Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam549
Toplam Ziyaret1405094
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
AYAN BEYAN (1)
14/03/2022

 “Ayan” “gözle görülen, açık, belli,” “beyan” ise “bildirme, söyleme” anlamlarına gelir. İki sözcük birlikte yazıldığında, “ayan beyan”, “besbelli, apaçık, açık seçik bir biçimde…” demektir.

 Ayan beyan bir durumu “görememek” mümkün müdür? Evet, mümkündür.

 Gözünüz ya da ‘gönül gözünüz’ kapalı ise ‘ayan beyan’ bir durumu göremeyebilirsiniz.

İşte bu sebeple diyorum ki:

“Uyan Türk evladı uyan, otuz kupona alınmadı bu vatan!”

 Efendim mesele şudur…

 28 Şubat’ta 6 siyasi partimiz genel başkanları bir ‘Beyanname’ yayınladılar.

 O masada 6 parti değil, 8 parti vardı aslında! 6’sı “ayan”  2’si “beyan”  şeklinde…

İki gün üst üste yayınlanacak bu iki yazıda, iddiamı ispatlamaya çalışacağım.

………………………

Diyorlar ki, “Mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CBHS) ucube bir sistemdir. Bunu kaldırıp yerine ‘Güçlendirilmiş(!) Parlamenter Sistem (GPS) getireceğiz.”

 İyi güzel de Siyaset Bilimi kitaplarında hem ucube dediğiniz CBHS, hem de önerdiğiniz GPS yok… Ya ne var? ‘Başkanlık Sistemi’ var, ‘Parlamenter Sistem’ var. Sizin yaptığınız bir ‘ucube’ sistemi kaldırırken yerine başka bir ‘ucube’ sistem inşa etmek olmuyor mu?

 Gelelim asıl konumuza…

Aşağıdaki satırlar 1974-1977 yılları arasında Türkiye’de CIA Masası Şefliği yapmış Paul B. Henze’nin 2006 yılında Beyaz Saray’a sunduğu Türkiye Raporu’ndan alınmıştır:

 

Türkiye'nin bu şekliyle, Amerikan politikalarının yanında olacağından emin olamayız. Ülkeyi kuranlar, denetim mekanizmasını çok sıkı tutmuşlar. Hükümeti ikna ettiğimizde Meclis; Meclis'i ikna ettiğimizde, ordu; orduyu ikna ettiğimizde yargı karşımıza geçebiliyor.

 

Eğer Amerika'nın çıkarı Türkiye'de bir federal devlet kurulması ise mutlaka ve öncelikle yargı, ordu, Meclis ve hükümeti tek elde toplayan başkanlık rejimine geçilmelidir. Bir kişiyi ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacaktır. Eğer o bir kişi Amerikan çıkarlarına yardım etmek konusunda tereddüt ederse, bir kişi üzerine kurulmuş yapıyı yıkmak Amerika için sorun olmaz."

 

Paul B. Henze, yazılarında sıklıkla, “Atatürkçülüğün reddini, Kemalizm’in yıkılmasını” önermektedir. Bilmektedir ki, aksi halde Anadolu’da kurulu Devlet nizamı ve halk, Amerikan emperyalizmine teslim olmayacak, Amerikan çıkarlarına hizmet etmeyecektir.

 İşte asıl konu budur.

2018’de yapılan referandumla oluşturulan CBHS’nin, “Sadece ve sadece Amerikan’ın Küreselleşme politikalarına hizmet etsin diye getirildiğini,” anladık mı?

 CBHS nihai bir amaç olmayıp amaca giden yolda bir araçtır. Nihai amaç: “Üniter yapıdaki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ‘Federal Cumhuriyete’ dönüştürmektir.”

 Devlet teşkilatı ‘federal yapıya’ dönüştürülmeden, Türk Devletinin gücü kırılamaz, ordusu zayıflatılamaz, kurumları Amerikan çıkarlarına ödünsüz hizmet eder hale getirilemez!

 Federal yapı etnik ve dini kimlikler üzerine kurulu küçük küçük kantonal prensliklerden oluşur. Bunlar kolayca biri birine kırdırılabilir. Ve işte o zaman Türk Milleti bugünkü ‘yarı sömürge’ halinden ‘tam sömürge’ haline dönüştürülebilir.

 Konu çok karışık duruyor. Biz yine de ana mevzudan uzaklaşmamaya çalışalım.

