Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam243
Toplam Ziyaret898655
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
BİZ ONU GÜDEMEK, ARKASINDAN GİDEMEK
13/10/2015
 
 
Karahan, Kışlak , Köprücük, Küp !
 
Bu dört kelime özellikle genç okuyucuların zihninde herhangi bir çağrışım oluşturmayabilir. Geçen yazımızdaki ilkler arasında biri vardı ki okuyucunun gözünden kaçmamıştır: “Karahan, Kışlak ve Küp köylerine tarihinde ilk defa bir kaymakamın gitmesi.”
 
Köprücek, Karahan ve Kışlak Kozan ilçesi sınırında, Küp ise Yahyalı ilçesi sınırındaki Karaisalı’ya bağlı en uçta yer alan serhat köylerdi, ben bu ilçede çalışırken. Köprücük biraz içeride ve yüksekte, diğerleri ise Seyhan nehri kıyısına yakın, vadi içerisindedirler. İlçe merkezine o kadar uzaktılar ki 1986-89 yıllarında bir günde gidilip gelinmesi imkansızdı. Karayolu ulaşımına açık yeterli yolları yoktu. O yıllarda Devlet Orman İşletmesi tarafından yapılan orman yolu, Köy Hizmetleri Bölge ve İl Müdürlüğü’nce yapılmış gibi gösterilmiş; bu sebeple konu kaymakamlık makamı ile köy hizmetleri teşkilatı arasında tartışma konusu olmuş, tartışma ulusal basına bile yansımıştı.
 
Küp köyüne ilk gittiğimde gördüğüm yoksulluğun boyutu, son baharın kuru ayazı şeklinde iliklerime işlemiş; beni tir tir titreterek üşütmüştü. Hatırımda kaldığı kadarıyla o tarihte 62 haneli olan köyde hiç “soba” yoktu. İnsanlar şömine benzeri eski köy evi ocaklarında ısınmaya çalışıyorlardı. Ayaklarda “ermenek” veya “gıslaved” marka siyah lastik pabuçlar; üstte uyumsuz bir iplikle elde teğellenmiş, yamalı esvaplar. …..
 
Köyden döndükten sonra durumu Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Mütevelli Heyeti’nin bilgisine sunmuştum. Vakıfça köydeki her eve birer adet kuzineli soba alınarak, yeterli miktarda borusu ile hediye edilmesi kararlaştırılmıştı. Kararın uygulanması için sobalarla birlikte köye gönderdiğimiz SYDV Müdürü değerli kardeşim Süleyman Solakoğlu gidişinin dördüncü günü geri dönebilmiş, bizler de: “-Başına olumsuz bir iş gelmiş olmasın?” endişesini yaşamıştık üç gün boyunca.
 
Bir başka gidişimizde, Karsantı Orman İşletmesi Müdürü Hasan Basri Ekmekyapan’a bu köylerde gelir artırıcı çalışmalar kapsamında, Orköy kaynaklı hayvancılık, arıcılık projeleri uygulanmasını önerdim. O sene süt sığırcılığı ve koyunculukla ilgili tahsisler yapılmış, sadece arıcılık programında açık kapasite bulunmaktaydı. Arıcılığa talep yaratmak için Orman İşletme Müdürü ve ekibi ile birlikte Karahan köyüne gittik. Yanımda Tarım Bakanlığı İlçe Müdürü Veteriner Hekim Teoman bey de vardı.
 
“Arıcılığı, köyün doğasının arıcılığa müsait olduğunu, kendilerine çok uygun şartlarda arılı kovan verilebileceğini, bal üretip satarak gelir elde edebileceklerini, vs. “ anlattık. Köylüler arıcılığa sıcak bakmıyorlar, bedava da verilse kendilerine gereksiz bir yük olacağını düşünüyorlardı. Israrla koyun verilmesini talep etmekteydiler.
 
Onlardan birinin sözünü hiç unutmuyorum: “- Kaymakam bey arıyı biz bilmek. Biz onu edemek, güdemek; kaçar gider arkasından gidemek! Kala kala bir sineğin b.kuna mı kaldık? Sen bize vereceksen koyun ver.”
 
