Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi10
Bugün Toplam533
Toplam Ziyaret1405078
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
ATATÜRK VE CUMHURİYET ÜZERİNE 7
08/01/2021

İNSAN ATATÜRK (4)

 

Çankaya sırtlarında oturan Ankaralılar, şehre Reşit Galip Caddesi'nden geçerek inerler. Pek azı bu ismin kime ait olduğunu bilmez bile... Bu bilinmezlikte belki Reşit Galip'in daha 41 yaşında bu dünyadan göçüp gitmesi rol oynamıştır. Belki de İnönü ile yıldızının hiç barışmamış olması.

 

Rodos'ta doğan Reşit Galip, ortaokulu bitirince kardeşiyle bir sandala binerek Marmaris'e gelir. Liseyi İzmir'de okurlar. Kardeşi Hüseyin Ragıp (Baydur) diplomatlığı seçip büyükelçi olur. Reşit Galip ise İstanbul Tıp Fakültesi'ne girer ve tıp doktoru olur. Öğrenciyken gönüllü olarak 1. Dünya Savaşı'na katılır, Kafkas Cephesinde çarpışıp asker dönüşü öğrenimini tamamlar.

 

1923 Martı'nda hekimlik yaptığı Mersin'e Mustafa Kemal Paşa geldiğinde Paşa'nın huzurunda konuşmuş ve gözlerine doğru bakarak şöyle demiştir:

 

"Muhterem Gazi, sen yalnızca bu milletin bir kahramanı değil, bu milletin bir ferdi olmakla iktifa (yetinme) ve iftihar (övünme ) etmektesin."

 

Herkesin Gazi'yi yüceltme yarışına girdiği günlerde onu, "Milletin bir ferdi," sayan bu hatip, herkes gibi Gazi'nin de dikkatini çeker.

 

M. Kemal Paşa da ona milletvekilliği önerir ve Ocak 1925'te Meclis'e girer. Bir süre İstiklal Mahkemesi üyeliği yapmış, CHP Yönetim Kurulu’nda görev almış; Türk Ocaklarında, Halkevlerinde çalışmıştır. Atatürk'ün isteğiyle Serbest Fırkaya girmiş ve Atatürk'ün sofrasına katılmış bir kişidir.

 

1931 yılı sonbaharında İstanbul Dolmabahçe Sarayı’ndaki Atatürk’ün sofrasında o da bulunmaktadır. Sohbetin konusu, Atatürk'ün Harbiye'den "tabya öğretmeni” de olan Milli Eğitim Bakanı’nın, “Kız öğrencilerin kıyafetleri ile ilgili” düşünceleridir.  

 

Bakan Esat Mehmet, “Kızların kısa etek, kısa çorap ve kısa kollu gömlek giymelerini uygun görmediğini,” belirtir. Bir genelge yayınlayarak daha kapalı giyinmelerini isteyeceğini söyler.

 

Bunun üzerine Reşit Galip söz alarak: "Yanlış düşünüyorsunuz Beyefendi, bu bir geriliktir, kadınlar eski durumda yaşayamazlar. İnkılaplardan en mühimi kadınlara verilen haklardır. Başka türlü Batılılaşmakta olduğumuzu iddia edemeyiz." deyince sofrada hava gerilir.

 

Gazi, Bakanını zor durumda bırakan bu çıkıştan hoşlanmaz. "Bu konuyu uzatmayalım. Kısa çorap giyip giymemek çok önemli değildir, sonra tartışırız," dese de Reşit Galip, alttan almaz. "Af buyurunuz Paşam! Bu, inkılap ve zihniyet meselesidir. Müsaade buyurursanız fikrimizi söyleyelim. Hatta daha ileri giderek diyeceğim ki, sizin huzurunuzda, bu sofrada inkılapları zedeleyici icraattan bahsedilmesi küstahlıktır, hoş görülemez!"

 

Reşit Galip'in tartışma yaratmasının özel bir nedeni vardır: Halkevinde sanatı yaygınlaştırmak için tiyatro çalışmaları yapıyor, ancak sahneye çıkacak kadın oyuncu bulamıyorlardı. Buna gönüllü kadın öğretmenler için, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan izin alamamışlardı. Reşit Galip, "Bu kokuşmuş kafayla devlet yürümez,diyerek kesip atar. Atatürk'ün kaşları çatılır. "Sözlerinizde müsamahalı ve ölçülü olunuz!" diye çıkışır.

