Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam378
Toplam Ziyaret836174
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
“BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ” ÜZERİNE (1)
26/10/2017


   Kısaca BOP denilen Büyük Ortadoğu Projesi üzerine ben de bir şeyler yazmak, duygu ve bilgilerimi okuyucularımla paylaşmak istiyorum. Gerçi bu konu, ortalama 5.000 karakterle sınırlı köşe yazısı kapasitesini aşacak boyuttadır. Ama olsun! Biz de yazıyı birkaç güne yayarız.
Madem benim de iki gözüm, bir beynim; bir dilim, iki elim; elimde kalemim pardon klavyem, yazıyı paylaşacak bir “köşem” var. Öyleyse yazarım kardeşim. Bu benim içinde yaşadığım, üyesi olduğum topluma ve Büyük Türk Milleti’ne karşı da vicdani görevimdir, aynı zamanda.
BOP NEDİR?
BOP, Kapitalist Hıristiyan Batı’nın Ortadoğu Bölgesi’ni kendisine benzetmek, kapitalist sisteme katmak; burada kendisine karşı direnemeyecek küçük küçük prenslikler(!) oluşturarak; sömürgeci amaçlarını kolayca hayata geçirmek Projesi’dir.
Hatırlarsanız 1990’lı yıllarda, Dünya’ya şekil vermek için kullanılan deyim “Yeni Dünya Düzeni” idi. BOP kullanımı yaygınlaşalı, “Yeni Dünya Düzeni” artık kullanılmaz oldu. BOP deyimi,  2003 yılındaki Irak işgali ile birlikte kullanılmaya başlandı.
Cenap Şahabettin’in güzel bir özlü sözü vardır. Der ki: “Altından kendini gözet (sakın), zehri teneke kupada sunmazlar!” İşte BOP, “demokrasi ambalajı” içinde sunulan zehirdir. Güya, BOP ile Ortadoğu ülkelerine demokrasi getirilecekmiş. Tabii, yerseniz!
BOP aslında, aynı zamanda, bazı kalemlerin yazdığı gibi, “9.ncu Haçlı Seferi’dir”. Türkiye bakımından, “SEVR’in yüz yıl sonra yeniden önümüze konulmasıdır.”
Konuyu tam olarak kavraya bilmek için, 1990’lı yıllara, 1989 yılında Sovyetler Birliği Bloku’nun çökmesi ardından, 1991 yılında gerçekleşen Irak’ın ilk işgaline dönmek gerekir. “Sovyet Bloku’nun çökmesi” demek, bu “Blok’un denetimindeki ülkelerin ve bağlantısız ülkelerin ne olacağının tartışılması,” demekti.
Sovyetlerin dağılması ile birlikte Dünya’nın dört bölgesinde kaymalar yaşandı.
1.   Doğu Avrupa Bölgesi: İki kademeli bu bölgenin birinci kademesinde Doğu Almanya, Polonya, Macaristan, Çekoslavakya kapitalist sisteme kavgasız, dövüşsüz kolayca geçtiler. Çekler ve Slovaklar bile kavgasız ayrılabildiler. İkinci kademesinde Estonya, Letonya, Litvanya, Beyaz Rusya, Moldova ve Ukrayna’da bu geçiş, yoğun Rus nüfus sebebiyle, kolay olmadı. Ukrayna özelinde, geçiş henüz sonuçlanabilmiş bile değildir.
2.   Balkanlar Bölgesi: Bu bölge Sovyetler Birliği denetiminde veya onlardan bağımsız sosyalist yönetimler altında olan ülkelerden oluşmaktaydı. Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya ve Arnavutluk’tan ilk ikisinde geçiş, halk hareketleri üzerine, eski diktatörlerin kurşuna dizilmesiyle; diğer ikisinde ise kışkırtılan etnik milliyetçiliklere dayalı iç savaş sonucu parçalanma şeklinde ve dış müdahale ile sağlandı. Yugoslavya toprakları üzerinde 7 tane devletçik doğdu. Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek Federasyonu, Sırbistan, Karadağ, Makedonya ve Kosova.
3.   Kafkaslar ve Orta Asya Bölgesi: Kaskaslar’daki Gürcistan ve Azerbaycan kapitalist sisteme en erken geçseler de, sonradan, Rusya’nın elini tamamen çekmemesi üzerine, kanlı çarpışmalar, “turuncu kalkışmalar” yaşandı. Azerbaycan Karabağ’da henüz barış sağlanabilmiş değil. Orta Asya’daki Turani kökenli Kazaklar, Özbekler, Türkmenler, Kırgızlar’la, Farsi kökenli Tacikler bağımsız devletler haline geldiler. Ancak buralarda kapitalistleşme, Doğu Avrupa’daki kadar rağbet görmedi.
4.   Ortadoğu Bölgesi: Bu bölgede Sovyetler Birliği denetimi olmamakla birlikte; Türkiye hariç, Batı Bloku’ndan uzakta ve devletçi sistemler hüküm sürmekteydi. Bu bölgede Bölgesel Liderlik potansiyeli de olan Fars, Arap ve Türk unsurların öne çıktığı İran, Irak/Suriye ve Türkiye halkları antiemperyalist bir geçmişe ve devam eden devletçi ekonomik sistemlere sahiptiler. Bu ülkeler Batı Kapitalist sistemi dışında kalmayı seçmişlerdi. Tüm dünyada serbest kapitalist iktisadi sisteme geçilirken, bu ülkeler serbest piyasadan uzak durmuşlardı. Kuzey Afrika ülkeleri Tunus, Cezayir, Libya ve Mısır da aynı kategoride sayılabilirler. Emperyalistlerle uyumlu çalışan, işbirlikçi yönetimlerin işbaşında olduğu Suudi Arabistan, Ürdün, BAE, Umman gibi ülkeler görmezden gelinerek, diğerleri hedef tahtasına oturtulmuştur.
BOP’un uygulamaya koyulmasının ana sebebi, bu ülkelerdeki mevcut milliyetçi ve anti sömürgeci tavırdır. Bu tavır gelecekte emperyalistlerin rahatça at oynatmalarına engel çıkartabilecek potansiyeldir.
ABD Balkanlarda kullandığı etnik silahı, Orta Asya’da Ruslara karşı kullanmadıysa bunun sebebi, etnik silahın, Türkçülüğü güçlendireceğini ve tüm Orta Asya boyunca Turan ülküsünün uyanacağını görmüş olmasıdır. Bunun yerine Türklere karşı Özbekçilik, Tacikçilik, hatta bazen mikro Tatarcılık gibi akımlara destek olmuştur. Şimdi ise bölgede bir “Turuncu Devrim” kalkışması, el altında tutulmakta ve beslenmektedir.
BOP’UN UYGULAMA AŞAMALARI
Bu dört bölgede birden, son yirmi sekiz yıldır devam eden, aslında tek bir süreçtir. Sürecin kimi anlarında “barışçı” yöntemlerin uygulanmış olması, kimi anlarda “turuncu” devrimlerin, kimi anlarda ise etnik-dinsel iç savaşların, işgallerin uygulanmış olması; sadece farklı aşamaları gösterir. Farklı planları değil.
Plan, Sovyetler sonrası dünya sisteminin, serbest piyasa ekonomik alanına dahil edilmesi üzerine kurulmuştur. Ortadoğu Bölgesi’nin en dikkat çekici özelliği, bölge ülkelerinin ekonomik düzeninin “devletçi” olmasıdır. BOP uygulamalarının en önemli halkalarından birisi, bilindiği üzere, Serbest pazar ekonomisi alanı haline getirilen ülkelerde, devlet tekelindeki kamu kuruluşlarının özelleştirilmesidir.
Bu işlemin popüler ifadesi ise “küreselleşme”’dir. Küreselleşme, tek bir ekonomik dünya sistemi yaratırken, tüm ülkeleri bu sisteme katılmaya zorlayan, Devletçiliğe karşı kapitalist bir programdır. Ama süreç biraz daha ilerlediğinde, programın diğer halkaları da ortaya çıkmaya başlar. Yaşanan kavga, devletçi rejimlerin kapitalistleştirilmesi, antiemperyalist ülkelerin emperyalizme tabi kılınması, milliyetçi ideolojinin küreselci ideoloji ile yer değiştirmesi, ulus/milli devletlerin yıkılması, kavgasıdır.
Sovyetler Birliği denetimindeki bölgelerin serbest pazar ekonomisine geçişi aşamasında, doğrudan Sovyetlerin denetiminde olan Doğu Avrupa’da ve Orta Asya’da “sancısız” bir süreç yaşanması, bu bölgelerdeki insan kaynağının benzerliğini; kapitalist sistem ile Batının toplumsal yapısı ve Hıristiyanlık dini arasında bir bağ bulunduğunu, gösterir.
Bir sonraki yazıda aynı konunun ikinci bölümü ile devam edeceğiz.

