Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam136
Toplam Ziyaret1262107
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
MEYVELİ AĞAÇ
25/09/2015


(Bu yazıda geçen hafta yarım kalan hikayemizin devamını bulacaksınız.)

Dilimizde “meyveli ağaç taşlanır” diye bir deyim vardır. Eğer yeni bir iş, eylem, uygulama başlatmışsanız, durağan bir yapının dengesini bozmuşsunuz, demektir. Mevcut yapıda bir değişiklik, birilerinin yerini, statüsünü veya rahatını ya da çıkarlarını değiştirmiştir. Yenilik tepki doğurur.

İlçe merkezinde köy çocuklarının barınabileceği bir pansiyonun hizmete girmesi kimi rahatsız edebilir, bilemiyorum. Ama etmiş olmalı ki, okullar eğitim öğretime açıldıktan yaklaşık iki ay sonra, sanırım aralık ayıydı, bir gün İlçe Milli Eğitim Müdürü rahmetli Zamir Genç aradı. Telefonda kısık bir sesle: “- Kaymakam bey, bir Bakanlık müfettişi geldi. Şikayet varmış. İmam Hatip Lisesi pansiyonu ile ilgili soruşturma için gelmiş. İfadelerimizi almak istiyor. Şu anda lavaboya geçti. Ben de, fırsat bulur bulmaz sizi haberdar etmek istedim.” Dedi.

Cevaben: “-Tüm arkadaşları tembihleyin, aynı ifadeyi versinler. Biz sadece verilen emirleri uyguladık. Kaymakam bey emir verdi, biz de yaptık. Varsa bir sorumluluk, sorumlusu kaymakam beydir, deyin. Gerisini bana bırakın.” Dedim.

Ardından İmam Hatip Lisesi müdürünü aradım. Bilgilendirdikten sonra aynı şeyleri söylemesi için onu da tembihledim.

Bir yandan da İmam Hatip Lisesi Yaptırma ve Yaşatma Derneği başkanı Hüseyin Pehlivan’ı buldurdum ve makama davetle durumu ona anlattım. “- Endişelenmeyin, çekinilecek bir durum yok. Biz doğru olanı yaptık. Sizi de ifadeye çağırabilirler. Fikir kaymakam beyin fikridir. Yönetim kurulu olarak biz de uygun gördük. Bu bina da, arsa da aslında bizim, yani derneğin malı iken, biz çocuklarımız okuyabilsin diye Milli Eğitim Bakanlığı hizmetleri için Devlete bağışladık. Bağışımız şartlı bağıştır. Eğer köy çocuklarımız burada barınamayacaksa, okula gidip gelemezler. Yeterli öğrenci bulamayız. Yeterli öğrenci olmazsa bu okul da kapanır. Eğer pansiyon kapansın denilirse, biz böyle bir durumda okulun da kapatılmasını isteriz. Pansiyon kapansın diye bir karar çıkarsa, biz de şartlı bağışımızdan vazgeçeriz; arsamızı ve binamızı geri almak için hukuki süreç başlatırız, diye ifade verin,” dedim.

Bakanlık müfettişi birkaç gün ilçede çalıştı. Bilgilerini topladıktan sonra bir gün randevu talep ederek ziyaretime geldi. Hoş beşten sonra konuyu açtı. “- Konuyu biliyorum, tamamen benim fikrimdir. Ama hemşerilerin desteği olmasa gerçekleştiremezdik.” Dedim.

İlçenin genel eğitim durumunu, ilin en geniş ilçesi olduğumuzu, köylerdeki genç nüfusun ilkokul sonrası eğitime devam edemediğini, anlattım. Karsantı tarafındaki köylere gittiğimde, orada gecelemek zorunda kaldığımı; ilçenin ulaşım sorunlarını aktardım. O gün, ilde önceden planlanmış bir toplantıya katılmak zorundaydım. Akşam misafirim olmasını, istedim. Kendisi ile paylaşacak çok konu olduğunu, söyledim. Tereddüt etmekle birlikte, ısrarım üzerine kabul etti.

