Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam120
Toplam Ziyaret1262091
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
KARAİSALI’YA ATANMAM VE İLK GELİŞİM
15/06/2015

1986 yılının nisan ayının son günleri Ankara’da İçişleri Bakanlığı’nda, 71.nci Dönem Kaymakamlık Kursu tamamlanıp Bakanlık Encümeni’nince yapılan sözlü sınavın kurs sonu sonuç notları açıklandığında, 48 kişilik grup içerisinde ilk üçe girdiğimi öğrendim. Kurallara göre dereceye giren ilk üç kişi kuraya konulan boş ilçelerden birini seçecek ve kura çekmeden istediği o ilçeye ataması yapılacaktı.

Listeye baktım, “çerezlik” tabir edilecek 5-6 köyü olan Isparta Atabey gibi pek çok ilçe yanında 105 köyü 3 belediyesi (Merkez, Karsantı ve Akören) ile o tarihte yüz ölçümü olarak Adana’nın en geniş ilçesi olan Karaisalı da listedeydi.

Evliydim. Eşim ikinci çocuğumuza hamileydi.  Henüz askerliğimi yapmamıştım ve ilk fırsatta askerlik yükümlülüğümü ifa edip kurtulmak niyetindeydim. Doğup büyüdüğüm köyüme kuş uçumu 30-35 km mesafeli, kendi toprağım diyebileceğim bu ilçeyi tercih ettim.  Tercihimde, hayallerini zor hatırladığım iki büyük halamın (babamın halaları) İncirgediği köyünde medfun (gömülü) olmaları da etkili olmuştur. Elif ve Havana adındaki bu halaları çocukluğumda bir ya da iki defa görmüştüm ve mezarlarının bulunduğu yeri de merak ediyordum. (Ruhları şad olsun.)

Kurs sonrası Mersin’e döndüm. Atanacağım ilçe belli olmasına rağmen iki ay atama kararnamesinin yayınlanmasını bekledim. Bir yandan da mülki idare amiri vekili olarak Mersin Limanı mülki hizmetlerine bakıyordum.

Nihayet haziran ayında kararname yayınlandı. Ve yanılmıyorsan 10 Temmuz 1986 tarihinde Karaisalı’ya hareket ettim ve geldim.

Mersin’den Karaisalı’ya gidişim de hayli ilginçtir. Normal şartlarda kaymakamlar, özel tahsisli, dayalı döşeli konutta oturduklarından eşya götürmezler atandıkları yere. Kitaplarını, gardroptaki giysilerini yani valizlerini alır, atandıkları ilçenin il merkezinde kaymakamlık makam şoförüne kendisini almasını telefonla bildirir ve ilçeye ulaşırlar. Selefim olan Sayın Ahmet Narinoğlu’nun ilçeden ayrılacağı Cuma gününü takip eden Pazar günü için, o tarihte kaymakamlık makam şoförü olan değerli dostum Yücel Şeneldi ile telefonla görüştük. Gelip ailece bizi Mersin’den alıp Karaisalı’ya getirebileceğini söyledi.

O sırada Mersin Toroslar’da Sümer Market adlı işyerinin sahibi, rahmetli kayınpederimin aile dostları olan bir ailenin mensubu,  Halil  Karaisalı’ya kendi arabası ile götürmek istediğini, kabul etmezsem kırılacağını, kendisi için bu hususun çok önemli ve onur verici bir olay olduğunu ısrarla üsteledi. Kıramadım. Pazar günü Halil’in Skoda pikabı ile yola çıktık. Tarsus’a geldiğimizde Halil’den Hz. Daniyal Peygamber’in makamı sayılan Makam Camisi önünde durmasını istedim. Camiye girip iki rekat şükür namazı kıldım ve “bana, millete hizmet yolunda bu fırsatı verdiği için” Allaha hamd ettim.

Salbaş’a geldiğimizde öğle olmuştu. Halil Salbaş’ta bir arkadaşı bulunduğunu ve ona uğramadan geçmek istemediğini, söyledi. Ben ve eşim pek sıcak bakmadık ama direksiyondaki oydu. Halil arabayı köy içinde bir binanın önünde durdurdu.  Bir kaç kişi bizi karşıladılar. İçeri girip üst kata çıktık ve oranın bir yurt olduğunu anladık. Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği’nin Yurdu. …

Halil, Süleymancılar denilen bu cemaatın mensuplarındandı. Anladığım kadarıyla, 12 Eylül döneminde pek çok kişi ve grup gibi Süleymancılar grubu da çok kötü zamanlar geçirmiş, kötü olaylar yaşamıştı. Halil beni onlarla tanıştırarak, kendisince, gelecekte arkadaşlarına yardımcı olmam için bir ortam hazırlamıştı. Kendisine hiç sormadım ama büyük ihtimalle, yurt yöneticileriyle önceden telefonla görüşmüş olmalıydı. Ayrıca, bir kaymakama bu kadar yakın olduğunu göstererek arkadaşlarına karşı “hava basmıştı” belki de. ..

Oradan öğle yemeğimizi de yedikten sonra ayrıldık ve ilçeye geldik.

………………………………………….

Gelecek hafta, Karaisalı’ya tekrar gelişimin hikayesi ile devam edeceğiz.

Saygı ve muhabbetle, hoşça kalınız.

 



779 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (2) - 30/11/2021
İsmet İnönü, Atatürk’le görüş ayrılığına düştüğünden, 1 Kasım 1937 tarihinde başbakanlık görevinden alınmış ve yerine, daha önce mason locası üyesi olan Celal Bayar getirilmişti.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (1) - 20/11/2021
Türk milletini, son iki yüz yılda Batılıların gözündeki “Hasta Adam” görüntüsünden kurtararak uygar bir toplum; Türk Devletini dostluğuna heves edilen, düşmanlığından çekinilen saygın bir devlet haline getiren Büyük Dahi Atatürk’ün genç denilebilece
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (5) - 18/11/2021
ÜLKEMDEN ETKİN SİYASETÇİ PORTRELERİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (4) - 16/11/2021
MENDERES DÖNEMİ: KÜÇÜK AMERİKA OLACAĞIZ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (3) - 14/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ (2)
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (2) - 11/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE - 06/11/2021
BAŞLARKEN
ÖNCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL DEĞİL KANAL ANADOLU OLMALI - 26/08/2021
Kanal İstanbul’un gereksizliğini tartışmak yerine, - Bu konuda yeterince yayın yapılmıştır,- Kanal Anadolu’nun gerekliliğini tartışmak istiyorum bu yazımda.
BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI - 23/08/2021
12 Eylül 1983 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise Savaşlar yenilirken Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşı
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.560813.6151
Euro15.374015.4356