Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam508
Toplam Ziyaret1405053
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
KARAİSALI’NIN SOSYAL YAPI ANALİZİ
29/12/2015

 

Karaisalı üzerine durum analizleri yapılan yazıların bu bölümünde Karaisalı kırsalında yaşayan nüfusun sosyal yapısı üzerinde durulmuş; kentlere göç, varsıllık yoksulluk, aile yapısı ve aile içi iş bölümü gibi konulardaki sosyal ilişki yapısı hakkında değerlendirme ve analizlerde bulunulmuştur.

Saha çalışması kapsamında görüşülen kişilerin %68’i ailesinin kırsal mahalle dışına göç verdiğini belirtmiştir. Ailesinden mahalle dışına göç olduğunu ifade eden bireylerin %78’i 1 ila 5 yakınının, %20’si 6 ila 10 yakınının ve %2’si 11 ve daha fazla yakınının kentlere göç ettiğini belirtmiştir.

Saha çalışması kapsamında görüşülen kişilerin %86’sının evli ve bunlardan %39’unun 4 ve üzeri çocuğa sahip olmasına rağmen ikamet edilen evlerde geniş aileler yerine daha ziyade çekirdek ailelerin oturuyor olması, göç kavramı ile açıklanabilmektedir. Göç sosyal yaşam ile ilgili belirleyicilerin başında gelmektedir.

Göçün sosyal yaşam üzerine en belirgin etkileri;

·        Hane genişliğinin azalması,

·        Hanelerdeki ortalama yaş sınırının yükselmesi,

·        Aile fertleri arasındaki ilişkiler, aile parçalanması ile (gençlerin göç etmesi) sürekli bir özlem duygusu ve

·        İş gücünün bölüşümü ile hiyerarşik yapı bozulması, şeklinde sayılabilir. 

Daha keskin bir biçimde ifade etmek gerekirse, göç en küçük toplumsal yapı olarak bilinen aileden başlamak üzere toplumsal yapıyı etkilemekte, kırsal alandaki aile yapısını kentlerdeki çekirdek aile yapısına yaklaştırmaktadır. Ne var ki, kırsal alandaki sosyal yaşam unsurları kentlerdeki kadar zengin çeşitliliğe sahip olmadığı için toplumların sosyal yaşamları üzerine olumsuz etkiler bırakmaktadır.

Erkek katılımcılar hasat ve tarla işleri, evle ilgili ufak tefek tamiratlar ile kısmen yiyecek içecek alışverişini kendi sorumluluk alanlarında görmekte ve iş bölümünde bu işlere ilişkin faaliyetleri yerine getirmeyi genel olarak yeterli kabul etmektedirler. Öte yandan kadınların aynı sorulara vermiş oldukları yanıtlar erkeklerin vermiş olduğu yanıtlar ile büyük ölçüde paralellik göstermektedir. Bu iş bölümü konusunda ailede büyük ölçüde bir uzlaşı olduğuna işaret etmektedir. Ancak, kadınların yanıtlarının erkek yanıtlarından ayrıldığı nokta “süt sağmak”, “hayvanların beslenmesi ve bakımı gibi işler” ile ilgili verilmiş olan yanıtlardır. 

Erkekler genel olarak bu işleri eşlerinin işi olarak görüp, belirtilen işleri kadınların yaptığını ifade ederken, kadınlar da aynı doğrultuda yanıtlar vermişlerdir. Bu durum, hayvancılık işlerinin kimin görevi olduğuyla ilgili olarak aile içi bir uzlaşının var olmadığına işaret etmektedir. Doğası gereği diğer faaliyetlerden daha zahmetli olan hayvancılık ile ilgili işler sosyal yapıyı bozan ve göçü tetikleyen unsurlar arasında yer almaktadır. 

Genç kadınlar, zorluklarından dolayı hayvan bakımı gibi işlerle uğraşmak istememektedir. Kırsal mahallelerdeki diğer işlerin de nispi fazlalığından, şehirde yaşama eğiliminde olan kırsal yerleşimci kadınlar, kırsal mahallelerde yerleşik olan erkekler ile evlenmek istememekte, olanakların daha zengin olduğu şehirlerde yaşamak istemektedirler. Bu durum, evlenme çağına gelmiş erkeklere de zorluk çıkarmakta, onlar da ya hayvancılık faaliyetlerinden vaz geçmekte, ya da evlenebilmek için şehre göç etmeyi kabul etmek zorunda kalmaktadır.

Erkeklerin %60’a yakını aile içinde alınan önemli kararları eşleri ile birlikte aldıklarını ifade etmişlerdir. Erkek Yanıtlarına göre çocukların evliliği, çocukların eğitimi, ev, arazi, altın ve eşya alma gibi önemli kararların alınma sürecinde eşlerin büyük çoğunluğu uyum içinde davranmakta ve birlikte hareket etmektedir. Bununla birlikte, aynı soruya kadınların vermiş oldukları yanıtların büyük bölümü benzer doğrultuda olsa da farklılıklar söz konusudur. Aynı soruya kadınların vermiş oldukları yanıtlarda, kadın yerleşimciler erkeklerden bazı noktalarda ayrışmakta, erkeklerin eşimle beraber karar veririm dediği bazı alanlarda, kararı genellikle eşim verir demektedirler. Bu durum, erkek yerleşimcilerin bazı önemli kararları eşleri ile almaları gerektiğini bilmelerine rağmen, doğrudan kendilerinin karar alma yoluna gittiklerini düşündürmektedir.

Saha çalışmasına katılan kadın ve erkek yerleşimcilerin, aile içindeki iş bölümü hakkındaki kanaatlerinin genel olarak paralellik gösterdiği düşünülse de, kadınların %14’ü aile içindeki iş bölümünde kendi üzerlerine düşenden daha fazlasını yaptıklarını düşünürken, aynı oran erkeklerde %7’de kalmaktadır. Bu durum, Karaisalı kırsalında yaşayan kadınların azımsanmayacak bir bölümünün üstlenmeleri gerekenden fazla yük üstlendiklerini düşünmekte olduklarını ortaya koymaktadır. Bu geleneksel Türk aile yapısı ve bu aile yapısına dayanan iş bölümü anlayışının kentlerde olduğu kadar büyük bir hız ve oranda olmasa da kırsal alanda da değişmeye başladığına işaret etmektedir. 

Sosyal yapıyı ortaya koymak için önemli göstergelerden birisi de eşya sahipliğidir. Özellikle evde LCD televizyon, internet ve buzdolabından bağımsız “ayrı” bir derin dondurucu sahipliği varsıllık göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Bu açıdan bakıldığında Karaisalı kırsalında yaşayan hane halkının %8-12’lik bir bölümünün diğerlerine oranla daha varsıl olduğu yorumunda bulunulabilmektedir.

Bu bölümde sosyal yapı ile ilgili yapılan analiz ve değerlendirmeleri üç başlıkta özetlemek gerekirse;

·        Göçün de etkisi ile hane halkı büyüklüklerinin kırsal alanda da azalma eğiliminde olması, 

·        Aile içinde iş bölümünün kadın aleyhine bir seyir izlemesi ve  

·        Varsıl olarak nitelenebilecek nüfusun toplam oranının %8-12 seviyelerinde olması, konuları vurgulanabilir. 

Saygı ve muhabbetle nice yıllara derken, yeni yılla birlikte “Böyle Gelmiş Böyle Gitmez!” başlığı altında yaşanmış anılardan derlemeler sunacağımızı duyurmak isterim.



813 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076