Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi27
Bugün Toplam449
Toplam Ziyaret1407774
Vahit Şahin
karaisalihaber@hotmail.com
BARIŞIN SAVAŞÇILARI
15/12/2017

Sözlüklerde barış kelimesi, genel anlamda düşmanlığın olmaması anlamında kabul görür. Başka bir anlatımla kötülükten, kavgalardan, savaşlardan kurtuluş, uyum, birlik, bütünlük, sukunet, sessizlik, huzur içinde yaşamak olarak da tanımlanabilir.
Peki barış var mı Dünya’da? Özellikle de 3. Dünya ülkeleri dediğimiz yerlerde kaoslar, savaşlar hüküm sürmektedir. Uzak Asya’da Kuzey Kore devletinin nükleer denemeleri, yanıbaşımızda Suriye, Irak, Filistin, İsrail’da yaşananlar v.s. örnekleri çoğaltabiliriz
Savaşlara karşı nasıl savaşmalıyız? Barışı nasıl elde etmeliyiz?.
Savaşların nedeni olan din ve görüş ayrılıkları nasıl son bulacaktır?
Eskiden Türk-Yunan anlaşmazlıkları vardı. Halen de var ama, Türkiye şuan başka şeylere odaklandığı için gündeme gelmiyor.
Daha 1947 yılında Londra'da 22 yaşında iken genç şair Bülent Ecevit bir Türk-Yunan şiiri yazmıştı. Barış dolu bu düşünceler, şiir olarak kaleme dökülmüştür. Bülent Ecevit’i’n siyasete atılmasından sonra bazı sağcı, kafatasçı milliyetçi kesimler tarafından bu şiir gündeme getirilip alay konusu olmuştu. Ecevit şiirinde şu dizeleri kullanmıştı:


“sıla derdine düşünce anlarsın
yunanlıyla kardeş olduğunu
bir rum şarkısı duyunca gör
gurbet elde istanbul çocuğunu

türkçenin ferah gönlünce küfretmişiz
olmuşuz kanlı bıçaklı
yine de bir sevgidir içimizde
böyle barış günlerinde saklı

bir soyun kanı olmasın varsın
damarlarımızda akan kan
içimizde şu deli rüzgâr
bir havadan

Bu yağmurla cömert
bu güneşle sıcak
gönlümüzden bahar dolusu kopan
iyilikler kucak kucak

bu sudan bu tattandır ikimizde de günah
bütün içkiler gibi zararı kadar leziz
bir iklimin meyvasından sızdırılmış
bir içkidir kötülüklerimiz

aramızda bir mavi büyü
bir sıcak deniz
kıyılarında birbirinden güzel
iki milletiz

bizimle dirilecek bir gün
Ege'nin altın çağı
yanıp yarının ateşinden
eskinin ocağı

önce bir kahkaha çalınır kulağına
sonra rum şiveli türkçeler
o Boğaz'dan söz eder
sen rakıyı hatırlarsın
Yunanlıyla kardeş olduğunu
sıla derdine düşünce anlarsın”


