Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi9
Bugün Toplam513
Toplam Ziyaret1405058
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
ATATÜRK VE CUMHURİYET ÜZERİNE 5
15/12/2020

 

İNSAN ATATÜRK (2)

Kurtuluş Savaşı başarılmış, düşman yenilmiş, askeri gücümüzle muhataplarımızı istemeseler de masaya oturtmuş, adil bir barış yapılması yolunda görüşmeler devam etmekteydi.

Yoksul, sermayesiz, uzmanı ve deneyimi az, talihsiz bir ülke, sömürülme tuzağına düşmeden, nasıl kalkınabilirdi? Bunun bir yolu var mıydı?

Böyle bir yol yoksa ne yapacaklardı?

Parasız Türkiye, İngiliz Lord Curzonların önünde diz çökmeden kalkınabilir miydi, nasıl kalkınırdı?

Mustafa Kemal Paşa bunun çaresini aramaktaydı…

İzmir’de bir İktisat Kongresi toplamaya karar verilmişti. Bu kongrede yollar aranacaktı. Kongreye hazırlanmak gerekmekteydi. Süre ise azalmıştı.

Mustafa Kemal Paşa her hangi bir lider olmadığının bir örneğini daha gösterdi.

TBMM Hükümeti’nin Paris Temsilciliği yardımı ile siyaset, siyasi akımlar, ideolojiler, sistemler, ekonomi ile ilgili birçok kitap getirtti. Kitapların bir kısmını evde alıkoydu. Büyük bölümünü Fransızca bilen, bu konulara ilgi duyan arkadaşlarına dağıttı:

“Çabuk okuyun. Notlar alın. Sonra bilgilerimizi değiş tokuş edelim,” dedi.

Ki o, not düşerek, altını çizerek 3.997 kitabı okuyan ender bir siyasi liderdir.

Gönlündeki zenginliği, ruhundaki tevazuyu görebiliyor musunuz?

Hiçbir zaman, “Ben, her şeyi bilirim,” iddiasında olmamıştır.

Bilgiyi bile paylaşmayı bilmiştir. Bu ekip çalışmasından, o güne kadar hiçbir iktisat prof.’unun kitabında yazmayan, uygulandığı ülkelerde kalkınma rekorları kırılan, liberal kapitalist sistem ve sosyalist devletçi sisteme ek, iktisatta üçüncü bir yol, “karma ekonomi” adlı bir ekonomik sistem doğmuştur.

Atatürk’ün asker, devlet adamı, öğretmen, çiftçi kişiliğini biliriz de “iktisat teorisyenliği” yönünü unuturuz hep. …

Türkiye’yi yönetenler, milli olmaktan uzak “yeni liberalizmi” model olarak alıp uygularken, yerli ve milli karma ekonomi sisteminin “yenisini” geliştirmek için hiç kafa yormazlar.

……….

Mustafa Kemal Paşa, 14 Ocak 1923 günü askeri denetimlerde bulunmak amacıyla bir yurt gezisine çıkmıştı. Tren Biçer İstasyonu’na ulaştığında, İzmir’de annesine refakat etmekte olan yaveri Salih (Bozok) Bey’in gönderdiği, “Annesinin ölüm haberini bildiren,” şifreli telgraf yanındaki yaverlere ulaştırıldı. Şifreleri çözüldü.

Annesini ne kadar sevdiğini bilen yaverleri de, o anda heyette bulunan Bolu Milletvekili eski yaveri Cevat Abbas Bey de Paşaya ölüm haberini vermekten çekindiler. Görev Ali Metin Çavuş’a kalmıştı. Kötü haber getirdiği çavuşun yüzünden gözünden anlaşılıyordu.

O daha ağzını açmadan Paşa, “Annem ölmüş, değil mi?” diye sordu.

Siz sağ olun Paşam.”

M. Kemal Paşa’nın gözleri doldu.

Durum, birlikleri denetlemeyi ve komutanlarla konuşmayı ertelemeye elverişli değildi. Lozan’da görüşmelerin kesilerek, yeni silahlı çatışmaların başlaması an meselesiydi. Ordunun, Çanakkale ve İstanbul cephelerinde savaşa hazırlıklı olması gerekmekteydi. 

Görev gezisi sürdürülecekti. …

Salih Bey’e, “Annesinin uygun bir tarzda toprağa verilmesini,” bildirdi.

………….

Denetlemelerden sonra 27 Ocak günü İzmir’e gelebildi ve ancak o gün, mezarı başına giderek, annesi için dua edebildi.

……………………….

İzmir’e ulaştıkları esnada, istasyondan çıkmak için öğrencilerin önünden geçmeleri gerekiyordu.

Küçük bir kız çocuğu bağırdı:

“Seni öpmek istiyorum!”

Paşa durdu, kollarını açtı:

“Ne duruyorsun, gel öyleyse?”

Çocuk koştu, boyu ancak beline yetişiyordu, bacaklarına sarıldı. Paşa eğildi. Çocuk ayaklarının ucunda yükselip yanağını öptü. Arkadaşları kıyameti kopardılar:

“Biz de, biz de…”

Bağrışarak, çığlıklar atarak, neşe içinde sırayı, düzeni bozdular.

M. Kemal Paşa’ya sarıldılar. Paşa çocukların saçlarını, yüzlerini okşuyor, eğilip başlarını öpüyordu. Aralarında kaybolmuş gibiydi. …

Paşa duygulandığını gördüğü Fevzi (Çakmak) Paşa’ya dedi ki:

“Bu çocuklara aydınlık, mutlu, onurlu, ileri bir gelecek sağlayamazsak yazıklar olsun bize.”

…………………..

Bugünkü çocukların, bugünkü Devlet Başkanlarına, çevrelerindeki üç bin kişilik koruma kuşatmasını yarıp, ulaşabileceğine inananınız var mı? 

(DEVAM EDECEK)



234 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076