Kendi dünyalarında ve kendi değer yargıları içerisinde haklıydılar. Arı sahibini tanımazdı; çağırsan gelmez, ünlesen duymazdı ! Uçsa gitse dağların arkasına, ya da
 
Seyhan’ın karşısına, onlar nasıl gideceklerdi arkasından? İkna edemedik, vesselam. …
 
Daha sonra bu olayı çok düşündüm. Çok tarttım kendi içimde. Ve o insanları haklı buldum hep. Daha mal mübadelesi (değiş tokuş) ekonomisinden pazar ekonomisine geçememiş; köy dışındaki dünya ile ulaşımı kısıtlı, yolu bile olmayan; okulu, öğretmeni henüz tanımış; arıcılığı bir ekonomik faaliyet değil de bir hobi uğraş olarak gören insanlara arıcılık yaptıramazdınız. Arıcılıkla ilgili teknik bilgiden yoksun, ürün elde etse bile pazarlama altyapısı ve imkanları olmayan bu insanlar arıcılıktan gelir elde edemezlerdi. “-Türkiye’de (Dünya’nın diğer ülkelerinde de) bal üretiminden gelir elde edebilmek için gezginci arıcılık yapmak gerektiğini çok daha sonraları, memuriyetten ayrıldıktan sonra öğrendim” desem, doğrudur.
 
Haftaya yine bu köylerde gezeceğiz. Şimdilik sağlıcakla kalınız.


524 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SİYASİ AYAK 3: TÜRK DEVLETİNE KARŞI KALKIŞMALAR - 09/12/2019
15 Temmuz’u farklı adlarla tanımlayanlar var. Kimi onu bir “Darbe teşebbüsü”, kimi “Hükümete yönelik bir darbe”, kimi “Devlete karşı bir kalkışma/isyan”, kimi de “Türk Milleti’nin birliği ve bütünlüğüne yönelik iç savaş çıkartmayı amaçlayan saldırı”
SİYASİ AYAK 2: YANLIŞ ALGI, YANILGI - 06/12/2019
Toplumumuzdaki genel beklenti, eğer “siyasi ayak ortaya çıkarsa tüm karanlık noktaların aydınlanacağı ve FETÖ tehdidinin yok edilebileceği” yönündedir. Sistemli biçimde, “siyasi ayak ortaya çıkartılırsa bu hesabın artık kapanacağı” algısı yayılıyor.
SİYASİ AYAK - 28/11/2019
Son aylarda toplumumuzda ve özellikle siyasi çevrelerde bir tartışmanın süre gitmekte olduğuna tanıklık etmekteyiz.
SONUMUZ ‘KUVEYTİN İŞGALİ’NE BENZEMESİN - 10/10/2019
Yakın Tarihten Bir Kesit:
ALGILAR OLGULAR - 06/10/2019
Geçen hafta Haber Türk TV’de Fatih Altaylı’nın programına çıkan İyi Parti Genel Başkanı Sa
ÇÜRÜMÜŞLÜK -2- - 03/10/2019
(BİR ÖNCEKİ YAZIMIZIN DEVAMIDIR)
ÇÜRÜMÜŞLÜK - 29/09/2019
Diyarbakır’a 4 Haziran 1991 Salı günü mesai bitiminde ulaştık. Yerlerine atandığımız arkadaşlar henüz görevden ayrılmadıkları için vali yardımcısı konutları boşaltılmış değildi.
MAFYA BABASINA SİLAH TAŞIMA RUHSATI - 15/09/2019
Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi diğer Vali Yardımcısı arkadaşım Osman Acar Sayın Vali’den bir haftalık izin alarak ayrılınca, yokluğunda onun görevleri de benim üzerime kaldı.
DÜN-BUGÜN-YARIN - 18/08/2019
Son günlerde İyi Parti Başkanlık Divanı üyeleri Sayın Hasan Seğmen ve Sayın Salim Ensarioğlu üzerinden bir psikolojik baskı uygulanıyor İyi Partililere. Bazı arkadaşlarımız ani tepkiler
 Devamı
AlışSatış
Dolar5.79415.8173
Euro6.42226.4479