Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam79
Toplam Ziyaret1408200
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
İFTİRA ATIYOR, HAKARET EDİYORSUNUZ!
24/02/2017

Türk Ceza Kanunu 267.nci maddede tanımlanan iftira suçu, “hakkında savcılık soruşturması açılması veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesidir.” Yani, fail masum olduğunu bildiği bir kişiye suç atmaktadır. Mağdurun “hukuka aykırı bir fiil işlemediğini bildiği halde” iftira atma, iftira suçu şartları açısından en önemli olgudur.  

İftira suçunun mağduru hem kişidir hem de iftira nedeniyle soruşturma başlatan veya idari yaptırım kararı uygulayan kamu makamlarıdır. Bu nedenle iftira suçunun soruşturulması veya kovuşturulması mağdurun şikayetine bağlı değildir. Savcılık suçun işlendiğini öğrendiği anda soruşturma başlatmak zorundadır. 

İftira suçu şartları arasında “suç neticesinde bir zarar meydana gelmesi” şartı da mevcut değildir. Mağdur tarafından işlenmediği bilenen hukuka aykırı bir fiilin mağdura isnat edilmesi yeterlidir. 

Basit iftira suçunun cezası, 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK md. 267/1). 

Hakaret suçu, ise Türk Ceza Kanunu 125.-131.nci maddelerinde düzenlenmiştir. Hakaret suçu iki farklı şekilde işlenebilir: 

a-) Belli somut bir durum ve olgunun isnat edilmesi suretiyle kişinin şeref ve saygınlığının zedelenmesi,

b-) Genel ve soyut nitelikteki söz ve davranışlarla kişinin değersizleştirilmesi, rencide edilmesi. 

Hakaret suçunun cezası, suçun basit veya nitelikli şekillerinden hangisinin işlendiğine göre farklılık arz eder. Basit şeklinde hakaret suçunun cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Suçun nitelikli hallerinde hakaret suçunun cezası, 1 yıl ile 2 yıl arasında hapistir. Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza 1/6 oranında ayrıca arttırılacaktır.

…………………………………..

 

Sorumsuz Cumhurbaşkanı’nı saymazsak, Hükümetin başı ve üyeleri, benim de içinde bulunduğum toplumun bir kesimine  “isim belirterek değil genel nitelikte” hakaret etmektedirler. Yetkili mercilerin “Hayır oyu verenleri PKK ve Fetö ile bir tutması”, toplumun yarısına açıkça hakarettir

 

Anayasa Referandumu sürecinin başlamasıyla paralel olarak iftiralar da gelmeye başlamıştır. İktidardakiler, yaptıkları anayasa değişikliğini halka anlatacakları yerde “hayır” diyenleri suçlama yoluna gidiyorlar. Doğrudan doğruya 'hayır' diyenler terörist, Fetö'cü olmakla suçlanıyor. “Hayır oyu verenler 15 Temmuz'un yanında yer alanlardır" söylemleri de iftira niteliğindedir.

 

Buradan Cumhuriyet savcılarını göreve davet etmek, referandumda oyunun rengini “hayır” olarak belirlemiş; Fetöcü de, PKK’lı da olmayan sıradan bir vatandaş olarak benim hakkımdır. İftira edenler hakkında gereğini, yani görevlerini yapmalıdırlar.

 

Yapılmak isten anayasa değişikliğinin serbestçe tartışılması, eşitlik içinde yapılması değil, karşı çıkanları lekeleme, karalama, rencide etme ve onları darbecilikle suçlamadır.

 

Sonuç olarak: Halk oylamasını bir dayatma yöntemine dönüştüremezsiniz! Hayır oyu verenler Fetö'cü ise o zaman halk oylaması neden yapılıyor?

 

Şimdi; hiç alakası, sempatisi, yakınlığı, hoş görmesi dahi yok iken; halk oylamasında yüzde 50'yi aşan oranda “hayır” çıkarsa, bu oyu veren insanlar vatan haini, Fetö'cü, darbeci mi olacak?



588 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE KADAR ÖZLEMİŞİZ BÜTÜNLEŞMEYİ? - 13/09/2022
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’i oldum olası sevmem… Türk vatandaşı olsa da, Türkiye’de yaşasa da kendisini, Türk kültüründen daha çok kadim Yunan kültürüne yakın saydığını, milli bir çizgide olmadığını görüyorum.
NEDİR MİLLİ SİYASET -2- - 25/07/2022
Mustafa Kemal Paşa’nın daha 1923 yılında söylediği aşağıdaki sözleri onun, yolun en başından itibaren ‘Milli Siyaset’ düşüncesine sahip olduğunu gösterir:
NEDİR MİLLİ SİYASET ?(1) - 15/07/2022
Son yarım yüzyılda ülkemizin savrulduğu mevcut durumun iç ve dış “hareket ettiricileri”, onların planları, uygulamaları ve geldiğimiz yer, iyi incelenmeli ve doğru teşhis edilmelidir.
YENİDEN MİLLİ SİYASET 2 - 05/07/2022
1821 Mora kalkışması ile başlayan ve 7 Ekim 1912 / 30 Mayıs 1913 arası sekiz aylık dönemde kaybettiğimiz Balkanlarda, Türk kırımının zirveye ulaştığını; Osmanlı’nın bu 90 (doksan) yıllık geri çekilme döneminde 2.500.000 Türk’ün kırıma uğradığını, 8.0
YENİDEN MİLLİ SİYASET 1 - 04/07/2022
(“Yeniden milli Siyaset” yayın hazırlıkları yaptığım kitabımın adıdır. Kitabın “Sonsöz” Bölümünü okuyucularımla paylaşmak istedim.)
AYDIN PARTİCİLİĞİ - 01/06/2022
[ Bilirsiniz bizim kültürümüzün bir parçası olan sözlü halk edebiyatımızda Hz. Süleyman, “Kuş dili bilen,” olarak anlatılır. Hz. Süleyman ile kanadı kırık bir kuş arasında geçtiği söylenen öykü, “İnsanlar ders alsınlar,” diye tekrarlanır, kuşaklar bo
GÖZDEN KAÇANLAR - 11/04/2022
Nedendir bilmiyorum?
PRENS SABAHATTİN VE DÜŞÜNCELERİ - 06/04/2022
“Cumhuriyet öncesi döneme ve 1921 Anayasası’na” özlem duymanın moda olduğu bu günlerde Prens Sabahattin’i anmak ve anlamaya çalışmak, “Mensubu bulunduğu milletin sorunları ile dertlenen bir vatansevere karşı,” vefa borcumuzdur.
AYAN BEYAN (2) - 16/03/2022
1921 Anayasasına Türkiye’de ilk vurgu yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dır. Kendisinin, uydurduğu ‘Demokratik Özerklik’ teorisinde, “Düşüncelerini kapsayıcı(!) bir zemine oturtması,” gerekiyordu ve işte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.778218.8534
Euro20.651620.7344