Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam336
Toplam Ziyaret1332800
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
YİNE Mİ FETRET DÖNEMİ?
10/05/2019

Ülke ve millet olarak sanki yeni bir Fetret Dönemi’nden geçiyoruz.

Fetret, iki hükümdar arasında hükümdarsız geçen döneme ya da Hükûmet gücünün gevşediği bir yerde düzenin yeniden kurulmasına kadar geçen süreye denir. Kelimenin bu anlamında, içinde bulunduğumuz döneme tam olarak “fetret” de denemez. Ama benzer özellikler içindeyiz.

Örneğin “fetret”  döneminde:

a) Devlet yıkılma tehlikesi geçirir. Ülkemizde son yıllarda “Devletimizin bekası” konuşuluyor artık...

b) Millet olarak refah düzeyinde gerileme görülür. Ekonomimizin durumu ortada. Gıdada bile dışarıya bağımlı hale geldik.  

c) Ülkenin bir kısmında Devlet otoritesi zaaf gösterir. Çözüm sürecini hatırlayınız! Yeniden mi başlayacak soruları gündemde…

d) Fetret dönemi (tarihte şehzadelerin) taht kavgaları ile geçer. Özetle toplum bir kaos ortamındadır. Günümüzdeki siyasi partiler didişmesi de şehzadeleri aratmaz hani…

“Fetret Dönemi” denince aklımıza 1402 Ankara Savaşı sonrasında yaşadığımız on bir yıllık dönem gelir genellikle. Kitaplarda okutulduğu için olsa gerek. Ama tarihimizde ondan başka kaos dönemlerimiz de vardır:

Hazreti Muhammad’in gençlik yılları. MS 590 – 610 arası…

Ertuğrul Gazi oğlu Osman Bey’in gençlik yılları MS 1278 – 1299 arası…

Mustafa Kemal Atatürk’ün gençlik yılları MS 1908 – 1924 arası…

Ve günümüz Türkiye’sinin MS 2002’den günümüze uzanan yılları…

Hep biri birine benzer yıllardır.

Hazreti Muhammed, toplumunun içine düştüğü karmaşadan kurtarılması için çekildiği mağarada ilk ayet olan “Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku. O büyük kerem sahibidir.” dendiğinde, “Ben okuma bilmem ki.” demişti. Sonra da, “Bana kim inanır?” diye düşünmüştü.

Ona önce karısı Hatice inandı. Sonra da diğerleri…

1243 Kösedağ Savaşı’nı takiben altmış yıl Moğol zulmü altında inleyen Anadolu’yu huzura kavuşturma yolunda Osman Bey’e ilk inanan, Şeyh Edebali kızı ve ilk eşi Malhun Hatun olmuştur.

1402 Ankara Savaşı sonrası yaşadığımız fetret dönemini tarih kitaplarından hepiniz okumuşsunuzdur. İsa, Musa, Süleyman ve Mehmet şehzadelerin kavgası on bir yıl sürerken, bozulan toplumsal düzen, Şeyh Bedrettin Hareketini doğurmuş ve Anadolu bir uçtan öteki uca karmaşa içerisine düşmüştü. Birlik ve düzen kılıç zoruyla sağlanabildi.

Ekim 1912 – Mayıs 1913 arasındaki Balkan Savaşı’nda İmparatorluğun yaklaşık üçte birine denk gelen tüm Avrupa topraklarını kaybeden Türk Devleti’nin geriye kalan toprakları 1914-1918 arasındaki Birinci Büyük Savaş’ta emperyalistlerce paylaşılmıştı. Atatürk’ün vatan topraklarını kurtarmak için 1919’da Anadolu’ya çıkarken yanında, “Bana inanırsa o inanır!” diyebileceği bir kadını dahi yoktu. Ama o zaten farklı biriydi.

Şimdi bizim içinde bulunduğumuz 2002 ve sonrası dönemde gittikçe kaygı uyandıran bir şekilde kargaşaya sürüklenmekteyiz.

Amacı Devlet’i ele geçirmek olan, Devlet’in kuruluş felsefesine ve kurucu değerlerine düşman, seçimle iş başına gelmiş bir grup, tek adama dayalı bir düzen getiren Anayasa’yı kanunun açık hükmüne rağmen mühürsüz oyları geçerli sayarak, uygulamaya koymuştur. Bugün de, seçim hukukunun yerleşik içtihatlarına karşın aynı hâkimlerden oluşan bir kadro eliyle, kendi ellerince oluşturulan sandık kurullarının yapısı gerekçe gösterilerek, halkın seçim sandığında ortaya çıkan iradesi yok sayılmış bulunmaktadır.

Bu durum,  yeni bir kaos ortamının, yeni bir “fetret döneminin” tescilidir.

Bu kaostan çıkışımız birleşmekle mümkün olabilecektir. İnsanlarımızı esir alan bu batıl düzenden kurtarmak zorundayız. Gün bunun için el ele verme günüdür. Artık, “o şunu dedi, bu şunu yaptı,” çekişmesi ile kaybedilecek zaman kalmamıştır.

Kimse geçmişinden, geçmişteki siyasi çizgisinden utanmasın!

Gün, geçmişte ve halen hangi siyasi çizgide olursa olsun, Büyük Türk Milleti’nin uyanışı için birlik günüdür. Birlik olup milli iktidara el ele yürüme günüdür.

Vakit tüm Türkiye’de ve her mahallede teşkilatlanma vaktidir. Bu yola baş koyanların otağında toplanma vaktidir. Çünkü teşkilatsız her çaba hezimete uğramaya mahkûmdur.

Her birimiz. “Bana kim inanır?” diye liste yapmalı ve bize inanacaklardan oluşan listemizdekileri teşkilatlanmaya çağırmalıyız. En sevdiklerinizle güçlenecek olan teşkilatınız muhteşem Türkiye’ye yürüyecektir. Fetretler’den, kaoslardan çıkış Devletin kuruluş felsefesi ile evrensel insan hak ve hürriyetlerine inananların aynı konuda anlaşmaları ve birliği ile sağlanabilir.

İntikam, kin gütme, kanunsuz güç kullanımı bize uzak olsun. Ülkemizden emperyalistleri ve onlara hizmet eden zalimlerini kovmak için köklerine bağlı olanların birliğini sağlama günüdür zaman!

Bu birlik çağrısı, kökü yurt dışında olmayan, sureti haktan görünerek milleti kandırmayan, Allah kelamını istismar edip Devlet’i soymayan herkese açıktır.

Birlik olacağız, birlikte olacağız! Ve birlikte kazanacağız. Başka yolumuz yok.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



511 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
AYAN BEYAN (1) - 14/03/2022
“Ayan” “gözle görülen, açık, belli,” “beyan” ise “bildirme, söyleme” anlamlarına gelir. İki sözcük birlikte yazıldığında, “ayan beyan”, “besbelli, apaçık, açık seçik bir biçimde…” demektir.
 Devamı
AlışSatış
Dolar17.928518.0003
Euro18.311018.3843