Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam309
Toplam Ziyaret1410751
M. Demirel Babacanoğlu
karaisalihaber@hotmail.com
OKUMAK YAZMAK ANLAMAK
26/10/2020

Hiç düşündünüz mü, ne zaman okumaya, yazmaya başladınız? 

İlkokula başladığınız yıl değil mi? 

İlkokula gitme olanağı bulanamayanlar da birilerinden ya da askerlikte öğreniyor okuma yazmayı.

Okumak, yalnızca yazılı metinleri seslendirmek değildir. O metinlerin ne anlama geldiğini anlamak, anladığını anlatabilmek,  özetleyebilmektir.

Okuma yazmayı ilkokulda geliştirir en çok insanlar… Orta, lise, üniversiteye gidebilmişse daha da çok geliştirmiştir okuma yazmayı.

İstekli kişiler, kendi kendine de geliştirebilir okuma yazmayı. Bulduğu gazeteyi, kitabı, gördüğü levhayı okuyarak; günlük tutarak, anılarını yazarak da yapabilir bu işi. Önemli olan okumayı, anlamayı, yazmayı istemektir.

Okumak yazmak anlamak insanın yolunu aydınlatır. Güzel konuşmayı, güzel anlatmayı sağlar. İşinizi, gücünüzü kolaylaştırır. Size gelen bir yazının, bir mektubun, bir belgenin, bir pusulanın, notun ne demek istediğini kolayca anlayabilir, yanıtını verebilir. Dilekçe yazabilir… dileğinizi anlatabilirsiniz…

 Okuma yazmanın anlamsal derinliğine varabilmek için ayrıca çok çalışmak gerekebilir. Alman şairi Goethe bu konuda şunları söylüyor. “Seksen yıl okudum, okumayı öğrenemedim.” 

Sözcüklerin, tümcelerin gerçek anlamları olduğu gibi yan anlamları, mecaz anlamları da vardır. Sözgelimi “su” dediğimiz zaman aklımıza susadığımız zaman içtiğimiz sıvı gelir hemen. Su kendi kendine bir yerde durmaz. Girdiği kabın, durduğu yerin rengini biçimini alır.  Dereleri, ırmakları, denizleri,  gölleri, kuyuları düşünelim… Suların içinde yaşayan balıklar, dinozorlar, tosbağalar, kurbağalar gelmez mi aklımıza? Ya vapurlar, tekneler, kayıklar…Tuzlar, besinler…  Su afetleri, felaketler… Bütün bunların işlevlerini kavrayamamışsak, okumayı yeterince öğrenmiş olamayız! Okumayı öğrenemeyince anlamayı, yazmayı da öğrenemeyiz.

Başka bir örnek; “ağaç”. Kökü, gövdesi, dalları, budakları, yaprağı, gölgesi, meyvesi olan bitkidir. Evlerin önünde, bahçelerde, ormanlarda, kuşların konduğu, yuva yaptığı, meyvesini yediği, temiz hava verdiği, toprak kaymasını önlediği, yaşamamıza hizmet ettiği, sağlığımızı  koruduğu, mezarımıza konduğu, evimizin kapısında penceresinde, masasında, sandalyesinde kullanıldığı, rüzgarın, fırtınanın hızını kestiği, yağmurlar getirdiği … gelmez mi aklımıza?

Nurullah Atac’ı anımsayan bilenler vardır içinizde… Diyor ki “Benim birçok arkadaşlarım var. İstediğim zaman onlarla konuşurum. Bilmediklerim hakkında sorular sorarım. Bana doğru yanıt verirler. Bu arkadaşlarım kitaplardır. Yastığımın altında dururlar. Çantamın içinde olurlar. Kitaplığımın sergeninde bulunurlar…  İstediğim, dilediğim zaman benim hizmetime koşarlar… Bilgilerini sererler önüme, her şeyi öğrenirim onlardan, bilgim, görgüm artar...”

Okumanın, yazmanın çok büyük önemi var. Atatürk, bu önemi şu sözleriyle belirtmektedir: “En gerçek yol gösterici bilimdir.”  Bütün işlevler, savaşlar, yönetimler, düşünceler içinde 3997 kitap okumuştur. Onun nedenle; “Öğretmenler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” demiştir… Ülkeyi kurtarmak, demokrasiye kavuşturmak, cumhuriyeti kurmak, bağımsızlığı ilke edinmek, özgürlüğü getirmek için gerçekleştirmiş olduğu savaşları, yenilikleri, ivmeleri, bütün ülke, dünya için Büyük Nutku’nda yazmıştır. 

Nutuk’ta belirttiği gençliğe seslenişte şöyle demektedir: “Ey Türk Gençliği, birinci ödevin, Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuzluğa dek korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin tek temeli budur. Bu temel senin değerli varlığındır. (…)” Bir “Nutuk” alıp okuyalım. Atatürk’ü anlayalım… anlatalım.

Anlamak anlatmak, yazmak için kendimizden başlayalım işe, sonra da çocuklarımıza yönelelim. “Bir günümüz nasıl geçiyor” diye soralım. Ya da bir kitaptan 15/20 satırlık bir metin okuyalım. Anlatalım yazalım. On puan üzerinden değerlendirelim.  Yedi ve üstü puan vermişsek, başarımız iyidir… 4, 5, 6 puan vermişsek, daha çok çalışacağımız anlamına gelmektedir… 10 puan ermişsek çok iyi… Dilersek kendimizi bu konuda yetiştirebiliriz. Yeter ki umutlu olalım.

25.10.2020, Adana

 



375 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KİTAPLAR - 30/01/2023
KİTAPLAR
ÇUKUROAVA KURTULUŞ SAVAŞINDA MOLLA KERİM - 05/01/2023
ÇUKUROAVA KURTULUŞ SAVAŞINDA MOLLA KERİM
YENİ YIL ESKİ YIL - 30/12/2022
Bugün saçma şeyler yazacağım. Şöyle mesela… Yeni yıl, eski yıl… Eskisi gider yenisi gelir. Yenisi eskimez mi? Eskir!… Eski yenilenir mi? Yenilenmez.
EY HIRSIZ EY (öykü) - 19/12/2022
EY HIRSIZ EY (öykü)
KUTLU OLSUN ATATÜRK CUMHURİYET - 29/10/2022
KUTLU OLSUN ATATÜRK CUMHURİYET
AĞAÇSIZ YAŞAM OLMAZ - 02/10/2022
AĞAÇSIZ YAŞAM OLMAZ
OKULLA ÇOCUK - 29/09/2022
OKULLA ÇOCUK
MİSKİ AMBER - 28/09/2022
Sevgili okurlar bugün size “miski amber”den söz edeceğim. Tadı, kokusu, görüntüsü güzel, hoş olan şeylere “misk- gibi”, ya da “miski amber” ğibi deriz.
ALA’DAN ÖYKÜLER - 27/09/2022
ALA’DAN ÖYKÜLER
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.796818.8721
Euro20.198620.2795