 28 Şubat Beyannamesinin arkasında duranlara, metni hazırlayanlara göz atalım birazcık.

            ***

Veryansın TV yazarı Erdem Atay diyor ki: Metnin, Demokratik Gelişim Enstitüsü adlı İngiliz merkezli kuruluş tarafından 2021 yılında hazırlanan ve geçen ay masaya yatırılan Anayasa çalışmasıyla olan tıpatıp benzerliğini gördük.

 

Benzerlik bu enstitünün yazdıklarıyla da sınırlı değil. Bir başka benzerliği, Denge Denetleme Ağı adı verilen bir kuruluşun hazırladığı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem raporunda da görebiliyorsunuz.

 

Bu kuruluş 6 partinin toplanmasından önce bu 6 partiyi tek tek gezerek, hazırladıkları raporu sundular. Sundukları raporu internetten bulabilir, 6’lı masanın mutabakat metniyle karşılaştırabilirsiniz.

 

Peki,  bu kuruluş neyin nesi?

Sürekli Anayasa çalışmaları yapan Denge Denetleme Ağı yurtdışı destekli bir kuruluş. Kuruluşa İstanbul Politikalar Merkezi, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Komisyonu Sivil Düşün Programı, Alman Marshal Vakfı, Hollanda Kraliyeti tarafından büyük bir fon aktarımı yapıldığı biliniyor.

 

Yani bambaşka ülkeler Türkiye’de ‘yeni anayasa’ çalışması yapsın diye bu kuruluşa para yağdırıyor. Ne kadar iyiler!”

………………………

Bence, Beyannamenin esrarı, “1921 Anayasası’nın nispeten kapsayıcılığının peşinden kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sonraki anayasalarında daha dar kalıplara girmiştir,” ifadesinde saklıdır.

 

Bu ifade, “1921 Anayasası dışında, daha sonra yapılan anayasaların ‘kapsayıcıolmadığını,” anlatıyor.

 

Bir defa şunu bir temel bilgi olarak vermek gerekir. Anayasalarda:

1.   Devletin tanımı, nitelikleri,

2.   Egemenliğin kaynağı ve kullanılış biçimi,

3.   Temel haklar ve ödevler,

4.   Devletin mali ve ekonomik işleyiş esasları (vergi ve bütçe),

5.   Devletin temel organları (yasama, yürütme ve yargı), konuları yer alır.

 

Bizim anayasa tarihimizde, “1921 Anayasası” diye bir anayasamız hiç olmadı.

 

İşin aslı şudur. Anadolu Türk Coğrafyasında parlamentolu yönetimi düzenleyen ilk hukuk metni 1876 tarihli ‘Kanuni Esasi’dir. Bu Osmanlı Anayasası 1924 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.

 

1920 yılında Osmanlı Devleti’nin yürütme (Saltanat) ve yargı (Şeyhülislamlık) organları işgal altındaki İstanbul’da kalırken, yasama organı (Meclis) Ankara’da toplanınca, Devlet aygıtının kuruluş ve çalışma esaslarının yeniden tanımlanması ve işlerlik kazandırılması gerekmiş; TBMM kararıyla ‘Teşkilatı Esasiye’ adıyla bir kanun çıkartılarak Anayasanın sadece ‘Devletin Temel Organları’ bölümü güncellenmiştir. Yapılan düzenleme yeni bir anayasa yapılması olmasa da akademide ‘1921 Anayasası’ olarak adlandırılmıştır.

 

Devlet Osmanlı Devleti, Anayasa Osmanlı Kanuni Esasisi, rejim meşruti padişahlıktır o günlerde.

 

Ortada daha Cumhuriyet yoktur, yeni Türk Devleti yoktur, devrimler hiç yoktur.

 

Üstelik 1921 Teşkilatı Esasiye kanunu ile getirilen düzenleme bir “Savaş hali düzenlemesi olup antidemokratik bir güçler birliği yani sıkıyönetim,” söz konusudur.

 

1921 Anayasasını övmek ve özlemek, “1924 Anayasası ile kurulan Cumhuriyeti reddetmek,  Cumhuriyet kurumlarını reddetmek; Osmanlı devlet düzenine özlem duymak,” demektir.

 

Demem o ki bu Beyannamede, ‘1921 Anayasası özlemi,’ boşuna dillendirilmedi…

 

DEVAM EDECEK…



93 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076