Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret1260643
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
MİLİTAN DEMOKRASİ -3-
08/04/2020

DEMOKRASİLERDE ‘KATILIM HAKKINA MÜDAHALE’ MÜMKÜN MÜDÜR?

Demokrasi, “bireysel haklara saygı duyulan ve yasaların seçilmiş temsilciler tarafından yapıldığı” bir siyasal sistem olarak, son derece değerli olmakla birlikte, bazen adaletsiz ve kusurlu bir rejim de olabilir.
Gerek demokrasi kurmak isteyenler gerek demokrasiyi savunmak isteyenler, ortak bir takım ahlaki ve pratik tehlikelerle karşılaşırlar. Demokratların, antidemokratların yol açtığı güçlüklerle boğuşurken özyönetim adına “ipin ucunu kaçıran fanatikler” haline gelmeleri ve nihayet korumaya çalıştıkları şeyi yerle bir etmeleri gibi bir risk her zaman vardır. İşte bu yüzden, “militan demokrasi” tanımlamasındaki kuşku uyandıran kelime ‘demokrasi’ değil
‘militan’ kelimesidir.
Denilir ki, “Demokrasilerden ‘özgürlüğü’ alırsanız geriye sadece ‘diktatörlük’ kalır!” Demokratlar temsili hükümetin istikrarını tehdit etmeyen antidemokratik faaliyetlere hoşgörü göstermeli midirler? Elbette hayır. Demokratik hakları ciddiye almak, “katılımdan yana başkalarının sahip olduğu asli çıkarlar ihlal edildiğinde” harekete geçmek demektir. Bu mücadele standardındaki zorluk, haklarını tümden ihlal etmeden, antidemokratlara nasıl karşı koyulacağıdır. Toplumların demokrasiyi işleten düzenlemeleri, sadece hak ihlallerini engellemekle kalmayıp, aynı zamanda hoşgörüsüzlerin kendilerini ifade edip siyasal
edimlerde bulunmalarına da yer verecek şekilde, planlanmalıdır.
Özellikle otoriter rejimlerde demokratlar demokrasiyi “hem bir araç hem de amaç”, karar almanın bir yolu ve ulaşılacak bir hedef, olarak görürler. “Radikal hareketler, -ister kızıl ister siyah bayraklar kuşanmış olsunlar- demokrasiyi yok etmek için onun usul, yöntem ve
kurumlarından seve seve yararlanırlar.” (*)
Şu soruya sağlıklı ve net bir cevap verebilmeliyiz: Demokrasiyi tehdit eden, yasalarla getirilen kurallar mı, siyasi gruplar ve partiler mi, yoksa kişiler midir?
Demokrasiyi sadece antidemokratik yasalar değil, antidemokratlar da tehdit etmektedir.
Günümüz toplumlarında demokrat olmayan kişiler vardır; onların katılımdan yana meşru çıkarları da bir gerçektir. Onların bu çıkarlarına saygı duymak ise demokratlar için etik açıdan zorlu ikilemler, tereddütler doğurmaktadır.
“İnsanlar, birileri çıkıp da onların varoluşunun temelini dinamitlerken öylece seyredemezler.” (**) Bugün antidemokratik kararlardan duyulan korku, demokratik otoritenin sınırları ve yargı denetiminin meşruiyetine dair tezleri tetiklemektedir.
“Modern temsili, başka bir deyişle yöneticileri seçimle belirlenen rejimler, aşırılıkçı bireylerin ve siyasal örgütlerin faaliyet alanlarını sınırlayan tedbirler alıyorlar. Bunlara demokrasisini sağlamlaştırmış olanlar da (İsrail), sağlamlaştırmamış olanlar da (Irak), zengin bir demokrasi kültürü olanlar da (Fransa), olmayanlar da (Hindistan), geçmişinde çarpıcı bir kurumsal başarısızlık öyküsü olanlar da (Almanya), siyasal istikrar konusundaki siciliyle gurur duyanlar da (Birleşik Krallık) dâhildir. Savunmacı önlemlerin ciddi bir ihtilaf konusu olduğu Türkiye gibi ülkelerde bile, tartışma temsili hükümeti savunmanın gerekip gerekmediği etrafında değil, genellikle kimin (İslamcıların mı, ordunun mu?) demokrasiye tehdit oluşturduğu etrafında dönmektedir.” (***)
“Katılım hakkına sınırlama getirilmesi,” üç asli durumda meşru görülecektir:
Partiler ve gruplar; 

1. Bireyleri haksız yere üyelikten dışlayarak, şiddet ya da gözdağı yoluyla halkı sandığa gitmekten alıkoyarak insanların temel siyasi haklarını ihlal ettiklerinde.

 2. Başkalarının haklarını açıkça kabul etmeye yanaşmayıp, rejimin demokratik niteliğini açıkça reddettiklerinde.
 3. Başlı başına demokrasiye karşı çıkmayıp, devletin kimliğinin önemli bir öğesini (mesela dini veya milli niteliğini) değiştirmeye çalıştıklarında. (***)
Sırf demokrasiyi ya da laikliği “reddettikleri” için bu düşüncede olanların örgütlenmesini ve partileşmesini yasaklamak veya üyelerini cezalandırmak, demokratik temelde savunulamaz. Ancak, Anayasa’sında “demokrasi ve laiklik” devletin temel niteliği olarak belirlenmişse ve bir siyasi parti, “Bu nitelikleri kaldırmayı amaç edinmişse,” seçime katılmaları engellenebilir.
Örneğin İsrail devleti, resmi siyasal partiler ile Knesset seçimlerine girebilecek partiler arasında ayrım yapar. Irkçı örgütler parti olarak kayıtlı olabilirler ama siyasal makamlar için aday gösteremezler.
Sonuç olarak demokratik kurumların ve demokrat kişilerin, “Eylemleriyle başkalarının katılım hakkını ihlal edenlere karşı,” taraf olması gerekir.(*) Adam Michnik, “My Vote Against Walesa” 1998.
(**) John Rawls, “A Theory of Justies, 1971.
(***) Alexander S. Kirshner, “Militan Demokrasi”, 2017



293 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (2) - 30/11/2021
İsmet İnönü, Atatürk’le görüş ayrılığına düştüğünden, 1 Kasım 1937 tarihinde başbakanlık görevinden alınmış ve yerine, daha önce mason locası üyesi olan Celal Bayar getirilmişti.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (1) - 20/11/2021
Türk milletini, son iki yüz yılda Batılıların gözündeki “Hasta Adam” görüntüsünden kurtararak uygar bir toplum; Türk Devletini dostluğuna heves edilen, düşmanlığından çekinilen saygın bir devlet haline getiren Büyük Dahi Atatürk’ün genç denilebilece
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (5) - 18/11/2021
ÜLKEMDEN ETKİN SİYASETÇİ PORTRELERİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (4) - 16/11/2021
MENDERES DÖNEMİ: KÜÇÜK AMERİKA OLACAĞIZ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (3) - 14/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ (2)
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (2) - 11/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE - 06/11/2021
BAŞLARKEN
ÖNCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL DEĞİL KANAL ANADOLU OLMALI - 26/08/2021
Kanal İstanbul’un gereksizliğini tartışmak yerine, - Bu konuda yeterince yayın yapılmıştır,- Kanal Anadolu’nun gerekliliğini tartışmak istiyorum bu yazımda.
BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI - 23/08/2021
12 Eylül 1983 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise Savaşlar yenilirken Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşı
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.469313.5233
Euro15.383215.4449