Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam246
Toplam Ziyaret898658
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
ÖNCESİYLE, SONRASIYLA ‘15 TEMMUZ 2016 KALKIŞMASI’ - 12
24/10/2018

 

SONRANIN SONRASI: YARINLARDA BİZ (2)

 

Terör örgütleri yirminci yüzyılda Afrika ve Güney Amerika ülkelerinde yaşayan insanları bulundukları topraklardan sürerek, Küresel şirketlerin kitlesel “mono kültür” tarım üretimi yapabileceği alanlar oluşturmuştur. Bir yandan da kırsaldan ayrılıp kentlerin varoşlarında Devlet’in sosyal yardımlarına muhtaç edilmiş kitlelerin özgüvenleri, tarihi süreçte oluşmuş değerleri, dayanışma duyguları, milli ve kültürel kimlikleri yok edilmiş ve edilmektedir.

 

Ülkemizde yıllardır kullanılan “terör aracı”, 2001 yılı 11 Eylül’ünden itibaren tüm dünya ülkeleri için bir sorun haline gelmiş, getirilmiştir.

 

Tüm insanlığı mutlak egemenliğine almak isteyen güçler, bireyi her anlamda “güçsüz, kendisini savunamaz, hareket serbestisi sınırlı, ekonomik gücü olmayan, eğitim imkanları ortadan kaldırılmış, bedensel sağlığı ve üreme bağımsızlığı elinden alınmış; bütün sosyal bağları kopartılarak manevi iskeleti çökertilmiş” hale getirmeye çalışmaktadırlar. Bütün bunların sonunda ve zaman içerisinde insan kitleleri üzerinde kontrolünü kalıcı ve sağlam bir şekilde yapılandıracak olan Küresel Güçler; “yapayalnız, eğitimsiz, sağlıksız, ekonomik gücü kalmamış, bir yerlere kaçıp gitme imkanı olmayan” bireyi, elektronik olarak tam kontrol altına alıp, doğrudan bir merkezden yönetilen robotlar haline getirmeyi hedeflemektedir!

 

Bunu tam olarak gerçekleştirebilmek amacıyla, insanların nakit kullanımının giderek sınırlanacağını ve en sonunda paranın tedavülden kaldırılarak bireylerin tüm gelir ve harcamalarının “plastik kartlarla” ATM makinelerinden yapılacağını; böylece bireyin ekonomik bağımsızlığına en büyük darbenin indirileceğini söylemek, abartma olmaz. Küresel güç bunun hazırlığındadır!.

 

Ayrıca kimlik kartlarına yerleştirilen elektronik çiplerin zamanla, deri altı uygulamasına geçildiğini göreceğiz. İşte bu, insanoğlu için mutlak tutsaklık halidir.

 

George Orwel’ın 1930’lu yıllarda yazdığı “1984” adlı romanındaki kurgular gerçekleşme yolundadır. Yarın birileri size, “savaşın aslında barış; özgürlüğün kölelik, bilgisizliğin kuvvet” ve “2+2=5” olduğunu iddia ve ispat ederse şaşırmayın. Nitekim bugünlerde, “cehalete övgüler düzen” Üniversite Rektör Yardımcıları dolaşmakta ortalarda.

 

“Yukarıdan beri anlata geldiğimiz Emperyal Planın neresindeyiz? Bundan sonra bizi neler bekliyor?”  diye sorulabilir. Bizi yönetenlerin de bu soruları sormaları, bu doğrultuda kararlar almaları ve uygulamaya başlamaları beklenir.

 

Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti’nin 1876 yılında ulaştığı %66’lık dış borç/GSMH oranına ulaşmış ve borç, bu oranı geçmiştir. Osmanlı, alacaklı bankerlere bu oran %66’ya ulaştığında, “konkordato ilan ederek borç ödemesi yapamayacağını” bildirmişti. Türkiye Cumhuriyeti’nin de dış borçlarda temerrüde düşmesi yakındır. Bu durumun ülkeyi telafisi imkânsız, açıktan sömürgeleştiren gelişmelere götürme potansiyeli bulunmaktadır.

 

Bu noktada iktidar sahiplerinin dış borcu küçük göstermek amacıyla sadece “kamu borcu” kavramını öne çıkardıklarına tanık olmaktayız. Aynı yaklaşımı “IMF’ye borcumuz yoktur!” derken, “ihracat rakamlarını söyleyip ithalat rakamlarını görmezden gelirken” de görüyoruz.

 

Bugün için geldiğimiz aşamada ülkemizde “Türk Milli Kimliği” ve “Ülke Bütünlüğü” ciddi tehlike altındadır! Cumhuriyet tarihi boyunca tehlike hiç bu kadar yakın ve büyük olmamıştır.

…………………………………………………..

