanlık, ha parlamenter sistem… İkisi de aynı kapıya çıkar!



250 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076