Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam68
Toplam Ziyaret899242
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
ÖNCESİYLE, SONRASIYLA ‘15 TEMMUZ 2016 KALKIŞMASI’ - 11
18/10/2018

SONRANIN SONRASI: YARINLARDA BİZ  
Baştan beri yapmaya çalıştığımız gibi konuya daha geniş açıdan bakarsak; Küresel Güç Odakları’nın 5000 yıllık tarihi akış içerisindeki felsefi bakışının olgunlaştığı on yedinci yüzyıldan itibaren, günümüzde de geçerli temel hedefi olan “Tek Merkezli ve Mutlak Küresel İktidar” düşüncesi hedefine oldukça yaklaşılmış olduğu görülecektir.
“Dünyaya sahip olmak ve tek merkezden yönetmek” düşüncesi, bizim gibi sıradan insanlara “anlamsız” gelebilir. 
MÖ beşinci yüzyıldan başlayarak, din bilginlerinden oluşan etnik tabanlı dar bir seçkinci kast, ülkelerdeki iktidarların görünürdeki adamlarına, kendilerinin sahibi oldukları finans kaynakları ve bilgi hazinelerinden, kurallarını yine kendilerinin belirlediği şekilde, yararlanma imkanını sunuyor, karşılığında da iktidarın nimetlerinden yararlanmayı garanti altına alıyorlardı. Kendi adlarına açık bir hükümranlık alanı oluşturarak, iktidarlarının gücünü açıkça kullanmak yerine, var olan iktidarların içerisine yuvalanarak gözlerden uzak ve paraziter bir şekilde başkalarının iktidarını paylaşmayı mümkün kılan bu Gizli İktidar Yöntemi, zamanla çok başarılı oldu.
Herhangi bir ülke, bir başka ülkenin ordularınca ele geçirildiğinde, gelenler o ülkenin kralını, yakın çevresini, hanedanı öldürüyor veya sürüyor ama gizli iktidar sisteminin üyeleri o ülkede yaşayan etnik ve dini azınlık olarak, masum ve hatta mağdur konumda görünerek bu istiladan zarar görmeden kurtulmayı başarıyor; ardından da yeni iktidar sahiplerine sundukları “finansal hizmetleriyle” eski etkin ve ayrıcalıklı konumlarına yeniden kavuşuyorlardı. 
Bunlara bu ayrıcalığı veren, içinde bulundukları çağa göre olağan üstü yüksek seviyede sahip oldukları, “insan emeğinin konserve edilmiş şekli olan finans (para) gücüydü”. 
Bu Gizli İktidar sahiplerinin kuramcıları en az risk taşıyan fakat en yüksek seviyede güç sahibi olmayı sağlayan sistemin iki ögesini yapılandırmışlardır. Birincisi, “paradan para kazanmanın yöntemi olan faizcilik (tefecilik)” ; diğeri ise insan emeğinin birikimi olan paranın bu emeği üretenler elinde kalmaması, aksi halde insanlar ellerindeki değerle güçleneceklerinden, istenilen şekilde yönlendirilemeyeceği gerçeği karşısında, “paranın yönetimini mümkün kılan kurallar dizisinin özel ve gizli bir bilim olarak sistemleştirilmiş şekli olan bankerlik ve bankacılıktır”. 
Bankacılık vasıtasıyla kitlelerin elerindeki birikimlerini alıp, borçlandırma ve karşılığında faiz elde etme, sadece paraya sahip olmayı değil, zamanla paraya hükmetmeyi de sağlamış; onları “paranın efendileri” haline getirmiştir. İşte bunlar Küresel Güç Odakları’dır.
Konumlarını giderek pekiştirmeyi başaran “paranın efendileri”, ilerleyen zaman içerisinde birçok ülkenin maliye bakanlarını ve hatta başbakanlarını bile kendi elit (özünde milliyetsiz) kadrolarından oluşturabilmişlerdir. 
On yedinci yüzyılda kıta Avrupa’sından adaya (İngiltere) yerleşen “paranın efendileri”, günümüzden yüz elli / iki yüz yıl kadar önce Kuzey Amerika’ya da geçerek bir kısmı oraya yerleşmiş ve küreselleşmiş bulunmaktadırlar.  Sayıları sınırlı bu kitlenin, “tüm insanlığa mutlak olarak egemen olma hedefi” hiç değişmemiş; aksine edinilen tecrübelerle sürekli kendisini yenileme becerisi sayesinde geliştirilen yeni araçlarla sömürü düzeninin tüm insanlığa yaygınlaşma hızı giderek artmış ve yaygınlaşmıştır.
Zamanımızda tüm insanlığa ve onun yarattığı değerlerin tamamına silah zoruyla ulaşmanın mümkün olamayacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle, Küresel Güç Odakları bu son savaşta hedefine, silahın yanı sıra insanlığın yaşama kaynaklarını (tohum, toprak ve su) tümüyle ele geçirip, belli bir plan doğrultusunda yönlendirerek ulaşmaya çalışmaktadır.
Dünyada ve ülkemizde önce Sağlık Sistemi ticarileştirilerek, KGO amaçlarına hizmet eder hale getirilmiş; toplum sağlığını koruma anlayışından uzaklaştırılarak, sadece tedavi mantığı ile yapılandırılmış bir “araba tamirhanesi” haline dönüştürülmüş; “koruyucu tıp” bilinçli olarak sistem dışına itilmiştir. Aksine piyasaya, alıştırılan beslenme düzeni ve genetiğiyle oynanmış gıdalarla, yeni “kronik” hastalıklar sürülmüştür ve sürülmektedir. 
İlaçlar tedavi etmekten öte, "öldürmeden süründürmeye ve bağımlılık yapmaya" yönelmiş bulunmaktadır. 
Ülkemizde de “sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik” kamu hizmeti olmaktan çıkartılarak, birer sömürü aracı haline getirilmeye doğru gitmektedir.

