Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam487
Toplam Ziyaret1405032
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
YİRMİ BEŞ YIL SONRA YENİDEN KARAİSALI
19/06/2015

 

Ağustos 1989’da ayrıldığım Karaisalı’ya, ayrıldıktan sonra birkaç defa günü birlik ziyaretlerim olmuştu.

Bir ya da iki defa, Kızıldağ yaylasında satın aldığım ama tapulama çalışmalarında adıma tescil edildiği halde sonradan Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce mülkiyeti elimden alınan arsanın –ki yaylada pek çok kişi benim durumumdadır- muhakeme safahatını öğrenmek için geldim. İlçeden ayrılırken gelişmeleri takip etmesi için konu ile ilgili evraklarımı değerli dostum Eczacı Kazım Şen beye bırakmıştım. Benim adıma o takipçi oldu ama sonuçta, arsa üzerinde fiili bir durum yaratılmış olmadığından, ileride olabilecek yasal bir düzenlemeyi beklemek dışında, yapacak bir şeyim kalmadı.

Bir defasında da kuruluşunu yaptığım “ağaç ve metal işleri eğitim merkezi ve üretim atölyesi”nin fabrikaya dönüştürülmesi törenine katılmak üzere, zamanın kaymakamı Sayın Nevzat Korkmaz’ın daveti üzerine geldim. Nevzat Beyin bu davranışı, geçmişte emeği geçen birinin onore edilmesine yönelik güzel bir jestti.

İlçede yaşadığımız dönemde birlikte çalıştığımız Kaymakamlık çalışanları Yücel Şeneldi ve Şaban Pala ailece Hacca gidip geldiklerinde de eşimle birlikte onları tebrik için gelip gittik.

İlçeye gidip gelmem bunlarla sınırlı kalmış ama telefonla ilişkilerim devam etmiştir.

2014 yılında son on/on bir yıldır yürütmekte olduğum işletmeyi tasfiyeye karar vermiştim. 30 mart yerel idareler seçimi sonrası, Mersin Toroslar ilçesi kaymakamı olan devrem Sayın Kaya Çıtak, bir ziyaretim esnasında, Tarsus Belediyesi eski başkanı Burhanettin Kocamaz’ın Mersin Büyükşehir Belediye başkanı seçilmesi sebebiyle;

“- Yeni bir kadro oluşturmak durumundalar, senin gibi birikimli birine ihtiyaçları var. Neden kadrolarında yer almayı düşünmüyorsun?” dedi. O zamana kadar aklıma hiç gelmemişti. Emekli olmuş biri, sanki yeniden kamu görevinde bulunamazmış gibi bakmıştım hep.

“-Olabilir”, dedim.

Kaya Bey durumu Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Sayın Haluk Tunçsu’ya ve Burhanettin Bey’e iletti. Ben Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkan Vekili, uzaktan akrabalığım da bulunan, Sayın Kerim Tufan Beye açtım.

Konuyu bir gün telefonla görüştüğüm, Ulaştırma Bakanlığı başmüfettişi Karaisalı’lı değerli kardeşim Sayın Mustafa ASLAN’a açtım. Biliyorsunuz kendisi aynı zamanda Karaisalı Belediye başkanı Sayın Saadettin Aslan’ın ağabeyidir. Bana;

“- Abi niçin Adana’yı düşünmüyorsun? Karaisalı dahil Adana olarak bizim de birikimli insanlara ihtiyacımız var. Siz sadece Devlet tecrübesi değil, özel sektör tecrübesi de olan birisiniz, kırsal kalkınma konusunda deneyimlisiniz. Karaisalı kırsalında Saadettin ve ekibinin vaadleri var. Karaisalı’da bir kırsal kalkınma hamlesi başlatmak istiyoruz. Ama doğrusu nereden ve nasıl başlayacağımızı da tam olarak kestiremiyoruz,” dedi.

Doğrusu başlangıçta çok ta sıcak bakmıyordum. Çünkü evim Tarsus’taydı. Adana’da çalışmak konut, ulaşım gibi bazı sorunlar çıkartacaktı. Ticari işletmemin birisi ile ilgili tasfiye işlemi başlatmıştım ama iki çalışanımla yürüttüğüm “Alo Süt” adlı, abonelere soğuk zincirde süt ve gezen tavuk yumurtası dağıtımı yapan, bir işim daha vardı.

Sayın Saadettin Aslan da Karaisalı’ya gelmemi, kendilerine katılmamı ve destek olmamı istemekteydi. Burhanettin başkana ulaşamadığım gibi kendisinden olumlu bir haber de alamadım. Tereddütlerime rağmen Mustafa Bey’in ısrarı ile ibre Adana ve Karaisalı’ya döndü, diğer işimi de tasfiye etmeye karar verdim.

Önce Adana üzerinde bazı inceleme ve araştırmalar yaptım. Durum hiçte iç açıcı değildi. 1930’lu yıllardan beri net göç alan Adana’nın, 2008 yılından itibaren net göç veren bir il haline geldiği görülüyordu. Adana artık insanları cezbetmiyordu, insanlar kaçmaya başlamışlardı Adana’dan.

 

Her yıl nüfusu azalan Karaisalı’da ilçe düzeyinde yeterli bilgi ve veri bulmak mümkün değildi. Doğru bilgiye sahip olmadan doğru kararlar oluşturmak ve uygulamak imkansızdı. “O halde tam da bu noktadan başlamamız gerekiyor”, diye düşündüm.

 

Kendilerine; “- Önce mevcut durumun fotoğrafını çeken bir saha araştırması yapalım. Buradan hareketle katılımcı bir yaklaşımla ve halkın katılımı ile belirlenen gerçek sorunların çözümüne yönelik tedbir ve eylemleri belirleyelim,” dedim.

 

Önerimin kabul edilmesi üzerine, Sayın Saadettin Aslan’la Çukurova Kalkınma Ajansı (ÇKA)’na gittik ve düşüncemizi Ajansın Genel Sekreteri’ne açtık. İlgi gösterdiler ve hazırlayacağımız Araştırma Projesi’ni destekleyebileceklerini ifade ettiler.

 

Proje hazırlama aşamasına gelmiş olduk.

……………………………………………………

 

Haftaya kaldığımız yerden devam etmek üzere, huzur ve esenlikler dilerim.



856 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076