Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam264
Toplam Ziyaret1409237
Vahit Şahin
karaisalihaber@hotmail.com
BALIK HAFIZALI
14/09/2015

 

   Yıl 2010, tarih 5 Ocak. Partiler grup toplantısı yapıyor. Dönemin CHP lideri Baykal ve MHP lideri erken seçim istiyorlar. Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında şöyle cevap veriyor:

“Sayın Baykal bir yandan, Sayın Bahçeli bir yandan yeniden seçim kelimesini telaffuz etmeye başladılar. Yahu el insaf ya…9 ay önce bu ülkede seçim yapıldı. Haliniz ortada, sonuçlar ortada. Yenilen pehlivan güreşe doymazmış. Siz güreşe doyacaksınız diye bu ülke her yıl seçime gidemez ki… Daha 1.5 yıl önce seçim yapmayı, seçim kelimesini telaffuz etmenin dahi, bunun ülke ekonomisine etkilerini düşünmeden istiyorlar. Çünkü bunların, ülkemizin kaynaklarının güçlenmesi diye bir derdi yok. Ne yapalım da bu ülke karışsın.

  İster Ergenekon’un avukatı olun, ister bilmem neyin avukatı olun, çetelerin avukatı olun, mafyanın avukatı olun, bu ülkeyi karıştıramayacaksınız.

Dünyanın gelişmiş ülkelerinde erken seçim diye bir mantık, bir anlayış yok. Bu, geri kalmışlığın alametidir. Türkiye yıllar yılı maalesef ortalaması 16 ayda bir seçime giden bir ülke. Böyle şey olur mu ya? Seçimler, Anayasamızın öngördüğü şekilde, zamanında yapılacaktır. Kimse seçim rüyası görmesin.”

Aradan 5 yıl geçti ve yukarıdaki konuşmasında söylediği gibi, Türkiye’de ortalama her 16 ayda bir seçim yaşayan ülke olduğundan yakınarak, “Dünyanın gelişmiş ülkelerinde erken seçim diye bir mantık, bir anlayış yok. Bu, geri kalmışlığın alametidir” diyor.

Erken seçim diyen Baykal ve Bahçeli’ye, “Seçimler, Anayasamızın öngördüğü şekilde, zamanında yapılacaktır. Kimse seçim rüyası görmesin” çıkışan Sayın Erdoğan, bakın beş yıl sonra 21 Ağustos 2015 tarihinde, Cuma namazını kıldığı Üsküdar'daki Hazreti Ali Camisi'nden çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

7 Haziran seçimlerinin bir umut olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ama 7 Haziran seçimlerinden sonra arzu edilmeyen çirkin olaylar oldu" dedi.

"ÜLKEMİZİ ERKEN SEÇİME GÖTÜRECEĞİM"

Seçim sürecinin içerisine girildiğini söyleyen Erdoğan, bu konuyla ilgili yetkilerinin belli olduğunu ifade etti. Erdoğan erken seçimle ilgili şu açıklamaları yaptı:

"Cumhurbaşkanı olarak ben yetki alanlarımı biliyorum ve yetki alanlarımı da sonuna kadar kullanmak durumundayım. Zaman kaybetmenin peşinde olmadım. Ben en fazla milletvekiline sahip olan siyasi partinin genel başkanına görevi verdim. İki siyasi partiyle ciddi bir süreci geçirdiler. Netice alamadılar. Şimdi ana muhalefet partisine yetki verilmeli... Bunlarla bu görüşmeler yapılmış. Ana muhalefet partisinin başındaki zat, 'Ben Beştepe'yi tanımıyorum, Beştepe kaçaktır, gitmem' derken ben Beştepe'yi tanımayanı, adresini bilmeyeni Beştepe'ye neden çağırayım ki? Bütün bu gerçekler ortada zaman kaybetmeye gerek yok."

Cumhurbaşkanının Anayasa'ya göre ülkeyi seçime götürebileceğini belirten Erdoğan, Pazartesi günü 45 günün sonuna gelinmesiyle ve Cumhurbaşkanı olarak 45 günün sonunda tekrar Meclis Başkanıyla görüşeceğini söyledi. Erdoğan, "Bu görüşmeden sonra da hayırlısıyla ülkemizi bir erken seçime götüreceğim. Erken seçime götürürken de kimi görevlendirirsem, görevlendireceğim kişi de seçim hükümetini parlamento içinden, gerekirse parlamento dışından da almak suretiyle bu kabineyi oluşturur ve bu kabineyle de biz seçime gideriz. Seçim güveliği noktasında da silahlı kuvvetlerimiz, polisimiz bütün tedbirlerini alıyor. Yüksek Seçim Kurulu atılması gereken adımları tamamladı. Şu an açıklanan tarih 1 Kasım. 1 Kasım'da inşallah Türkiye tekrar seçimi yaşayacaktır" dedi.

BU NE YAMAN ÇELİŞKİ?

5 yıl önce, iktidarın başı iken farklı konuşan ve 5 yıl sonra söylediklerinin tam zıddını söyleyen bir Erdoğan var karşımızda.