Ayrılınca, Botaş Pompa İstasyonu Şefi Ahmet Ünal beyi aradım ve akşam için bir misafirimiz olduğunu, bir masa hazırlatmasını istedim.

Akşam Zamir Beyi de alarak, Botaş Pompa İstasyon Şefliği’nde birlikte akşam yemeği yedik. Uzun uzun sohbet ettik. Kendisine tüm gerekçelerimizi anlatma fırsat buldum. Çocukluk, öğrencilik, öğretmenlik günlerimden anılar aktardım. İlçede yaptığımız yeniliklerden, okul gereçleri üretim atölyelerinden, öğretmenevi açma projemizden bahsettim. İmam Hatip Lisesi pansiyonu için sağlanan halk katkılarını; Devlet yatırım programını bekleseydik 4-5 yılda ulaşılamayacak hedefe iki-üç ayda ulaştığımızı anlattım.

Bakanlığın cari mevzuatına göre Bakanlık izni olmadan eğitim-öğretim yapılan binada pansiyon açılamazdı. Biz, hizmetin heyecanı ve coşkusu ile bu hususu atlamıştık.

Tüm bu izahlardan, açıklamalardan sonra: “- Benim yerimde olsanız siz ne yapardınız?” diye sordum. Müfettiş bey de mesleğe ilkokul öğretmeni olarak başlamıştı. Yokluğu, ulaşımsızlığı, çaresizliği yaşamış birisiydi. “-Yerinizde olsam, ben de sizin yaptığınızı yapar, sizin gibi davranırdım!” dedi. Rahatladım.

Sonuçta: “Tamamen halk girişimi olarak başlatılan ve gelinen aşamada Devlet’in bir kör kuruşu dahi katılmadan gerçekleşen mevcut hizmetin sürdürülmesinin faydalı olacağına, daha önce unutulan Bakanlık izninin alınması için girişimde bulunulmasına” birlikte karar verdik.

Müfettiş beyin görevi “konuyu incelemek, gerekirse sorumlular hakkında soruşturma yapmak”tı. Bize; “-İnceleme Raporu ile konuyu sonuçlandırmaya çalışacağını; Bakanlıkta Din Eğitimi Genel Müdürlüğü yetkilileri ile bizzat görüşerek durumu anlatacağını,” söyledi. Dostça ayrıldık.

Daha sonraki günlerde konu ile ilgili bir olumsuz gelişme olmadı. Konu bu haliyle tatlıya bağlanmış ve kapatılmış oldu.

Hoşça kalınız.


680 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (2) - 30/11/2021
İsmet İnönü, Atatürk’le görüş ayrılığına düştüğünden, 1 Kasım 1937 tarihinde başbakanlık görevinden alınmış ve yerine, daha önce mason locası üyesi olan Celal Bayar getirilmişti.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (1) - 20/11/2021
Türk milletini, son iki yüz yılda Batılıların gözündeki “Hasta Adam” görüntüsünden kurtararak uygar bir toplum; Türk Devletini dostluğuna heves edilen, düşmanlığından çekinilen saygın bir devlet haline getiren Büyük Dahi Atatürk’ün genç denilebilece
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (5) - 18/11/2021
ÜLKEMDEN ETKİN SİYASETÇİ PORTRELERİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (4) - 16/11/2021
MENDERES DÖNEMİ: KÜÇÜK AMERİKA OLACAĞIZ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (3) - 14/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ (2)
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (2) - 11/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE - 06/11/2021
BAŞLARKEN
ÖNCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL DEĞİL KANAL ANADOLU OLMALI - 26/08/2021
Kanal İstanbul’un gereksizliğini tartışmak yerine, - Bu konuda yeterince yayın yapılmıştır,- Kanal Anadolu’nun gerekliliğini tartışmak istiyorum bu yazımda.
BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI - 23/08/2021
12 Eylül 1983 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise Savaşlar yenilirken Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşı
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.560813.6151
Euro15.374015.4356