Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam246
Toplam Ziyaret898658
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
TİN TİN GİDİP, TIN TIN DÖNMEK
28/06/2016

 

Başlık alıntı değil, kendim uydurdum. Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne uyar mı uymaz mı, kontrol etmeden, bilemem. “Tin tin gitmek; iştahla, sevinçle, coşkuyla ve aceleyle gitmek” diye düşündüm. “Tın tın dönmekse; gidilen yerden hiçbir şey öğrenmeden, bir işe yaramadan ve hiç bir şey edinmeden boş dönmek” anlamına kullanılmıştır.

 Nereden çıktı bu laf derseniz, açıklayayım. 19 Haziran’da MHP Büyük Kongresi toplandı Ankara’da. Çağrı sebebi belliydi toplantının: “Parti Tüzüğü’nü değiştirmek”. Nitekim değiştirildi de! Ancak toplantı sonrası Bayan Akşener dışındaki genel başkan adaylarından Sayın K. Aydın ve Sayın S. Oğan ayrı ayrı açıkladılar ki: “Tüzüğün değiştirilmesi için verilen 14 önerge bilgileri dışında ve Sayın Akşener tarafından hazırlanmış; yeterli tartışma ve değerlendirme yapılamadan kabul etmek durumunda kalmışlar.”  Sormazlar mı adama: “- Ey mübarekler siz orada ne yapıyordunuz? Fotoğraf çektirmeye mi gittiniz?” diye.

Tüzük Kurultayı’na gidiyorsanız, hazırlığınızı önceden yapacaksınız. Önergelerinizi, gündeme geçilmeden Divan’a takdim edeceksiniz. Divan gelen önergeleri konularına göre birleştirerek Komisyon’a havale edecek ve önergeler orada tek metin haline getirilerek Genel Kurul’un oylarına sunulacak. Velev ki Sayın Akşener de hazırlık yapmasaydı, Büyük Kongre amacına ulaşabilir miydi?

Aynı yönde benzer bir eleştiriyi 15 Mayıs’ta da duymuştuk. Büyük Kongre için gelen delegasyonun yolu güvenlik kuvvetlerince kesilip, toplantı yerine ulaşmaları güç kullanılarak engellendiğinde, beyefendi genel başkan adayları geri dönmüş ve toplantı ısrarından vazgeçmişler; bayan Akşener ise güç kullanan görevlilere, “Büyük Kongrenin niçin engellendiğini, emri kimin verdiğini, bu emrin yasal olmadığını, ve diğer hususları” içeren bir “tutanak” yapılmadan engelleme noktasını terk etmemiş; daha sonra da “bu tutanağın günü geldiğinde işleme konulacağını ve sorumlulardan hesabının sorulacağını” beyan etmişti. Ancak beyefendi genel başkan adaylarımız “Sayın Akşener’in toplanma yerini terk etmeyerek, ya da en geç terk ederek, bu arada da hazıruna hitap ederek,  aralarındaki mutabakata uymadığını” söylemişlerdi.

İşte bu iki olay bende parti genel başkanının kim olması gerektiğine dair bir kanaat oluşturdu. 19 Haziran akşamına kadar adaylar hakkında nötr olan ben, artık bir kanat sahibiyim. MHP Genel Başkanı Sayın Meral Akşener olmalıdır. Çünkü bu şerefi “o” hak ediyor. Diğerleri ise “tin tin gidiyor, tın tın geliyor.”

Ama haksız mıyım?

Sayın K. Aydın’ın, Sayın S. Oğan’ın ve Sayın Ü. Özdağ’ın kişiliklerinden, saygınlıklarından, millet ve vatan uğruna sevdalarından, ülkücülüklerinden zerrece şüphem yoktur. Ama onların biraz daha pişmeleri, biraz daha öğrenmeleri gerekiyor politika denilen bu oyunun kurallarını. Tarihte nasıl Enver Paşa’nın vatan, millet ve din sevgisinden şüphe duyulamayacağı bir gerçek iken, koskaca bir imparatorluğun dağılmasına yol açmışsa; nasıl Ebulfeyz Elçibey Azerbaycan’ın yetiştirdiği ender milliyetperverlerden biri olduğu halde, ülkesinin 1/3’ünün Ermeni işgaline yol açan gelişmeleri engelleyecek tedbirleri uygulamaya koyamamışsa, bu da öyledir. Genel Başkan olacak kişinin en milliyetçi, en ülkücü, en dindar,  en bilgili, en bıçkın, en yakışıklı olması yeterli değildir. “Ön görü” ve “uz görü” sahibi olmalıdır. Şampiyon bir satranç oyuncusu gibi ileriyi görebilmelidir.

