Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam550
Toplam Ziyaret1405095
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
NEDİR MİLLİ SİYASET -2-
25/07/2022

 

 

Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir: 

 

“Geçmişte, özellikle Tanzimat döneminden sonra, ecnebi(yabancı) sermayesi memlekette müstesna bir yere sahip oldu. Ve bilimsel anlamda denilebilir ki, devlet ve hükumet ecnebi sermayesinin jandarmalığından başka bir şey yapmamıştır. Artık her medeni (uygar) devlet gibi, yeni Türkiye de bunu kabul edemez. Burası esir ülkesi yapılamaz.”

 

 “Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini(ilişkilerini) büyük bir hassasiyetle(özenle) takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen her hangi bir milletin, bu arzusundan vaz geçinceye kadar, amansız düşmanıyım.”

 

Osmanlının teokratik, feodal, yarı sömürge bir “ümmet” aşamasında tuttuğu toplumu “millet” aşamasına Cumhuriyet çıkarmıştır. Şimdi yüz yıl sonra milleti oluşturan unsurları devlete karşı kışkırtarak yeniden “ümmet” aşamasına döndürmek mümkün müdür?

 

Soğuk Savaş yıllarında, kendisini sağda sayan bir kısım insan, Atlantik ötesinin suflesine bakarak, milliyetçiliği, sadece “komünizme karşı olmak” şeklinde tanımlıyor ve bazıları da öyle sanıyorlardı… Solcu geçinenler ise milliyetçiliğe karşı çıkmayı “ilericilik” sayıyorlardı. Oysa milliyetçilik bir bütün olarak kendi halkının, mensubu bulunduğu milletinin hak ve menfaatlerini savunmak değil midir?

 

Sağcıysanız “liberal” yoldan, solcuysanız “toplumcu” yoldan, Atatürkçüyseniz “planlı karma ekonomi” yolundan bu ülkenin kalkınmasını gerçekleştirmek zorundasınız. Amacınız buysa siz zaten Türk milliyetçisi olan birisiniz! Sizin sağcı ya da solcu olmanız, seçeceğiniz yolu değiştirse de hedefinizi değiştirmez. Merhum Oktay Sinanoğlu’nun dediği gibi, “Milliyetçilik belli bir zümrenin, belli bir fırkanın vasfı olamaz. Diline, tarihine, kültürüne, haysiyetine, şerefine düşkün her Türk, Türk milliyetçisidir.”

 

Türk milliyetçiliği Batının anladığı anlamda bir ırkçılık, kapitalizmin ululanması, ABD veya onun karşısında olan bir başka büyük güce bağlılık ya da “İslami Uyanış” olarak da anlaşılamaz!  

 

Aksine batılılaşmakta yaya kalmak pahasına, kendi kültürüne sahip çıkmaktır. Merhum Atilla İlhan’ın dediği gibi son tahlilde, milliyetçilik bir “ırk” sorunu değil bir “yurt” sorunudur. Amerika’sı, Avrupa’sı, Rusya’sı, Çin’i el altından senin ülkeni, hayalini kurduğun yere ulaştırmanı önlemeye çalışacaktır. Eğer sen kendi milli çıkarlarınla çelişen politikalara uyar ve uygularsan, bu ülkelerin tavsiyelerine(!) kulak asarsan, Türk milliyetçisi olamazsın. Olsan olsan o ülkelerin “muhibbi/sevicisi” olursun!

 

Komünist Parti tarafından yönetilen Çin bile son otuz yılda, özel girişimciliği de gözeten Atatürk’ün planlı karma ekonomi politikasıyla kazanırken biz, her birimi borca batan, devlete ait her şeyi yabancılara satan, Amerikan kaynaklı ‘yeni liberal’ politikalarla kaybettik, kaybediyoruz.

 

Ekonomiyi “satarak” değil “üreterek” çalıştırmak; cari açığı “borçla veya varlık satışı geliriyle” değil “ihracat fazlasıyla” kapatmak zorundayız. Bu ise ancak “Milli Siyaset” yoluyla mümkündür.

 

Ülkemizin bütünlüğü; milletimizin birliği, dirliği, huzuru, mutluluğu ve Devletimizin dosta güven, düşmana korku verecek şekilde güçlü yapıda yarınlara devamı, bizim elimizdedir.

 

İnsanımızın, titreyip silkelenerek kendisine gelmesi, içine düşürüldüğü çukurdan çıkması ve dostlarıyla birlikte mutlulukla yeni bir üretim ve paylaşım düzeni kurması kaçınılmazdır. Bunun yolu, yüz yıl önce yola çıkarken M. Kemal Paşa ve arkadaşlarınca tespit edilip karar kılınmış ve on beş yıllık uygulama ile gösterilmiştir.

 

O gün dede ve ninelerimizin üzerinde ittifak ettiği ilkelere, bugün de biz torunların, yeniden sahip çıkıp sarılmamız gerekmektedir. Mevcut sorunlardan kurtuluşumuz ancak bu yolla mümkün olacaktır.

 

Güzel günlerin uzakta olmadığına, ancak maddi ve manevi olarak kendi öz varlığımıza ve birikimimize dayanarak, mikro milliyetçilikler peşinde değil de milli inanç ve milli kimliğimize sahip çıkmakla, kendi gücümüze inanıp el ele vermekle hedefe ulaşabileceğimizi düşünüyorum.

 

İyi okumalar dilerim.



118 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
AYAN BEYAN (1) - 14/03/2022
“Ayan” “gözle görülen, açık, belli,” “beyan” ise “bildirme, söyleme” anlamlarına gelir. İki sözcük birlikte yazıldığında, “ayan beyan”, “besbelli, apaçık, açık seçik bir biçimde…” demektir.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076