Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam509
Toplam Ziyaret1405054
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
SOSYAL SERMAYE
06/07/2017

 
“Sosyal sermaye” bir ülkenin/ilin/ilçenin insan varlığı ve bu varlığın yapısını vurgulayan bir kavramdır.

“Sosyal sermaye”nin kalitesini aldığı eğitim yanında, sorunlarına karşı ilgisi, duyarlılığı, ortaklık kültürü ve birlikte iş yapabilme yetenekleri belirler.

“Sosyal sermaye”nin kalite göstergelerinden birisi de demokrasi kültürü ve karşı düşünceye saygı düzeyidir. 

Temmuz 1988, Haziran 1989 tarihleri arasında bir yıl süre ile “eğitim ve inceleme amaçlı” olarak Birleşik Krallık´ta bulunmuştum. İngiltere/Brighton ve Van/Özalp arasındaki sosyal sermayenin kalitesi ve demokrasi kültürünün düzeyini göstermesi bakımından tanık olduğum iki olayı paylaşmak istiyorum burada.

1986 yılında Birleşik Krallık´ta iktidarda olan Muhafazakar Parti´nin Brighton´da yapılan Olağan Genel Kurulu, o tarihlerde terör hareketleri uygulamakta olan IRA´nın bombalı saldırısına uğramış ve biri Ticaret Bakanı olmak üzere birkaç kişi ölmüş, pek çok kişi yaralanmış; Genel Kurulun yapıldığı otel kullanılamaz hale gelmişti. Muhafazakar Parti Genel Başkanı ve aynı zamanda Başbakan olan Madam Thatcher; “Terörden korkmadıklarını göstermek üzere” partisinin 1988 yılında yapılan bir sonraki Genel Kurulunu da, tamir edilerek eski haline getirilen, aynı otelde ve otelin açılış töreni ile birlikte, yapmıştı.

Muhafazakar Parti Genel Kurulu´nun açılışında, rakip olan İşçi Partisi üyesi Brighton Belediye Başkanı delegelere hitap etmiş; “Hoş geldiniz” diyerek, “başarı dileklerini” bildirmişti. Böyle bir “medeni ve olgun tavır” o günkü Türkiye şartlarında düşünülemezdi. Şimdi bile pek farklı olduğumuz söylenemez..

Türkiye´ye döndükten iki ay sonra Özalp´e atandım. 1989 yılı Eylül ayının ikinci haftasında bir Cuma günü ilçeye ulaştım. Ben varmadan iki gün önce, “İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu´nun Özalp´e geldiği, SHP´li ilçe belediye başkanının, sırf rakip partili bakanla karşılaşmamak için, o gün ilçeyi terk ettiği ve iki gün sonra ilçeye döndüğü,” anlatılmıştı.

Şimdi bu iki yaklaşımı karşılaştıran birisi ne der, ne düşünür? İşte bu kalitedeki bir “sosyal sermaye”ye hizmet verecektim Özalp´te!

Türkiye´nin batısından doğusuna gidildikçe sosyal sermaye düzeyinin aşağılara indiği bilinmektedir. Toplumun eğitimde geçirdiği süre ile okumaz-yazmaz oranı yanında, “on bin kişi başına düşen dernek sayısı”, “dernek üyeleri sayısının toplam nüfusa oranı” gibi göstergeler incelendiğinde, Doğu illerimizde ülkenin en düşük örgütlenme düzeyi dikkat çekecektir. 

O tarihte, ilçe kaymakamı olarak bir yandan, ülke genelinde tırmanışa geçen terör örgütünün ilçede propagandasına engel olacak, halkın Devlete bağlılığına katkı sunacak, halkın bu örgüte boyun eğmemesi yolunda halka güven vereceksin; bir yandan yol, su, elektrik gibi alt yapının geliştirilmesine çalışacaksın; eğitim ve sağlık kurumları ile dini kurumları fonksiyonel hale getirip milli politikaların uygulanmasını sağlayacaksın; öte yandan gelir getirici projelerle halkın gelir düzeyinin iyileştirilmesine destek olacak, yol göstereceksin!  

Her şey sana bakıyor, her şeyden sen sorumlusun!

Hani, o, 1949 yılında yazılan, meşhur kaymakam şiirinde olduğu gibi.

 

KAYMAKAM

"Sevgili dostum Hikmet Bilgili´ye"

 

Sen mes´ulsün kaza´nın ekmeğinden, etinden,

Dağdaki domuzundan, sokaktaki itinden;

Köylünün piresinden, talebenin bitinden.