Bir tarihtre Ege’de bir sahil kentinde masadayız. Yan masalarda Yunanlılar, şarkılar söyleyip, sirtaki yapıyorlar. Bizler de onlara iştirak ediyorduk Sonra biz Türkçe şarkılar söylediğimizde onlar bize katılıyorlardı. Birbirimizi alkışlıyorduk. Güzel bir dostluk havasında eğlencemiz sürdü. Şimdi bizim bu insanlarla ne düşmanlığımız olabilirdi ki? Ne onlar bize “barbar” diyordu ne de biz onlara; küçümseme yollu- ödlek, korkak Rum anlamıne gelen “korkak palikaryalar” diyorduk.
Adana Devlet Tiyatrosun’nun 2011 yılında sahneye koyduğu Muzaffer İzgü’nün kaleminden akan bir öykü olan “Sınır” adlı oyunu çok beğenmiştim. Bu oyunda bilinmeyen bir yerde, sınır komşusu bilinmeyen iki ülke; Nevinya ve Sevinya. Bilinmeyen bir nedenle birbirine düşman. İki ülkenin sınırını, adları bile bilinmeyen çocuklar rahat uyusun diye bekleyen, bilinmeyen iki asker; Yuan ve Mati. Yalnızca ikisinin olduğu bu bölgede bilinmeyen bir nedenle arkadaş oluverirler. Ama ya iki ülke arasında bilinmeyen bir nedenle savaş çıkarsa? Yuan ve Mati birbirine kurşun sıkar mı? Oyunda savaş çıkıyor ama, iki askerde barış bilinci geliştiği için birbirlerine kurşun sıkamıyorlardı. Bu oyunda rahmetli Ecevit’in dizeleri aklıma geldi hep.
Günümüzde düşmanlıklar, tamamen din ve görüş ayrılıklarından gelen siyasi ve ticari olup, devletler arasında oluyordu.
Artık Dünyamız kabuk değiştirmektedir. Kitlevi çekilen sancılar son bulacaktır. İnsanlar arasında barış bilinci gelişmektedir. 
Buna bir örnek daha vereceğim. Tarih 1 Kasım 2009. İstanbul’da Dünya Kardeşlik Birliği’nin “Dünya Barışına Çağrı ve Panel ve Ödül Töreni’ne katılmıştık.
Panel bölümünde biri Avustralyalı, biri Rusyalı ve 2’si de İsraill olan 4 konuşmacı vardı. İsrailli olan iki konuşmacıdan biri Yahudi ve biri de müslümandı. Ve yöresel kıyafetler giymişlerdti. Yahudi konuşmacı Eliyahu Mclean haham kıyafeti, müslüman olan Şeyh Abdul Aziz Buhari ise imam kıyafeti giymişti.
Bu iki düşman kardeş aynı köyde yaşıyorlar. İsrail –Filistin savaşının tam ortasındalar. İkisi de kapı komşu. Savaşın çirkinliklerini yaşamışlar. Ve ikisinde de savaş karşıtı düşünceler gelişiyor. Barış bilincine kavuşuyorlar. Ve diyorlar ki, iki aile bir yemekte bir araya gelelim, biz insanız. Devleti yöneten idarecileriin çekişmeleri bizi ilgilendirmez… Bir dostluk, barış yemeğinde buluşuyorlar. Hem de bir kurban bayramında.
Oluşan bu güzel havayı çevrelerine yayıyorlar ve bir sonraki yemekte 40 kişi oluyorlar. Daha sonra yemekli barış toplantısı tüm köye yayılıyor ve 400 kişi oluyorlar. Sonra bu halka giderek büyüyor.. Ve bu nedenle bu ikili Dünya Barışına katkı koydukları için ödüle layık görülüyorlar.
Ve bu biri Yahudi biri müslüman ikili, panel bitiminde birbirlerine öyle içten sarıldılar ki, çoğu yurtdışından gelen, salonu dolduran 2 bin kişi ayakta 5 dakika süren bir alkışla ödüllendirildiler. Bu unutulmaz sahne, o an Dünya’ya barışın nasıl geleceğini bize göstermeye yetti.
Sonuç olarak; Bu tür kitlevi sancılar yarınlara hazırlıktır aslında. Birleşim şuurunu insan önce kendine sonra en yakınlarına aşılamalıdır. Yarınların mutlu dünyasını kişisel bilincini aşan, sevgisini bölüşen, düşmanını bile bağrına basabilecek yüce bilinçler kuracaktır.
Bu bilinçlenme, bu şuurlanma yarınlarda tüm Dünyada umulmadık güzellikler getirecektir.

Barş savasçılarının ve  barış bilincinin artması dileğiyle….

 


376 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SLOGANLAR, SEÇİMLERİN BELİRLEYİCİSİDİR - 12/08/2022
Slogan, bir düşünceyi yaymak, bir eylemi desteklemek için ortaya atılan, kısa ve çarpıcı sözdür. Kimlik, topluluk, örgüt, kurum veya kuruluşun amaç ve araçlarını özlü bir biçimde tanımlayan deyiş veya sözdür.
HANGİ MASADANSIN? - 29/07/2022
Bilindiği gibi masa, ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan bir mobilyadır. En yaygın masa türü, dört ayak üzerine yerleştirilmiş, dikdörtgen ahşap bir yüzeyden oluşanıdır.
GECİKEN SAĞLIK TEDAVİSİ, TEDAVİ DEĞİLDİR - 25/07/2022
35 yıldır diyabet hastasıyım. Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, eğer dikkat edilmez ise vücutta sinsi ilerler. Adına "Şeker hastalığı" demek yerine bizler daha çok "şekere hastayız." O nedenle kontrolümüz oldukça güç oluyor.
ŞAKİRPAŞA HAVA ALANI KAPATMAYA KİMSENİN GÜCÜ YETMEZ - 26/06/2022
Yaklaşık 35-40 yıl önceydi. Üniversite sayısı çok azdı. Özel üniversiteler daha yoktu. Şuan ismini hatırlayamadığım bir bilim insanı, profesör demişti ki, “Kalkınmak için, her ile bir üniversite kurulmalıdır.” Çalıştığım ulusal gazetede hocanın bu sö
EFSANE VALİ - 19/05/2022
Çoğu zaman olağanüstülüklerin yer aldığı, belirli bir üsluba ve şekle bağlı olmayan, genellikle geçmişin derinliklerinden ortaya çıkan kısa, yalın, ağızdan ağıza aktarılan söyleyeni belli olmayan (anonim) halk edebiyatı türüne efsane denir.
HALKIN DEVLETİ - 23/04/2022
Anadolu illerinden yeniden seçilen 285 ve İstanbul'dan kaçabilen 78 milletvekili, Ankara'ya geldiler. İlk Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni oluşturdular.
SELAHATTİN ÇOLAK’IN ADANA METROSU - 17/03/2022
Adana Metrosu ile ilgili genelde şu eleştiriler yapılır. “Aytaç Durak, metroyu, hemşerileri olan Karaisalıların yoğun yaşadığı mahallelere götürdü”
HEPİMİZ UKRAYNALI, HEPİMİZ ZELENSKİ'YİZ - 11/03/2022
Sınırlarda savaşın çirkin yüzünü görüyoruz.
5N1K BİR DE: A - 05/03/2022
Elimde Gazeteciler Cemiyeti Yayınlarından çıkma “Ne Haber” adlı bir kitap var. Kitabın yazarı gazeteci Mustafa Arslan.
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.774618.8499
Euro20.331520.4130