Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam483
Toplam Ziyaret1405028
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
EMPERYALİZMİN KISKACINDA TÜRK TARIMI - 17
09/07/2018

HAYVANCILIĞIMIZ ÜZERİNDE OYNANAN OYUNLAR / 2

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK
Türkler Anadolu’ya gelirken koyunlarını, kıl keçileri ile tiftik keçilerini de yanlarında getirmişlerdi. Bizde küçükbaş hayvancılık hem beslenme hem de giyim kuşam kaynağı idi. “Angora” denilen tiftikten dokunmuş kumaşlar yüzyıllardır “muhayyer” ürün olarak Türklerin en önemli ihracat ürünü idi. Az buz değil, bundan beş yüz yıl önce yılda 20.000 top kumaş satışından bahsediyoruz. Osmanlı padişahının fermanıyla “İngiliz sanayi casuslarına” 1582’de verilen damızlıklar sonucu;  Anadolu’da dokumacılık gerilerken, İngiliz kumaşı ünlenmiştir.

1928 yılında ülkemizde 3.170 bin olan Ankara keçisi sayısı 1980 yılında 3.658 bin başa ulaşmış, 2014 yılında ise 176 bine düşmüştür.

Ülkemizde 1980’lerde 49 milyon baş, yani kişi başı bir koyun varken; sayı 2016 yılında 31 milyona, yani her 3 kişiye bir koyun oranına yaklaşmıştır.

1980’lerden itibaren ülkemizde hayvancılık sadece “sığırcılık” ve “tavukçuluk” olarak görülmeye başlandı; topluma böyle bir algı dayatıldı. Yukarıdaki bölümde de belirtildiği üzere “tavukçuluk” sektörünün arkasında Rockefeller Vakfı bulunmaktaydı. Büyükbaş hayvanlarımızla ilgili ıslah çalışmaları da Atatürk döneminden sonra terk edildiğinden, üstün vasıflı materyali Batılı ülkelerden almak zorundaydık.

Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ise desteklenmedi, bilerek ihmal edildi.

Hayvancılıkta “maliyet etkin yetiştiricilik” hiç düşünülmedi. Tartışılmadı, tartıştırılmadı! Örneğin: Koyun-keçi, yaşına yetmeden gebe kalabilir, gebelik süresi 5 aydır. Üç yılda iki kez doğum yapabilir ve bir batında birden çok yavru verebilir. Ülkemizin meralarındaki otlar seyrek ve kısa boylu olduğundan meralarımız teknik olarak; “otu dili ile kavrayan” sığır yetiştiriciliği için değil, “otu dudakları ile kavrayan” keçi-koyun yetiştiriciliğine daha uygundur. Küçükbaşta beslenme maliyeti büyükbaştan daha azdır. Bu gerçekler hiç dikkate alınmadı. Çiftçi aydınlatılmadı, kimse gerçekleri anlatmadı.

Üstüne üstlük, toplam keçi varlığının %36,8’ini, toplam koyun varlığının %46,3’ünü elinde bulunduran Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgemiz teröre kurban edildi. (Terörün, tarım savaşında kullanılan yöntemlerden birisi olduğunu hatırlayınız!)

Dahası var; meralar sanayi bölgelerine, serbest bölgelere, sanayi sitelerine ve teknoloji geliştirme bölgelerine; kentleşmelere feda edildi. El altından, korunmaları engellendi. İşgallerine göz yumuldu. Zaman zaman çıkarılan “imar afları” ile bu işgaller meşrulaştırıldı.

1990’lı yıllarda 24 milyon hektar olan kullanılabilir çayır-mera alanlarının 2001 yılındaki tarım sayımında 14,6 milyon hektara düştüğü görüldü. O günden bu yana da sayım güncellenmedi. Bugün için bu miktarın ancak 8-10 milyon hektar olduğu sanılmaktadır.

Meraların TOKİ ye kurban edilmesi, yem ithalatını ve dışa bağımlılığı daha da artırdı.

Siz şimdi bu uygulamalara “milli siyaset” diyebilir misiniz?

DEVAM EDECEK.





513 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076