Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam94
Toplam Ziyaret1408215
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
‘ŞİRK DİNİ’ VE BU DİNİN İLAHLARI
18/01/2019

Lât’ı, Uzza’yı ve Menat’ı, bileniniz, hatırlayanınız vardır. Mekke’de Ebu Cehil’lerin, Ebu Leheb’lerin elleriyle yapıp tapındıkları, Hz. Muhammed’in kırdığı bu üç putu elbette duymuşsunuzdur. 

Kelime anlamı olarak “put”; kimi ilkel toplumlarda, doğaüstü gücü ve etkisi olduğuna inanılan, ilah olarak tapılan, genellikle canlı bir varlığı; özellikle insanı gösteren, tahtadan, taştan, topraktan yapılmış yontuya verilen genel bir addır. 

“Put” sadece tapılan bir takım nesneler de değildir. Eğer hayatın amacı haline gelir ve insanı Allah’a isyana sevk ederse, yerine göre makam, güç, para, kadın veya insanlar için değerli herhangi bir şey de “put” olabilir.

 Kuran’a göre “put” o kadar geniş anlamlıdır ki, kişinin Allah’ın dışında hayatının amacı kıldığı maddî-manevî her şeydir. Bu putları, hayatın amacı kılmak da Allah'a şirk koşmak olarak nitelendirilmiştir.

 'Otorite (Lât), güç (Uzza) ve üçüncüleri para (Menat)... Bunlar sizin ve atalarınızın taktığı bir takım isimlerden başka bir şey değildir... Onlar gerçekte zanna ve nefislerinin isteklerine /

arzularına tabi oluyorlar...' (Necm Suresi; Ayet 19-20)

 Adları “Lât, Uzza ve Menat”, anlamları “mutlak otorite, güç-kuvvet ve para” demektir. Rus Çarlığının para birimi “manattı”. Bugün de Azerbaycan ve Türkmenistan Devletlerinin para birimlerinin adıdır “manat”.

 Günümüzde de bu kavramlara tapanlar yok mu? Elbette var.

Demokratik olmayan yönetimlerde “güce, otoriteye” tapanların bulunmasını anlarım da demokratik sistemde bunun olmasını anlamak zordur. Demokrasilerde patron “millet”, demokratik siyasi partilerde patron “partinin kayıtlı üyeleri ve delegeleri"dir. Parti genel başkanını patron olarak görmeye başlayınca, onun yüceltilmesi,kutsallaştırılması ve putlaştırılması da birlikte gelir.

Delegeler önce elleriyle bir genel başkan seçerler, yani bir put yaparlar. Sonra da onda üstün vasıflar vehmederler: “Bilge lider! O bizim bilmediğimizi bilendir. Böyle davranışının arkasında mutlaka bir sebep(!) vardır. O, böyle diyorsa doğrudur. Biz her şeyi bilemeyiz ama o bilir!” 

Bu davranışın sonuçta bir şirk olduğunu düşünmezler. Düşünemezler.

Oysa hiçbir insan, bazen diğerlerinden farklı nitelikleri bulunsa da, mükemmel ve insanüstü değildir. Sonuçta o da bir insandır.

Yazıyı, bu konuları inceleyen aydınlarımızdan Cemil Kılıç’tan bir alıntı ile bitirelim:

"Öncelikle şunu belirtelim ki, İslam öncesi Mekke Arap toplumu, birilerinin sandığı gibi dinsiz ve Allahsız bir toplum değildi. Tam tersine çok dindar ve Allah inancı çok güçlü bir toplumdu.

O günün Mekke egemenleri açısından İslam, bir dinsizlik yahut bir din karşıtı hareket olarak görülmekteydi. Dolayısıyla Hz. Muhammed de dinsizlerin lideri olarak görülüyordu.

Mekke toplumu putlara ta’zim ederken aslında Ebu Leheb'e, Ebu Cehil'e ve diğer kodamanlara tapınıyordu. Çünkü mülkiyet ve hüküm sahibi olan onlardı.

İşte Hz. Muhammed, Mekke kodamanlarının, totemlerin arkasına saklanarak sürdürdükleri egemenliklerine karşı çıkarak ‘şirk dinine’ ve bu dinin dindarlarına savaş açmıştır.

Bu nedenle de kesin ve keskin bir biçimde dinsizlikle suçlanmıştır.

‘Şirk dini’ bugün de tüm çılgınlığıyla hükmünü sürdürüyor. Sureti haktan görünmek, bugünkü şirk dindarlarının da hiçbir zaman elden bırakmadıkları bir davranıştır. Egemen dinsel anlayışın referans alındığı güncel politik atmosfere göre davranmaya çalışan ve özellikle sermaye sahibi kişiler yahut sermaye sahibi olmak isteyen çevreler, dini kullanışlı bir argüman olarak devreye sokmak konusunda Ebu Cehil ve Ebu Leheb gibi Mekke kodamanlarının yol ve yöntemlerini bilinçli yahut bilinçsizce takip etmekteler."

Allah bizleri, Allah’ın verdiği aklımızı kullanabilen kullarından eylesin. Amin.

 

 

 

 

 

 

 



454 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.778218.8534
Euro20.651620.7344