Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam521
Toplam Ziyaret1405066
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
EMPERYALİZMİN KISKACINDA TÜRK TARIMI – 9
20/05/2018

 

 

KÜÇÜK KÖYLÜNÜN ELİNDEKİ TARLALAR

Türkiye’de çoğunlukla küçük köylünün elindeki tarlaları birleştirebilmek ve tarım yatırımcıları için cazip hale getirebilmek için 2005 tarihli 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda 30 Nisan 2014 tarihli ve 6537 sayılı kanunla yapılan değişiklikle, “toprak mülkiyetinde yeniden düzenleme ve yapılandırma” çalışmalarına başlanmış bulunmaktadır.

Ülkemizde, köylülerin ellerindeki ekilebilir alanların geçen bunca zaman içerisinde miras yoluyla yer yer alabildiğine küçüldüğü, hatta kullanılamaz hale geldiği bir gerçektir. Hal böyle olunca, bu duruma makul bir çözüm üretme çabaları anlaşılabilir. Bununla birlikte, tecrübeler gösteriyor ki, açıklanan resmi amaçların ardına gizlenmiş başka hedefler de mümkündür 

Toprak Kanunu’nun değişik 17.nci maddesinde, “toplulaştırma amacıyla arazileri kamulaştırma ve yasa zoruyla sahiplerini değiştirebilme yolu”, Bakanlığın yetkileri arasına alınmıştır.  Birleştirilen toprakların öncelikli olarak eski sahiplerine sunulacağı ifade edilse de araya, “rayiç bedeli” diye bir değişken sokulmuştur. Bu bedeli ödeyemeyenin malı, ödeyebilene satılacaktır. Kanunla, Küresel Güç Odakları(KGO)nın beklentileri doğrultusunda, sözde “ekonomik olarak değerlendirme” amacıyla bir araç yaratılmış bulunmaktadır.

 

KAMU ARAZİSİ OLAN MAYINLI ALANLAR VE DEVLET ÜRETME ÇİFTLİKLERİ

Bunlar gözünü iyice karartan bir siyasal iktidarın doğrudan tasarrufunda olan arazilerdir. Sadece Suriye sınırı boyundaki mayınlı arazinin 21.000 hektar olduğu açıklanmıştır. Bu araziyi “mayınlardan temizleme karşılığı olarak 49 yıllığına İsrail’e kiralama” girişimi, yoğun politik ve toplumsal tepkiler sonucu durdurulabilmiştir. Temizlemeye TSK imkanlarıyla başlanan bu alan temizlendiğinde, kimin kullanacağı yine gündeme gelecektir. Ama köylüye dağıtılmayacağı kesin gibidir.

 

Devlet Üretme Çiftlikleri yoğun biçimde özelleştirme baskısı altına girmiş bulunmaktadır. Sadece Ceylanpınar Çiftliği arazisi 177.000 hektardır. GAP sulama yatırımları da dikkate alındığında ne kadar iştah kabartıcı olduğu görülür.

 

KGO tarafından, Afrika’da Sahra Altı Ülkeleri ile Sovyetler Birliği artığı Doğu Avrupa ülkelerinde sürüp gitmekte olan “Toprak Yağmasının” Türkiye’yi de içerisine almak amacıyla “hazırlıklar yapıldığını” söylemek, hayal değildir. “Küresel Senaryoyu” yazanlara göre: Geleneksel tarım, dolayısı ile “küçük çiftçilik” tasfiye edilecek ve yerlerini, “endüstriyel tarım” uygulayan Büyük Tarım Şirketleri alacaktır.

Tarımı köylünün elinden almak” demek, “toprakları köylünün elinden almak ve köylü yığınlarını şehir gecekondularına sürmek” demektir.

Bunlara ek olarak 5403 sayılı kanunla kurulan Toprak Koruma Kurulları’nın, siyasi iktidarın telkin ve yönlendirmeleri ile hareket ettiğini ve kanunda düzenlenen “koruma önlemlerini” alamadığını; yasa ile gerilen ağ’a “küçük sinekler takılırken, büyük sineklerin ağı delip geçtiklerini” söylemek lazım gelir.

24 Ocak 2018 tarihinde, Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmelik değişikliği ile illerdeki Toprak Koruma Kurulları’nın 3/5 olan karar çoğunluk oranı, “kamu enerji ve ulaşım yatırımları için” kolaylaştırılarak, ½’ye düşürülmüştür.

Çukurova’nın tam ortasında 1.000 hektar arazi, havaalanı yapımı için kamulaştırılmış bulunmaktadır. Oysa, seçilen alanın 5-6 km kuzeyinde “ova” niteliği olmayan bir yerde uygun inşaat alanı bulunabilirdi. Aynı şekilde, Çukurova’nın göbeğindeki Tarsus Alifakı Köyü merasının 300 dekarlık bölümünde T Tipi bir Cezaevi Kompleksi yapılması, mevcut toprak mirasının hovardaca israf edilmesidir. Aynı tesis, ilçenin kuzeyindeki dağlık ve taşlık alanlar üzerinde kolayca inşa edilebilirdi.

Bu benzerlikte basına yansıyan bir başka yatırım da Eskişehir Alpu ilçesinde inşaası düşünülen kömüre dayalı Termik Santral’dir. 1.125 hektarlık bir alanda kurulacak bu tesisin tüm Alpu Ovası’nı etkileyeceği; bitkisel ve hayvansal üretimin yok olacağı ifade edilmektedir.

Özetle, Toprak Koruma Kanunu ve Kurulları toprağı korumaktan uzaktır. Tarım arazilerimiz korunamamaktadır

DEVAM EDECEK

 

 



397 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076