Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam507
Toplam Ziyaret1405052
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
TÜRK MİLLETİ VE DEVLETİMİZİN BEKA SORUNU -1-
25/01/2018

 

Arapça bir kelime olan “bekâ”nın  sözlük anlamı “kalıcı, varlık, var olmak, ölmezlik, sonu bulunmamak” demektir. Bu kavramın Türk kültüründeki karşılığı “Devlet-i ebed müddet” yani  “sonsuz olan devlet” demektir. Bekâ kelimesi ile daha geniş anlamda, “Devletlerin var olmaları ve varlıklarını korumaları için  stratejik proje ve hedefleri”  ifade edilmektedir. 

BİZİ ANADOLUDAN ATABİLİRLER Mİ?

 Şimdiki İspanya ve Portekiz yer aldığı İber Yarımadası, MS 711 yılında Tarık bin Ziyad komutasındaki Emevi İslam Ordusu tarafından alınmıştı. Tarık bin Ziyad, İspanya’ya ayak bastıktan sonra orduyu getiren gemileri yaktırmış ve “geriye dönüş olmadığını” göstermişti askerlerine.  

Abbasilerin Emevi hanedanına son vermesi üzerine, Emevi sülalesinden Hişam’ın torunu Abdurrahman, İspanya’ya geçerek orada Abbasi İslam Devleti’nden bağımsız, Endülüs Emirliği adıyla bir devlet kurdu. Abbasilerden kaçan tüm Müslümanlar Endülüs’te toplandılar. Endülüs Emevi Devleti’nin en parlak dönemi MS 756-1031 arası yıllarıdır.

XI.nci yüzyılda Endülüs Emevi Devleti parçalandı. Topraklarında küçük küçük devletçikler kuruldu ve bunlar birbiri ile didişerek, 1492 yılına kadar varlıklarını korudular. 1492 yılında Hıristiyanlar son İslam devletçiği Ben’i Ahmer’i de ele geçirerek Müslümanlara ait tüm izleri yaktılar, yıktılar, yok ettiler! Muhteşem camileri, sarayları, üniversiteleri, su kanallarını, hatta kütüphaneleri ve kitapları bile yok ettiler. Bazı kaynaklar Endülüs’te iki milyon kitap yakıldığını nakleder. 1903 yılında Nobel fizik ödülünü alan Fransız bilim adamı fizikçi Pierre Curie; “- Endülüs’ten bize otuz kitap kaldı, atomu parçaladık. Eğer yakılan bir milyon kitabın yarısı kalmış olsaydı, çoktan uzayda galaksiler arasında geziyor olurduk,” demiştir. 

Endülüs Müslümanlarının çoğu öldürülmüş, bir kısmı Osmanlı donanmasınca Kuzey Afrika’ya, Yahudiler Selanik ve İstanbul’a taşınmış; kalanları da din değiştirmeye zorlanmıştır. Din değiştirenler bile sonradan, engizisyon fırınlarında yakılmışlardır. Müslüman katliamının 1609 yılına kadar sürdüğü anlaşılmaktadır. 

Biz Türklerin, Endülüs Devleti tarihinden ve o muhteşem medeniyetin yok oluşundan, alacağımız çokça dersler vardır. 

Yok edilen öyle bir medeniyettir ki, bağımsızlığı 781 yıl, başlangıcı ve son bulması 898 yıl sürmüştür. Avrupa Ortaçağ karanlığında iken, tebaası içinde okumaz yazmaz kimse bulunmayan; El Muradi, Mesleme el Mecriti, Zehravi, Zerkali, Cabir bin Eflak, İdrisi, İbn Tufeyl, İbn Rüşt, El Gafiki, Musa bin Meymun ve İbn Firnas gibi onlarca bilim adamı yetiştiren; Kurtuba Üniversitesi gibi çağının en büyük yeryüzü bilim merkezini kuran bir medeniyetten bahsediyoruz. Bugün bile, 1419 mermer sütun üzerine kurulu Kurtuba Camisi’nin benzeri yoktur yeryüzünde. 

Bizim Anadolu’ya gelişimiz 1071, Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın İznik’i alışı 1075, başkent yapması 1080 yılına denk gelir. Sene 2018 olduğuna göre, biz Türkler 947 yıldan beri Anadolu topraklarındayız. Buradan hareketle; “Biz bin yıldır bu topraklarda egemen bir milletiz. Bizi kimse buradan çıkartıp, atamaz!” diye düşünmek; içerisinde iyi niyetli dilek ve temenni barındıran bir yaklaşımdır. Tarihi geçerliliği yoktur! Tarihte, 898 yıl var olan Endülüs Müslümanlarının izleri dahi yok edilebiliyorsa, 947 yıldır var olan Anadolu Müslümanları da pek ala yok edilebilir. 

Yakın tarihimize ve günümüzdeki olaylara, işte bir de bu gözle bakmamız lazım gelir! 

Atalarımızın Anadolu’ya gelişinden 25 yıl sonra, 1096 yılında ilki uygulamaya konulan Haçlı Seferleri’nin amacı biz Türkleri Anadolu topraklarından söküp, geldiğimiz Orta Asya bozkırlarına geri atmaktı. 1912-1922 yılları arasındaki bir önceki Haçlı saldırısında Balkanları ve Nil’den Dicle’ye uzanan tüm güney topraklarımızı kaybettiğimiz unutulmasın! Büyük Atatürk önderliğindeki milli mücadelemiz başarılı olmasaydı, Anadolu’da bugün var olabilecek nüfusun ve onu yöneten idarenin, yapısını hayal bile edecek durumda değiliz. 

Milletimiz ve onun teşkilatlı yapısı olan Devletimiz, yüz yıl sonra bugün de, yeni bir Haçlı saldırısı altında, yeni bir “bekâ” sorunu ile karşı karşıyadır. Devleti yöneten mevcut iktidar, bunun ayırtına varmış gibi gözükmekte ise de, samimiyetleri noktasında benim şahsi kuşkularım bulunmaktadır. 

Kuşkularımın nedenini yazının devamını okuyunca göreceksiniz. 

DEVAM EDECEK.

 



397 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076