Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam507
Toplam Ziyaret1405052
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
ÖNCESİYLE, SONRASIYLA ‘15 TEMMUZ 2016 KALKIŞMASI’ - 12
24/10/2018

 

SONRANIN SONRASI: YARINLARDA BİZ (2)

 

Terör örgütleri yirminci yüzyılda Afrika ve Güney Amerika ülkelerinde yaşayan insanları bulundukları topraklardan sürerek, Küresel şirketlerin kitlesel “mono kültür” tarım üretimi yapabileceği alanlar oluşturmuştur. Bir yandan da kırsaldan ayrılıp kentlerin varoşlarında Devlet’in sosyal yardımlarına muhtaç edilmiş kitlelerin özgüvenleri, tarihi süreçte oluşmuş değerleri, dayanışma duyguları, milli ve kültürel kimlikleri yok edilmiş ve edilmektedir.

 

Ülkemizde yıllardır kullanılan “terör aracı”, 2001 yılı 11 Eylül’ünden itibaren tüm dünya ülkeleri için bir sorun haline gelmiş, getirilmiştir.

 

Tüm insanlığı mutlak egemenliğine almak isteyen güçler, bireyi her anlamda “güçsüz, kendisini savunamaz, hareket serbestisi sınırlı, ekonomik gücü olmayan, eğitim imkanları ortadan kaldırılmış, bedensel sağlığı ve üreme bağımsızlığı elinden alınmış; bütün sosyal bağları kopartılarak manevi iskeleti çökertilmiş” hale getirmeye çalışmaktadırlar. Bütün bunların sonunda ve zaman içerisinde insan kitleleri üzerinde kontrolünü kalıcı ve sağlam bir şekilde yapılandıracak olan Küresel Güçler; “yapayalnız, eğitimsiz, sağlıksız, ekonomik gücü kalmamış, bir yerlere kaçıp gitme imkanı olmayan” bireyi, elektronik olarak tam kontrol altına alıp, doğrudan bir merkezden yönetilen robotlar haline getirmeyi hedeflemektedir!

 

Bunu tam olarak gerçekleştirebilmek amacıyla, insanların nakit kullanımının giderek sınırlanacağını ve en sonunda paranın tedavülden kaldırılarak bireylerin tüm gelir ve harcamalarının “plastik kartlarla” ATM makinelerinden yapılacağını; böylece bireyin ekonomik bağımsızlığına en büyük darbenin indirileceğini söylemek, abartma olmaz. Küresel güç bunun hazırlığındadır!.

 

Ayrıca kimlik kartlarına yerleştirilen elektronik çiplerin zamanla, deri altı uygulamasına geçildiğini göreceğiz. İşte bu, insanoğlu için mutlak tutsaklık halidir.

 

George Orwel’ın 1930’lu yıllarda yazdığı “1984” adlı romanındaki kurgular gerçekleşme yolundadır. Yarın birileri size, “savaşın aslında barış; özgürlüğün kölelik, bilgisizliğin kuvvet” ve “2+2=5” olduğunu iddia ve ispat ederse şaşırmayın. Nitekim bugünlerde, “cehalete övgüler düzen” Üniversite Rektör Yardımcıları dolaşmakta ortalarda.

 

“Yukarıdan beri anlata geldiğimiz Emperyal Planın neresindeyiz? Bundan sonra bizi neler bekliyor?”  diye sorulabilir. Bizi yönetenlerin de bu soruları sormaları, bu doğrultuda kararlar almaları ve uygulamaya başlamaları beklenir.

 

Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti’nin 1876 yılında ulaştığı %66’lık dış borç/GSMH oranına ulaşmış ve borç, bu oranı geçmiştir. Osmanlı, alacaklı bankerlere bu oran %66’ya ulaştığında, “konkordato ilan ederek borç ödemesi yapamayacağını” bildirmişti. Türkiye Cumhuriyeti’nin de dış borçlarda temerrüde düşmesi yakındır. Bu durumun ülkeyi telafisi imkânsız, açıktan sömürgeleştiren gelişmelere götürme potansiyeli bulunmaktadır.

 

Bu noktada iktidar sahiplerinin dış borcu küçük göstermek amacıyla sadece “kamu borcu” kavramını öne çıkardıklarına tanık olmaktayız. Aynı yaklaşımı “IMF’ye borcumuz yoktur!” derken, “ihracat rakamlarını söyleyip ithalat rakamlarını görmezden gelirken” de görüyoruz.

 

Bugün için geldiğimiz aşamada ülkemizde “Türk Milli Kimliği” ve “Ülke Bütünlüğü” ciddi tehlike altındadır! Cumhuriyet tarihi boyunca tehlike hiç bu kadar yakın ve büyük olmamıştır.

…………………………………………………..

Afganistan’ın geleceğinde Amerikan Politikası Koordinatörlüğü görevini üstlenen Richard Haass, ‘Karışıklık’ adlı kitabında “yeni bir ulus inşa etmeyi, ABD’nin işgal edeceği bölgelerde hâkimiyet kurabilmesi için şart” olarak görmektedir:

 

“…Güç, eğer bir politik değişiklik olayı ise, fazla bir zekâ gerektirmeden ve biraz da iyi şansla işe yarayabilir. Aksi halde tek başına güç kullanımı politik değişikler için yeterli değildir. Bu şekilde bir değişiklik için en etkili yol; ülkelerde etnik ve mezhebi karışıklık yaratmaktır. Yeni bir ‘Ulus inşa etmek’ bu yollardan biridir. İlk önce buna karşı çıkanları ve milli birliği savunanları susturacaksın ve daha sonra başka bir topluluk yaratma işiyle meşgul olacaksın.”

 

Sanırım, ülkenin tüm kaynaklarının herhangi bir karşı direnişle karşılaşmadan tam anlamıyla sömürüye açılabilmesi için yeni dönemde yapılacak ilk iş, ülkemizde yıllardır uygulanmakta olan “yeni milletler yaratma” çalışmalarının bir semeresi olarak “Etnik Temelli Eyaletlere Dayalı Federalizm İlanı”; ardından da zamanla, “O Eyaletlerde İnşa Edilmiş Yeni Milletlere Bağımsızlık Verilmesi” olacaktır. Tüm göstergeler buna hazırlanıldığını göstermektedir. … 

Böylelikle, Graham Fuller ve Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yeni Türkiye”si kurulacak; milli  kimliği çağrıştıran “Türk” kelimesi kullanılmayacak ve büyük ihtimalle yeni devletin adı da; “Ortadoğu Federal İslam Devleti” olacaktır. 

Böylece ülkede yaşayan halk “millet” olmaktan uzaklaştırılarak, küçük küçük kantonlarda yaşayan “kabilelerden oluşan bir topluluk” (halklar federasyonu) haline dönüştürülmüş olacaktır.

 

 

DEVAM EDECEK.

 



484 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076