Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam508
Toplam Ziyaret1405053
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
1982 ANAYASA REFERANDUMU
19/04/2017

 

Bundan 35 yıl önce de bu günkü gibi bir Anayasa referandumu heyecanı yaşamıştık. Ben o zaman 24 yaşında, Mülkiyeyi yeni bitirmiş; bir yandan müdür yetkili ilkokul öğretmeni olarak çalışıyor, bir yandan da yeni diplomama uygun bir geçiş yapabilmek için A grubu mesleklerin sınavlarına hazırlanıyor, bu tür meslek sınavlarının açılmasını bekliyordum. 

Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu, siyaset bilimi tahsil etmiş bir genç adamın, ülkenin geleceğini belirleyecek bir oylama konusunda fikirleri olması doğaldır. Referandumda askeri darbe sonrası hazırlanan “darbe anayasası” oylanacaktı. 

Oylama sonucu ‘evet’ oyları çok çıkarsa, darbenin lideri yedi yıl daha cumhurbaşkanı sıfatıyla başta kalacak; yaptığı darbe sebebiyle kendisinden hesap sorulamayacak; parlamenter sistemde sembolik olması gereken cumhurbaşkanlığı seçilmiş hükümetlerin üzerinde bir makam olarak pek çok konuda son sözü söyleyecek; bu haliyle neredeyse başkanlık sisteminde başkana tanınan yetkilere sahip olacaktı. Tabii ben, sistemin özü ile uyuşmayan bu düzenlemeye sıcak bakmıyordum. 

Referandumu, o günlerde ilkokul öğretmeni olarak çalıştığım Ankara ili Çamlıdere ilçesi Gökbel köyünde sandık kurulu başkanı olarak yaşadım. O günlerde, köyün öğretmeni olmam sebebiyle öğrenci velilerimin gözünde tarafsızlığımı korumaya özen gösterir, siyasi konularda tartışmaya girmez, görüş beyan edenleri dinlemekle yetinir; ya da sorarlarsa suya sabuna fazla dokunmadan düşüncelerimi aktarırdım. 

Oylama öncesi bir gün köyün muhtarı olan Hacı Mahmut İpek’e: “- Hacı amca ne yapacağız? Bu oylamada ‘evet’ mi, ‘hayır’ mı diyeceğiz?” diye sordum. Cevabı çok enteresandı. Aslında bu cevap Anadolu insanının yüzyıllar içinden süzülüp gelen birikiminin özeti gibiydi “- Evet, diyeceğiz,” dedi ve gerekçesini ekledi: “- Eğer hayır dersek bunlar (darbeciler) gitmez, başımızda kalmaya devam ederler. Evet diyelim ki bir an evvel bırakıp gitsinler!” 

Çelişki gibi duran bakış açısına bakar mısınız? ‘Evet’ denilecek. Sonuçlar açıklandığında anayasayı oylamaya sunanlar kendilerini muzaffer sanacaklar ama aslında o ‘evet’ kendilerinin def’i için verilmekte! 

Rahmetli Mahmut amcaya; “Evet’i darbecilerin istediğini, ‘evet’ demekle onların isteğine uygun davranılmış olacağını” ifade ile “- ‘Hayır’ demek daha iyi olmaz mı?” diye sordum. 

“- Hoca,” dedi, “biz şimdi evet diyelim, bunlar bi defolup gitsinler başımızdan, sonra seçimler yapılır. Gelenler de öküz değil ya, herhalde bir çaresine bakarlar!” 

Bugün hangi strateji uzmanı, bu okuması yazması dahi olmayan Anadolu insanının stratejik değerlendirmesini yapabilir, doğrusu bilemiyorum. 

Oylama sonucunda darbe ürünü Anayasa, %91 gibi yüksek bir katılım oranı ile gerçekleşen oylamada %8,6 hayır oyuna karşılık %91,4 evet oyu ile kabul edildi. Doğal olarak darbeciler bunu “halkın kendilerine güveni ve onayının yüksekliğine” yordular. Ama otuz yıl sonra öldüklerinde cenaze törenlerinde aile üyeleri dışında kimse yoktu. Cenazeleri yuhalandı. 

Köydeki oylamaya gelirsek. Benim başkanı olduğum sandıktan sadece bir adet ‘hayır oyu’ çıktı. Gerisi tamamıyla ‘evet’ti. 

Daha sonra öğrencilerimin oylama sonucu ile ilgili değerlendirmelerini dinledim. “-Öğretmenim, Hüsne nine ‘hayır’ vermiş. Hani aklı gelip gidiyor ya, oy verirken ‘evet’ ile ‘hayır’ı karıştırmış! Bilememiş zavallı. (!)” 

Hüsne nine; köyün en yaşlısı, elli altmış yıl öncesini billur gibi anlatan, buna karşılık yarım saat önce ne yediğini, ne dediğini unutan; doksanlı yaşlarda bir ihtiyarcık. Oysa sandık başında ona ben yardım etmiş, ricası üzerine ‘evet’ oyunu onun adına, sandığa kendi ellerimle atmıştım. 

İnanıyorum ki, milletin geleceğini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. 

(Not: Bu yazı yazıldığında 2017 Anayasa oylaması henüz yapılmamıştı.)

 



841 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076