Aynı konuda bir itiraz da, henüz daha Sayın Bahçeli’nin safında duran partililerden gelebilir. Onlar mevcut adayların “lider, doktrin ve teşkilat üçlemesine itaatsızlık yaptıkları” iddiasındalar. Ancak gözden kaçırdıkları bir husus var. Bir defa itaatsızlık, doktirine ve teşkilata değil, lidere karşıdır. Doktrin savunuluyor, teşkilatın başına geçmek hedefleniyor. Ama lider, 1 Kasım 2015 tarihindeki hezimetle sonuçlanan seçimde, demokratik meşruiyetini kaybetmiş sayılıyor. Bunlar, “lidere değil, meşru lidere itaat” ilkesini savunuyorlar.

Türk tarihinde, savaşı kaybettiği halde (muharebeyi demiyorum) ordusunun başında kalan komutan; ya da ülkesinin istilasına yol açıp ta tahtta kalan bir padişah hatırlıyor musunuz? Mes’ele, bu kadar basittir.

Sayın Bahçeli 1 Kasım seçimlerinde büyük bir hezimet alarak seçimi (savaşı) kaybetmiş;  istifa edip partinin sahiplerine, yani ülkücü iradeye, hesap vermek yerine; önce oyalama, sonra da hukuksuzlukla ülkücü iradeyi tanımama, hatta ülkücü iradeye çamur atma yolunu seçmiştir.  Oysa MHP delegesi AKP delegesinden farklıdır. Geneli “siyasi anlamda kaderin çemberinden geçmiş” çıkarcı değil, idealist insanlardır.  Vefakardırlar, cefakardırlar. Partinin geleceğini değil, ülkenin geleceğini öne alırlar. Dolayısıyla, tüm bu gelişmelere rağmen, Sayın Bahçeli’nin yanında saf tutmaya devam edenlerden de bu partiye genel başkan olacak kimse çıkmaz. Adaylar çıkabilir ama “meşru otoriteye itaat etmekle, başta bulunana biat etmek” arasındaki farkı ayırt edemeyenden, genel başkan da olmaz! MHP’nin üst kurul delegeleri durumu değerlendirebilecek olgunluktadır. Bu, budur !.

Saygılarımla,

 

 



388 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SİYASİ AYAK 3: TÜRK DEVLETİNE KARŞI KALKIŞMALAR - 09/12/2019
15 Temmuz’u farklı adlarla tanımlayanlar var. Kimi onu bir “Darbe teşebbüsü”, kimi “Hükümete yönelik bir darbe”, kimi “Devlete karşı bir kalkışma/isyan”, kimi de “Türk Milleti’nin birliği ve bütünlüğüne yönelik iç savaş çıkartmayı amaçlayan saldırı”
SİYASİ AYAK 2: YANLIŞ ALGI, YANILGI - 06/12/2019
Toplumumuzdaki genel beklenti, eğer “siyasi ayak ortaya çıkarsa tüm karanlık noktaların aydınlanacağı ve FETÖ tehdidinin yok edilebileceği” yönündedir. Sistemli biçimde, “siyasi ayak ortaya çıkartılırsa bu hesabın artık kapanacağı” algısı yayılıyor.
SİYASİ AYAK - 28/11/2019
Son aylarda toplumumuzda ve özellikle siyasi çevrelerde bir tartışmanın süre gitmekte olduğuna tanıklık etmekteyiz.
SONUMUZ ‘KUVEYTİN İŞGALİ’NE BENZEMESİN - 10/10/2019
Yakın Tarihten Bir Kesit:
ALGILAR OLGULAR - 06/10/2019
Geçen hafta Haber Türk TV’de Fatih Altaylı’nın programına çıkan İyi Parti Genel Başkanı Sa
ÇÜRÜMÜŞLÜK -2- - 03/10/2019
(BİR ÖNCEKİ YAZIMIZIN DEVAMIDIR)
ÇÜRÜMÜŞLÜK - 29/09/2019
Diyarbakır’a 4 Haziran 1991 Salı günü mesai bitiminde ulaştık. Yerlerine atandığımız arkadaşlar henüz görevden ayrılmadıkları için vali yardımcısı konutları boşaltılmış değildi.
MAFYA BABASINA SİLAH TAŞIMA RUHSATI - 15/09/2019
Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi diğer Vali Yardımcısı arkadaşım Osman Acar Sayın Vali’den bir haftalık izin alarak ayrılınca, yokluğunda onun görevleri de benim üzerime kaldı.
DÜN-BUGÜN-YARIN - 18/08/2019
Son günlerde İyi Parti Başkanlık Divanı üyeleri Sayın Hasan Seğmen ve Sayın Salim Ensarioğlu üzerinden bir psikolojik baskı uygulanıyor İyi Partililere. Bazı arkadaşlarımız ani tepkiler
 Devamı
AlışSatış
Dolar5.79415.8173
Euro6.42226.4479