Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam103
Toplam Ziyaret1408224
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
AT BİNİCİSİNE GÖRE KİŞNER
15/08/2017

 “At seyisine/binicisine göre kişner” deyimi, "insanlar başlarında bulunan kişinin etkisi altında kalarak onun tutumuna göre davranırlar," anlamında kullanılan bir özlü sözdür.

 1989 yılı eylül ayında Özalp’te göreve başladığımda Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürlüğü kadrosu boştu. Daha önceki yazı işleri müdürü, “basına gizli bilgi sızdırmak” suçlaması ile soruşturma geçirmiş; hem disiplin cezası almış, hem de ilçe kaymakamının önerisi ile naklen başka bir ilçeye atanmıştı.

 Her ne kadar Devlet’in gelenekleri terk edilmekte ise de, o tarihte İçişleri Bakanlığı usulen, kaymakam ve vali yardımcısı atamalarında o ildeki valinin ön onayını ( akseptans da diyebileceğimiz kabul beyanını) almaya özen göstermekte ve kesin atamayı bundan sonra gerçekleştirmekteydi. İllerde de valiler, ilçe yazı işleri müdürlüğüne bir atama yapacakları zaman, mevcut kaymakamın “kabul beyanı” bulunmasını arzu ederlerdi.

 Kendisi, daha önce İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü de yapmış bulunan Vali Adnan Darendeliler, bir görüşmemizde: “Boş bulunan Özalp İlçe Yazı İşleri Müdürlüğü için birkaç talep bulunduğunu, kendisinin halen Çatak İlçe Yazı İşleri Müdürlüğü görevini yürütmekte olan A. Aziz Aykaç’ı bu görev için düşündüğünü,” ifade ile “kabulüm halinde atama işlemini yapmak istediğini; yazılı olarak kaymakamlık uygun görüşünün gönderilmesini,” istedi.

 “Talipleri tanımadığımı, izin verilirse, sicil dosyalarını görmek istediğimi,” arz ettim. Sayın Vali, telefonda İl Yazı İşleri Müdürü’nü çağırarak,  “dosyaları incelememe yardımcı olunmasını,” emretti.

 Dosyalarını inceledim.

 Talipler arasında özellikleriyle öne çıkan biri yoktu. Sayın Vali’nin sözünü ettiği Çatak İlçe Yazı İşleri Müdürü A. Aziz Aykaç ise Özalp’ten soruşturma ile uzaklaştırılan; “basına gizli bilgi sızdırdığı soruşturma ile sabit”; sicili pek parlak olmayan; dosya bilgileri tatmin edici bulunmayan ve yaşadığı soruşturma sebebiyle, “güven hususunda sorunlu” birisi idi.

 Dolayısıyla, herhangi bir “kabul beyanı” yazmadım. Mevcut halde, mevcut bir adet memurla (o zaman ki unvanı tahrirat katibi idi), ihtiyaç halinde diğer dairelerden geçici görevlendirme şeklinde destek alarak, işleri yürütmekteydim.

 Aradan iki aydan daha uzun bir süre geçti.

 Bir gün, Sayın Vali aynı konuyu yeniden açtı ve: “- Bak kaymakam bey, Anadolu’da bir söz vardır, bilir misin? ‘At seyisine göre kişner’, denir. Bu boş bir laf değildir. Memurlar, amirlerine bakarak tavır belirlerler. Sen sıkı durursan, onlar da sıkı olurlar. Şu Çatak’taki yazı işleri müdürü Bakan bey’e ulaşmış; ikide bir aranıyorum. Senin uygun görüşünü dosyaya koymadan da bu atama yapılabilir. Sadece ‘Bakanlık geleneği bozulmasın’, istiyorum. Benim değerlendirmeme göre bu adam senin yanında çakı gibi müdür olur. Hem, yaşadığı sıkıntılardan da ders almıştır. Kaymakamlık görüşünü daha fazla geciktirme,” dedi.

 Düşündüm. Vali bey haklıydı. İlçe Yazı İşleri Müdürlüğü’ne atama yapmak için benim “ön onayımın alınması” şartı hiç bir yasal metinde yoktu. Bir de, en azından gelecek kişi ile ilgili epeyce bilgi edinmiştim. Bir başkası atansa belki o, benim için bir “kapalı kutu” olacaktı. Konuyu daha fazla süründürmenin anlamı yoktu.

 Beklenen yazıyı gönderdim. A. Aziz Aykaç Özalp İlçe Yazı İşleri Müdürü olarak atandı.

 Kendisi ile gayet olumlu bir iş birliğimiz oldu. “Gizli ve çok gizli” kayıtlı yazışmalar için, İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde Terörle Mücadele Bürosu işlerine bakan Atilla adında bir polis memurunu görevlendirmiştim. Bu özelliği taşıyan yazılar, İlçe Yazı İşleri Müdürlüğü kaydı ile de çıksa, müdürün bilgisi dışında, bu memurun sorumluluğunda hazırlanmakta; İlçe Emniyet Müdürlüğü’ndeki TEM Bürosu ofisinde dosyalanmaktaydı.

 İlçe Yazı İşleri Müdürü kaymakamlık bürosu işlerine vakıf olup, gerektiğinde mesai saatleri dışında da çalışarak işlerini vaktinde yetiştirmek için gayret sarf ediyor ve verilen işleri aksatmadan yürütüyordu. Tayinen ilçeden ayrılırken kendisini, bu özverili çalışmaları sebebiyle “takdirname” ile taltif ettim. Ayrıldıktan sonra bile zaman zaman beni arar, takıldığı hususlarda görüş sorardı.

 Aradan üç ya da dört yıl geçmişti ki bir gün ulusal basında, “Gizliliği olan bir konunun basına sızması üzerine İçişleri Bakanlığı’nca başlatılan bir soruşturmada, Özalp İlçe Yazı İşleri Müdürü Aziz Aykaç’ın Mülkiye Müfettişleri’nce açığa alındığını, soruşturmanın devam ettiğini,” okudum. Hayret etmedim. Geçmişteki yaşadıklarım geçti gözümün önünden, bir film şeridi gibi.

 Vali Adnan Darendeliler’in sözünü hatırladım: “Unutma, at seyisine göre kişner!”

Hoşça kalınız. 



492 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.778218.8534
Euro20.651620.7344