Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam533
Toplam Ziyaret1405078
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
BİZ ONU GÜDEMEK, ARKASINDAN GİDEMEK
13/10/2015
 
 
Karahan, Kışlak , Köprücük, Küp !
 
Bu dört kelime özellikle genç okuyucuların zihninde herhangi bir çağrışım oluşturmayabilir. Geçen yazımızdaki ilkler arasında biri vardı ki okuyucunun gözünden kaçmamıştır: “Karahan, Kışlak ve Küp köylerine tarihinde ilk defa bir kaymakamın gitmesi.”
 
Köprücek, Karahan ve Kışlak Kozan ilçesi sınırında, Küp ise Yahyalı ilçesi sınırındaki Karaisalı’ya bağlı en uçta yer alan serhat köylerdi, ben bu ilçede çalışırken. Köprücük biraz içeride ve yüksekte, diğerleri ise Seyhan nehri kıyısına yakın, vadi içerisindedirler. İlçe merkezine o kadar uzaktılar ki 1986-89 yıllarında bir günde gidilip gelinmesi imkansızdı. Karayolu ulaşımına açık yeterli yolları yoktu. O yıllarda Devlet Orman İşletmesi tarafından yapılan orman yolu, Köy Hizmetleri Bölge ve İl Müdürlüğü’nce yapılmış gibi gösterilmiş; bu sebeple konu kaymakamlık makamı ile köy hizmetleri teşkilatı arasında tartışma konusu olmuş, tartışma ulusal basına bile yansımıştı.
 
Küp köyüne ilk gittiğimde gördüğüm yoksulluğun boyutu, son baharın kuru ayazı şeklinde iliklerime işlemiş; beni tir tir titreterek üşütmüştü. Hatırımda kaldığı kadarıyla o tarihte 62 haneli olan köyde hiç “soba” yoktu. İnsanlar şömine benzeri eski köy evi ocaklarında ısınmaya çalışıyorlardı. Ayaklarda “ermenek” veya “gıslaved” marka siyah lastik pabuçlar; üstte uyumsuz bir iplikle elde teğellenmiş, yamalı esvaplar. …..
 
Köyden döndükten sonra durumu Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Mütevelli Heyeti’nin bilgisine sunmuştum. Vakıfça köydeki her eve birer adet kuzineli soba alınarak, yeterli miktarda borusu ile hediye edilmesi kararlaştırılmıştı. Kararın uygulanması için sobalarla birlikte köye gönderdiğimiz SYDV Müdürü değerli kardeşim Süleyman Solakoğlu gidişinin dördüncü günü geri dönebilmiş, bizler de: “-Başına olumsuz bir iş gelmiş olmasın?” endişesini yaşamıştık üç gün boyunca.
 
Bir başka gidişimizde, Karsantı Orman İşletmesi Müdürü Hasan Basri Ekmekyapan’a bu köylerde gelir artırıcı çalışmalar kapsamında, Orköy kaynaklı hayvancılık, arıcılık projeleri uygulanmasını önerdim. O sene süt sığırcılığı ve koyunculukla ilgili tahsisler yapılmış, sadece arıcılık programında açık kapasite bulunmaktaydı. Arıcılığa talep yaratmak için Orman İşletme Müdürü ve ekibi ile birlikte Karahan köyüne gittik. Yanımda Tarım Bakanlığı İlçe Müdürü Veteriner Hekim Teoman bey de vardı.
 
“Arıcılığı, köyün doğasının arıcılığa müsait olduğunu, kendilerine çok uygun şartlarda arılı kovan verilebileceğini, bal üretip satarak gelir elde edebileceklerini, vs. “ anlattık. Köylüler arıcılığa sıcak bakmıyorlar, bedava da verilse kendilerine gereksiz bir yük olacağını düşünüyorlardı. Israrla koyun verilmesini talep etmekteydiler.
 
Onlardan birinin sözünü hiç unutmuyorum: “- Kaymakam bey arıyı biz bilmek. Biz onu edemek, güdemek; kaçar gider arkasından gidemek! Kala kala bir sineğin b.kuna mı kaldık? Sen bize vereceksen koyun ver.”
 
Kendi dünyalarında ve kendi değer yargıları içerisinde haklıydılar. Arı sahibini tanımazdı; çağırsan gelmez, ünlesen duymazdı ! Uçsa gitse dağların arkasına, ya da
 
Seyhan’ın karşısına, onlar nasıl gideceklerdi arkasından? İkna edemedik, vesselam. …
 
Daha sonra bu olayı çok düşündüm. Çok tarttım kendi içimde. Ve o insanları haklı buldum hep. Daha mal mübadelesi (değiş tokuş) ekonomisinden pazar ekonomisine geçememiş; köy dışındaki dünya ile ulaşımı kısıtlı, yolu bile olmayan; okulu, öğretmeni henüz tanımış; arıcılığı bir ekonomik faaliyet değil de bir hobi uğraş olarak gören insanlara arıcılık yaptıramazdınız. Arıcılıkla ilgili teknik bilgiden yoksun, ürün elde etse bile pazarlama altyapısı ve imkanları olmayan bu insanlar arıcılıktan gelir elde edemezlerdi. “-Türkiye’de (Dünya’nın diğer ülkelerinde de) bal üretiminden gelir elde edebilmek için gezginci arıcılık yapmak gerektiğini çok daha sonraları, memuriyetten ayrıldıktan sonra öğrendim” desem, doğrudur.
 
Haftaya yine bu köylerde gezeceğiz. Şimdilik sağlıcakla kalınız.


804 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076