DEVAM EDECEK. 



92 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SİYASİ AYAK 3: TÜRK DEVLETİNE KARŞI KALKIŞMALAR - 09/12/2019
15 Temmuz’u farklı adlarla tanımlayanlar var. Kimi onu bir “Darbe teşebbüsü”, kimi “Hükümete yönelik bir darbe”, kimi “Devlete karşı bir kalkışma/isyan”, kimi de “Türk Milleti’nin birliği ve bütünlüğüne yönelik iç savaş çıkartmayı amaçlayan saldırı”
SİYASİ AYAK 2: YANLIŞ ALGI, YANILGI - 06/12/2019
Toplumumuzdaki genel beklenti, eğer “siyasi ayak ortaya çıkarsa tüm karanlık noktaların aydınlanacağı ve FETÖ tehdidinin yok edilebileceği” yönündedir. Sistemli biçimde, “siyasi ayak ortaya çıkartılırsa bu hesabın artık kapanacağı” algısı yayılıyor.
SİYASİ AYAK - 28/11/2019
Son aylarda toplumumuzda ve özellikle siyasi çevrelerde bir tartışmanın süre gitmekte olduğuna tanıklık etmekteyiz.
SONUMUZ ‘KUVEYTİN İŞGALİ’NE BENZEMESİN - 10/10/2019
Yakın Tarihten Bir Kesit:
ALGILAR OLGULAR - 06/10/2019
Geçen hafta Haber Türk TV’de Fatih Altaylı’nın programına çıkan İyi Parti Genel Başkanı Sa
ÇÜRÜMÜŞLÜK -2- - 03/10/2019
(BİR ÖNCEKİ YAZIMIZIN DEVAMIDIR)
ÇÜRÜMÜŞLÜK - 29/09/2019
Diyarbakır’a 4 Haziran 1991 Salı günü mesai bitiminde ulaştık. Yerlerine atandığımız arkadaşlar henüz görevden ayrılmadıkları için vali yardımcısı konutları boşaltılmış değildi.
MAFYA BABASINA SİLAH TAŞIMA RUHSATI - 15/09/2019
Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi diğer Vali Yardımcısı arkadaşım Osman Acar Sayın Vali’den bir haftalık izin alarak ayrılınca, yokluğunda onun görevleri de benim üzerime kaldı.
DÜN-BUGÜN-YARIN - 18/08/2019
Son günlerde İyi Parti Başkanlık Divanı üyeleri Sayın Hasan Seğmen ve Sayın Salim Ensarioğlu üzerinden bir psikolojik baskı uygulanıyor İyi Partililere. Bazı arkadaşlarımız ani tepkiler
 Devamı
AlışSatış
Dolar5.78355.8067
Euro6.43886.4646