Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam86
Toplam Ziyaret1408207
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
MİLİTAN DEMOKRASİ -5-
16/04/2020

Militan demokrasi anlayışı iç içe geçmiş üç ilkeden oluşur. 

Birincisi ve en önemlisi, “gerek demokrat gerek demokrat olmayan tüm yurttaşların katılım hakları her koşulda saklıdır”. Buna katılım ilkesi denir. Demokrasi karşıtlarının da önemli demokratik çıkarları olduğunu kabul etmek, antidemokratik eyleme nasıl cevap verileceğini belirlerken bu çıkarların hesaba katılması gerektiği anlamına gelir. Başkalarına fiiliyatta zarar vermenin değil, “Başkalarına zarar verme niyeti gütmenin,” katılım hakkının asli sınırı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. 

İkincisi, “dışlayıcı yöntemler ya da politikalar (parti kapatmaları gibi) ancak antidemokratların başkalarının haklarını sinsice ihlal etmelerini engellemek adına kabul edilebilir”. Buna sınırlı müdahale ilkesi diyoruz. Militan politikaların amacı ideal bir rejim kurmak değil bunun yerine, savunmacı projelerden yararlanarak orta yolcu bir hedefe ulaşmak olmalıdır. Temsili hükümet amaçlayan demokratik çabalar gibi meşru bir rejimi korumaya çalışan ilkeli girişimler de kendi kendini sınırlandırmalıdır. Adam Michnik’e göre: “Çoğulcu demokrasi karmaşık gerçeklikler karşısında taviz vermeyi gerektirir. Taviz felsefesi ikircikliliği kabul eden bir felsefedir. Radikalizm, devrim, demagoji ve şiddet felsefesi ise daha kolay yoldan gider, ama demokrasiye değil, giyotine varır.” 

Üçüncüsü ve sonuncusu, “demokratların özyönetimi savunma çabaları, savunma amaçlı eylemden doğabilecek zararların farkındalığı ile şekillenmelidir”. Buna da demokratik sorumluluk ilkesi denir. Devletler demokrasiyi korumak için bir şeyler yaptıklarında bazen aşırılığa kaçabilirler. Bu sebeple savunmacı pratiklere zorunlu olduğu kadar sık, ama mümkün olduğunca seyrek başvurulmalıdır. Militan demokratların, antidemokratlara demokrasideki müstakbel partnerleri gibi davranma ve toplumun tüm bileşenlerine siyasi karar mekanizmalarına güvenle katılma imkânı tanıyacak koşulları hızla teminat altına alma sorumlulukları vardır.

 Militan politikalar iki sebeple pahalıya patlar: Hem bir hata riski vardır hem de bazı meşrulaştırılabilir savunmacı politikalar bireylerin temel siyasal haklarını ihlal edebilir. Çünkü kullanılan araçların yaratacağı sonuçlar belirsizdir. Militan müdahale araçları olarak, “parti üyelerini süresiz veya koşullu olarak siyasetten men etmek, partiyi kapatmak, partinin devletten aldığı yardımları sınırlamak ve partili vekillerin azledilmesi,” sayılabilir. 

Eğer meşru önlemler yurttaşları temel demokratik çıkarlarını ileri sürmekten alıkoyarsa, bu politikaların bedeli demokratik açıdan ağır olacaktır. Militan demokrasinin amacı “antidemokratları dışlamak değil, hak ihlallerini engellemek ve tüm bireylerin kendi temel çıkarlarını ileri sürmelerine imkân sağlamak,” olmalıdır. 

Bu üç ilke birlikte dikkate alındığında militan demokratların sadece demokrasiyi savunmak değil, onarmak gibi bir görevleri de olduğu anlaşılır. Demokratlar, “potansiyel bir tehdidin şu an küçük olsa bile yayılacağı ve böylece önleyici eylemin gelecekte imkânsız hale gelebileceği,” ihtimali ile yüzleşmelidir. Beklemek, demokrasinin dağılıp gitmesi riskini taşır. Aceleyle hareket etmek ise kişinin kendi rejimini kötürüm bırakması riskini barındırır. 

Demokratik bir kurumsal yapı aşağıdaki ilkesel ölçütleri (kıstasları) asgari düzeyde karşılamalıdır: 

Birincisi, “Müdahale ancak temsili kurumların temel etkinliği tehlike altında olduğunda ve söz konusu parti bu kurumları işlemez hale getirmeye niyet ettiğinde savunulabilir”. Fakat demokratik kurumların çökmesi kesin ve an meselesi olacak diye bir kural olamaz. Bunun yerine, antidemokratların, kendilerine normal demokratik ve yasal mekanizmaları engelleme ya da yok sayma imkânı sağlayan bir konum elde etmeleri kuvvetle muhtemelse, önleyici eylem şarttır. Demokrasi savunucuları bu koşulların karşılandığına dair inandırıcı kanıtlara sahip olmalıdır. 

İkincisi, “Demokratlar gereksiz müdahale ihtimalini de yok saymamalıdır”. Bir partinin sahiden tehdit oluşturduğuna dair kanıt kamu denetimine açık olmalıdır ve söz konusu parti gerek ulusal gerek uluslar arası platformlarda bu tehdidin geçerliliğini sorgulamak için gerçek bir fırsata sahip olmalıdır. Fakat bir mahkeme ya da seçim komisyonu gibi bir bağımsız organ müdahale kıstaslarının karşılandığını tespit etse bile, önleyici müdahale hâlâ demokratik açıdan gayrimeşrudur. 

Son olarak, “Önleyici müdahaleyi savunanlar, özellikle de rakip partilerin liderleri aldıkları kararların hesabını verebilecekleri bir teftiş sürecine tabi olmalı ve teftişi kabul etmelidir”. Bu teftiş, önleyici müdahale için açıktan bastıranlara yaptırımda bulunma ihtimalini de kapsamalıdır. Müdahale ile dışlananlar demokrasiye karşı çıksalar bile, katılımdan yana temel çıkarları saklıdır ve katılım imkânlarının ellerinden alınması, temsili kurumların meşruiyetini sorgulanır hale getirecektir. 

 Müdahale sonrası, militan politikalara eleştirel muhalefete izin verilmeli, hatta hüsnükabul gösterilmelidir. Demokratların nihai amaçlarının, “Düşmanlarını sessizleştirmek ya da aforoz etmek değil, eşit bireyler olarak meşru yönetime dâhil etmek olduğu,” mesajını verebilecekleri kilit bir yöntemdir bu.

…………………….

Bundan sonraki yazılarda, Türkiye Demokrasisi ele alınarak, önce siyasi partiler kanununda siyasi partiler için getirilen kurallar incelenecek, sonra da somut konu ve olaylarla demokrasimizin son yirmi yıllık serencamı gözden geçirilecektir.

 Bundan sonraki yazıların, okuyucu gözüyle, daha akıcı görüleceğini söyleyebilirim.

 



321 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.778218.8534
Euro20.651620.7344