 

Tartışma biraz daha ilerleyince Gazi'nin sabrı taşar ve: "Bu sofrada hocama ve bir Milli Eğitim Bakanı'na hakaret etmenize müsaade edemem," der ama Reşit Galip sineceği yerde hepten üste çıkar: "Devrimleri korumak için sizden müsaade istemiyorum. Hatayı yapan siz de olsanız sizi de eleştiririm. Mesela Roza Noir'a verdiğiniz 15 bin liralık kredi mektubu da siz yaptınız diye, hata olmaktan çıkmaz."

 

İlk kez Atatürk'ün sofrasında Atatürk, bu kadar sert eleştirilmektedir. Reşit Galip'in sözünü ettiği Rosa Noir, Beyoğlu'nda Rus karı-kocanın işlettiği bir bardır. Atatürk, bir gece oraya gitmiş, mekânın sahibi Madam Senya'dan  "İş Bankası'ndan kredi alamıyoruz," yakınmasını dinlemiş ve orada bir kâğıda, İş Bankası Genel Müdürü'ne hitaben "Yardımcı olunması," isteğini yazmış, Rus çifte vermiştir.

 

Reşit Galip, bu iltimas talebini eleştirmektedir. Atatürk, bu ithama rağmen kızmaz. "Yoruldunuz, buyurun biraz istirahat edin!diyerek kibarca, Reşit Galip'i sofrasından kovar. Ama genç devrimcinin yılmaya hiç niyeti yoktur, yıllar yılı bir efsane gibi anlatılacak olan çıkışını yapar:

 

"Burası sizin değil, milletin sofrasıdır. Milletin işlerini görüşüyoruz. Burada oturmak sizin kadar benim de hakkımdır." 

 

Atatürk, kendi fikirleriyle kendisini vuran bu genç adama bakar, sonra yanındakilere dönüp, "Öyleyse biz kalkalım!" der. Sofradaki heyet ayaklanır. Reşit Galip'i sofrada yapayalnız bırakıp çıkarlar.

 

Bu müthiş sahnenin devamı daha da ibret vericidir. Reşit Galip bütün geceyi Dolmabahçe Sarayı'nda pencerenin kenarındaki bir koltukta geçirir. Atatürk uyandığında Genel Sekreterine Reşit Galip'i sorar. "Sabaha kadar bekledi, mahcubiyetini size iletmemizi istedi. Bir de Ankara'ya gidecek kadar borç para istedi, 25 lira verdik," derler.

 

Atatürk, "Ankara'ya gidecek adama 25 lira mı verilir? Bari benim hesabımdan birkaç yüz lira verseydiniz!" der. Sonra, "Cebinde beş parası yok ama karakterinden hiç taviz vermiyor. Parası yok ama cesareti var!" diye ekler.

 

Mahcubiyeti sebebiyle bir süre Atatürk’ün çevresinden ve sofrasından uzak kalsa da bir süre sonra yine davet edilir. 19 Eylül 1932 tarihinde onu hemen yanındaki sandalyeye oturtur ve orada yeni Milli Eğitim Bakanı'nın 39 yaşındaki Reşit Galip olduğunu açıklar.

 

Reşit Galip, Atatürk kadar anlayışlı olmayan Başbakanla uyum sağlayamasa da, 13 ay bakanlık yapar. Üniversite reformu ve Ak Parti iktidarınca kaldırılan “İlkokul Andı” onun eseridir.

 

Bakanlıktan ayrılışının beşinci ayında Mart 1934’te öldüğünde, torununun annesi ağzından anlatımına göre, “Cebinde sadece beş lirası varmış.”

 

Bu büyük idealistin idealistliği, baş eğmez dürüstlüğü kadar, Atatürk’ün olgun kişiliği de her türlü takdirin üstündedir.

 

Onun için yakıştırılan sıfat, “Atatürk’ün fikir fedaisi” deyimidir. Her şeye rağmen Atatürk’ün en çok değer verdiği kişilerdendir. O, Gazi'ye "Paşam!", Gazi de ona "Doktor" diye hitap ederdi.

 

Rosa Noir olayı mı? Onu da hatırlatalım; İş Bankası Genel Müdürü Muammer ERİŞ, Atatürk imzalı kâğıdı alınca doğruca Dolmabahçe Sarayı'na gelmiş, “Ata'nın ricacı olduğu krediyi vermeye kuralların uygun olmadığını söylemiş ve talebi reddetmiştir.”

…………………….

Atatürk, ne dünkülerle, ne bugünkülerle ne de yarınkilerle kıyaslanamaz.

 

Kıyaslamaya kalkanların ya meşinden suratları, ya da odundan vicdanları vardır.

 



277 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076