Afganistan’ın geleceğinde Amerikan Politikası Koordinatörlüğü görevini üstlenen Richard Haass, ‘Karışıklık’ adlı kitabında “yeni bir ulus inşa etmeyi, ABD’nin işgal edeceği bölgelerde hâkimiyet kurabilmesi için şart” olarak görmektedir:

 

“…Güç, eğer bir politik değişiklik olayı ise, fazla bir zekâ gerektirmeden ve biraz da iyi şansla işe yarayabilir. Aksi halde tek başına güç kullanımı politik değişikler için yeterli değildir. Bu şekilde bir değişiklik için en etkili yol; ülkelerde etnik ve mezhebi karışıklık yaratmaktır. Yeni bir ‘Ulus inşa etmek’ bu yollardan biridir. İlk önce buna karşı çıkanları ve milli birliği savunanları susturacaksın ve daha sonra başka bir topluluk yaratma işiyle meşgul olacaksın.”

 

Sanırım, ülkenin tüm kaynaklarının herhangi bir karşı direnişle karşılaşmadan tam anlamıyla sömürüye açılabilmesi için yeni dönemde yapılacak ilk iş, ülkemizde yıllardır uygulanmakta olan “yeni milletler yaratma” çalışmalarının bir semeresi olarak “Etnik Temelli Eyaletlere Dayalı Federalizm İlanı”; ardından da zamanla, “O Eyaletlerde İnşa Edilmiş Yeni Milletlere Bağımsızlık Verilmesi” olacaktır. Tüm göstergeler buna hazırlanıldığını göstermektedir. … 

Böylelikle, Graham Fuller ve Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yeni Türkiye”si kurulacak; milli  kimliği çağrıştıran “Türk” kelimesi kullanılmayacak ve büyük ihtimalle yeni devletin adı da; “Ortadoğu Federal İslam Devleti” olacaktır. 

Böylece ülkede yaşayan halk “millet” olmaktan uzaklaştırılarak, küçük küçük kantonlarda yaşayan “kabilelerden oluşan bir topluluk” (halklar federasyonu) haline dönüştürülmüş olacaktır.

 

 

DEVAM EDECEK.

 



125 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SİYASİ AYAK 3: TÜRK DEVLETİNE KARŞI KALKIŞMALAR - 09/12/2019
15 Temmuz’u farklı adlarla tanımlayanlar var. Kimi onu bir “Darbe teşebbüsü”, kimi “Hükümete yönelik bir darbe”, kimi “Devlete karşı bir kalkışma/isyan”, kimi de “Türk Milleti’nin birliği ve bütünlüğüne yönelik iç savaş çıkartmayı amaçlayan saldırı”
SİYASİ AYAK 2: YANLIŞ ALGI, YANILGI - 06/12/2019
Toplumumuzdaki genel beklenti, eğer “siyasi ayak ortaya çıkarsa tüm karanlık noktaların aydınlanacağı ve FETÖ tehdidinin yok edilebileceği” yönündedir. Sistemli biçimde, “siyasi ayak ortaya çıkartılırsa bu hesabın artık kapanacağı” algısı yayılıyor.
SİYASİ AYAK - 28/11/2019
Son aylarda toplumumuzda ve özellikle siyasi çevrelerde bir tartışmanın süre gitmekte olduğuna tanıklık etmekteyiz.
SONUMUZ ‘KUVEYTİN İŞGALİ’NE BENZEMESİN - 10/10/2019
Yakın Tarihten Bir Kesit:
ALGILAR OLGULAR - 06/10/2019
Geçen hafta Haber Türk TV’de Fatih Altaylı’nın programına çıkan İyi Parti Genel Başkanı Sa
ÇÜRÜMÜŞLÜK -2- - 03/10/2019
(BİR ÖNCEKİ YAZIMIZIN DEVAMIDIR)
ÇÜRÜMÜŞLÜK - 29/09/2019
Diyarbakır’a 4 Haziran 1991 Salı günü mesai bitiminde ulaştık. Yerlerine atandığımız arkadaşlar henüz görevden ayrılmadıkları için vali yardımcısı konutları boşaltılmış değildi.
MAFYA BABASINA SİLAH TAŞIMA RUHSATI - 15/09/2019
Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi diğer Vali Yardımcısı arkadaşım Osman Acar Sayın Vali’den bir haftalık izin alarak ayrılınca, yokluğunda onun görevleri de benim üzerime kaldı.
DÜN-BUGÜN-YARIN - 18/08/2019
Son günlerde İyi Parti Başkanlık Divanı üyeleri Sayın Hasan Seğmen ve Sayın Salim Ensarioğlu üzerinden bir psikolojik baskı uygulanıyor İyi Partililere. Bazı arkadaşlarımız ani tepkiler
 Devamı
AlışSatış
Dolar5.79415.8173
Euro6.42226.4479