Kimin aklına uydun gittin oldun Kaymakam,

Aklına turp sıkayım budala, sersem adam.

 

Devir-teftiş diyerek köy, bucak taşınırsın,

Bitlenir, pirelenir durmadan kaşınırsın,

Kir içinde yüzersin, yıpranır aşınırsın.

Kimin aklına uydun gittin oldun Kaymakam,

Aklına turp sıkayım budala, sersem adam.

 

Sürtersin diyar diyar at sırtında, kamyonda,

Kah sıcakta yanarsın, ba´zan kalırsın donda,

Ömrünü çürütürsün Pülümür´de, Sason´da.

Kimin aklına uydun gittin oldun Kaymakam,

Aklına turp sıkayım budala, sersem adam.

 

Me´murların tembeldir, amirin laf anlamaz,

Halk hilekar, açıkgöz tüccar, esnaf madrabaz,

Maaşın kuru çeşme, hem akmaz, hem damlamaz.

Kimin aklına uydun gittin oldun Kaymakam,

Aklına turp sıkayım budala, sersem adam.

 

İkide bir şikayet, müfettişler, tahkikat,

Anlamazlar bir türlü nerededir hakikat,

Üzülür, yorulursun tükenir derman, takat.

Kimin aklına uydun gittin oldun Kaymakam,

Aklına turp sıkayım budala sersem adam.

 

Bırakmadan hiçbir iz, vermeden bir ip ucu,

Muhasebeci çalar, rüşvet alır tapucu,

Nüfus me´muru sana ters giydirir pabucu.

Kimin aklına uydun gittin oldun Kaymakam,

Aklına turp sıkayım budala, sersem adam.

 

Belediye reisi tacirlerle ortakdır,

Köy sandığı muhtarla a´zalara otlakdır,

Çalmayan me´murların ya abtal, ya korkakdır.

Kimin aklına uydun gittin oldun Kaymakam,

Aklına turp sıkayım budala, sersem adam.

 

Yargıçlar ayrı alem, savcı makam delisi,

Rütbesiyle öğünür, öter şu´be reisi,

Orman şefi´nin bile var aşçısı, seyisi.

Kimin aklına uydun gittin oldun Kaymakam,

Aklına turp sıkayım budala, sersem adam.

 

Doktor para canlısı, iki yüzlü kumandan,

Gedikliler ya tembel yahud serseri, külhan,

Zavallı katiblerin kafası öter dan dan.

Kimin aklına uydun gittin oldun Kaymakam,

Aklına turp sıkayım budala, sersem adam.

 

Yüz versen yılışırlar, surat assan kızarlar,

Arkandan hep birlikde türlü kuyu kazarlar,

Teşhir ederler seni, gazeteye yazarlar.

Kimin aklına uydun gittin oldun Kaymakam,

Aklına turp sıkayım budala, sersem adam.

 

Fedakarlık edersin vicdanından, kafandan,

Millet anlamış gibi sadık görünür candan,

Halbuki küfrederek yumruk sallar arkandan.

Kimin aklına uydun gittin oldun Kaymakam,

Aklına turp sıkayım budala, sersem adam.

 

İsli gaz lambasıyle gözlerini bozarsın,

Kadın, kız bulamazsın günden güne azarsın,

Rastgelene küfreder, ikide bir kızarsın.

Kimin aklına uydun gittin oldun Kaymakam,

Aklına turp sıkayım budala, sersem adam.

 

Kış kıyamet demezler sürerler başka yere,

Terfi etmek istersin derler: "Git Allah vere",

İş işden geçdi dostum, boyun eğ sen kadere.

Kimin aklına uydun gittin oldun Kaymakam,

Aklına turp sıkayım budala, sersem adam.

 

Madem soyadın değil Peker, Soyer, Öztrak,

Vazgeç artık bu işden köyü, kazayı bırak,

Zaten sıra bekliyor bir sürü çömez, çırak.

Kimin aklına uydun gittin oldun Kaymakam,

Aklına turp sıkayım budala, sersem adam.

 

Şehirlerde ne yok ki? Sinema, tiyatro, bar,

Aşk, neş´e, zevk, eğlence, kadın, içki ve kumar.

Halbuki koca abtal kazalar´da ne halt var?

Ah zavallı, serseri gittin oldun Kaymakam,

Aklına turp sıkayım budala, sersem adam...

 

Feridun Sipahioğlu / SBF 1942 Mezunu

(31.1.1949, Suşehri)

(Ali Çankaya, Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler, V. Cilt, s. 2561)


579 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076