“Yenilen pehlivan güreşe doymazmış. Siz güreşe doyacaksınız diye bu ülke her yıl seçime gidemez ki…” diyordu.

Hani, sık sık seçimler geri kalmışlığın alametiydi?

Ülkenin kaynaklarının güçlenmesi diye bir derdiniz vardı sizin, ne oldu?

“Seçim kelimesini telaffuz etmenin dahi, bunun ülke ekonomisine etkilerini düşünmeden” hareket etmekle muhalefeti suçluyordu.

Ne değişti?

BALIK HAFIZALI TOPLUMUZ VESSELAM
Yaşadıklarından, olaylardan ders almayan, öğrenmeyen ve en kötüsü unutkanlık gösteren toplum tipidir. Bilinçli toplum olma yolundaki en önemli engellerden biridir. Öyle ki; hayatın akışı çoğu zaman tekerrür eden bir süreçtir. Bu nedenle, her iyi ve kötü olayın, hafızalarda yer etmesi, bundan bir ders çıkarılması, analiz yapılması ve gelişim ve ilerleme adına değerlendirilmesi gerekmektedir. Balık hafızalı toplumlarda ise, maalesef ki bu süreç, olayın yaşanması, yankılarının 1-2 hafta bilemediniz 1 ay sürmesi ve olayın unutulması şeklinde gerçekleşmektedir. İşte bu çok tehlikelidir. Çünkü yaşadıklarından bir ders çıkarmayan toplumun ilerlemesi, bilinçli bir toplum haline gelmesi, muasır bir medeniyet seviyesine ulaşması hemen hemen olanaksızdır.
Yanar döner siyasetçilerin vaatlerine kanmak, geçmişten ders almamak, ilerleme için, gelişim için önce kendi yurttaşlarının refahını arttırmanın gerekli olduğunu kavrayamamak..Her "değiştim" diyene inanmak, önemli olanın değişim değil gelişim olduğunu anlayamamak..Yani, kısaca, balık hafızalı bir toplum olmak.

Tavandan başlayan bu hafızadaki çürüme maalesef tabana doğru ilerliyor.

Bize düşen görev sık sık geçmişi hatırlatmaktır.

 

 



845 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SLOGANLAR, SEÇİMLERİN BELİRLEYİCİSİDİR - 12/08/2022
Slogan, bir düşünceyi yaymak, bir eylemi desteklemek için ortaya atılan, kısa ve çarpıcı sözdür. Kimlik, topluluk, örgüt, kurum veya kuruluşun amaç ve araçlarını özlü bir biçimde tanımlayan deyiş veya sözdür.
HANGİ MASADANSIN? - 29/07/2022
Bilindiği gibi masa, ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan bir mobilyadır. En yaygın masa türü, dört ayak üzerine yerleştirilmiş, dikdörtgen ahşap bir yüzeyden oluşanıdır.
GECİKEN SAĞLIK TEDAVİSİ, TEDAVİ DEĞİLDİR - 25/07/2022
35 yıldır diyabet hastasıyım. Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, eğer dikkat edilmez ise vücutta sinsi ilerler. Adına "Şeker hastalığı" demek yerine bizler daha çok "şekere hastayız." O nedenle kontrolümüz oldukça güç oluyor.
ŞAKİRPAŞA HAVA ALANI KAPATMAYA KİMSENİN GÜCÜ YETMEZ - 26/06/2022
Yaklaşık 35-40 yıl önceydi. Üniversite sayısı çok azdı. Özel üniversiteler daha yoktu. Şuan ismini hatırlayamadığım bir bilim insanı, profesör demişti ki, “Kalkınmak için, her ile bir üniversite kurulmalıdır.” Çalıştığım ulusal gazetede hocanın bu sö
EFSANE VALİ - 19/05/2022
Çoğu zaman olağanüstülüklerin yer aldığı, belirli bir üsluba ve şekle bağlı olmayan, genellikle geçmişin derinliklerinden ortaya çıkan kısa, yalın, ağızdan ağıza aktarılan söyleyeni belli olmayan (anonim) halk edebiyatı türüne efsane denir.
HALKIN DEVLETİ - 23/04/2022
Anadolu illerinden yeniden seçilen 285 ve İstanbul'dan kaçabilen 78 milletvekili, Ankara'ya geldiler. İlk Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni oluşturdular.
SELAHATTİN ÇOLAK’IN ADANA METROSU - 17/03/2022
Adana Metrosu ile ilgili genelde şu eleştiriler yapılır. “Aytaç Durak, metroyu, hemşerileri olan Karaisalıların yoğun yaşadığı mahallelere götürdü”
HEPİMİZ UKRAYNALI, HEPİMİZ ZELENSKİ'YİZ - 11/03/2022
Sınırlarda savaşın çirkin yüzünü görüyoruz.
5N1K BİR DE: A - 05/03/2022
Elimde Gazeteciler Cemiyeti Yayınlarından çıkma “Ne Haber” adlı bir kitap var. Kitabın yazarı gazeteci Mustafa Arslan.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.781718.8569
Euro20.501920.5841