 


184 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜN-BUGÜN-YARIN - 18/08/2019
Son günlerde İyi Parti Başkanlık Divanı üyeleri Sayın Hasan Seğmen ve Sayın Salim Ensarioğlu üzerinden bir psikolojik baskı uygulanıyor İyi Partililere. Bazı arkadaşlarımız ani tepkiler
SEVR’İN RUHU - 13/08/2019
Aradan 99 yıl geçmiş olsa da Sevr’in ruhu bir hayalet ya da karabasan gibi tepemizde dolaşmaya devam ediyor.
“İYİ PARTİ ÜST KURUL DELEGELERİNE AÇIK MEKTUP” - 01/08/2019
Tarsus, 31 Temmuz 2019
UNUTUN GİTSİN SAKARYAYI, MALAZGİRT VAR NASILSA - 24/07/2019
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanının, 30 Ağustos Zafer Bayramı ile ilgili “densizliği” sebep olmuştur bu yazının kaleme alınmasına.
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ Mİ, KALKIŞMA MI? - 16/07/2019
Dün 15 Temmuz Kalkışması’nın yıl dönümüydü. Hiçbir görüş paylaşmak istemedim. Bir iki paylaşımın yaygınlaşmasına katkı verdim sadece.
NE İÇTİNİZ BE ARKADAŞ? - 26/06/2019
Türkmen, Yörük, Kurmanç, Zaza;
‘AKGELİN’ İDİ YAŞLANINCA ‘AKNENE’ OLDU - 11/06/2019
Asıl adı Rahime’dir. “Irahma” diye söylerler bizim köyde.
19 MAYISIN YÜZÜNCÜ YILI - 21/05/2019
Dün, milli mücadele başlangıcının 100. yıldönümü idi.
YİNE Mİ FETRET DÖNEMİ? - 10/05/2019
Ülke ve millet olarak sanki yeni bir Fetret Dönemi’nden geçiyoruz.
 Devamı
Anlık
Yarın
31° 33° 23°
AlışSatış
Dolar5.70065.7234
Euro6.31536.3406