Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam176
Toplam Ziyaret899882
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
“BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ” ÜZERİNE (2)
27/10/2017
KAPİTALİST SİSTEME GEÇİŞ BAZI YERLERDE NİÇİN SANCILI OLDU, OLUYOR?
Geçmişte, sosyalizmin Balkanlar’daki uygulanışı, Sovyetler Birliği’nden daha farklı olmuştur. Ortadoğu’da da, bölgeye özgü bir Arap Sosyalizmi geliştiğini biliyoruz. Bu coğrafya,  mülkiyet sisteminin farklı geliştiği, Batılı değil Doğulu toplum özelliği gösteren ve çoğunlukla Müslüman olan, Osmanlı artığı topraklar ve toplumlardan oluşmaktadır
Batılı özellik gösteren toplumlarda sosyalizmden kapitalizme geçiş, sistemler arası değil, sistem içi geçişi andırmakta; Doğulu toplumlarda ise geçiş sağlanamamaktadır. Bunun bir sebebi de, bu ülkelerin bağımsız devletler halinde yaşamayı seçmiş olmalarıdır. Bu ülkelerde “Ulus Devletler”in kurulmuş olması, sosyalist bile olsa milliyetçi rejimlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu durum, ister istemez, Batı ve Sovyet sistemlerinin her ikisine karşı, antiemperyalist (sömürgecilik karşıtı) bir tepki yaratmıştır.
Bu ülkelerin toplumsal yapısında oluşan güçlü milliyetçi ve antiemperyalist damar, sistemin dönüşümünde sancıya yol açmakta ve dış müdahale devreye girmektedir.
BOP “İKİNCİ SEVR” DEMEKTİR
Balkanlar ve Ortadoğu ülkeleri, eski Osmanlı denetimi altındaki topraklarda kurulmuş olan Devletlerdir. Osmanlı Devleti’nin çok dinli ve çok etnik kökenli toplum modelinin serbest pazar ekonomisine evrilmesi, bu dinler ve etnik yapılar arasında bir bölünme savaşı ile mümkün olabilmektedir. İşte bu, yüz yıl öncesine ait Sevr’e dönüştür. Bilindiği üzere, Osmanlı miras alanı Sevr’de emperyalizmin hedefi olmuştu.
Sevr’de, Osmanlı’nın Balkanlar’daki ve Ortadoğu’daki toprakları etnik ve dinsel/mezhepsel silahlar kullanılarak Anadolu’dan kopartılmıştı. Bugün de aynı yöntemle dinsel ve etnik ayrışmanın kışkırtıldığını görüyoruz. Emperyalizmin yöntemi, yüz yıldır, değişmeden devam etmektedir.
RADİKAL İSLAM BOP’UN BAHANESİ OLAMAZ
ABD, Afganistan’a El-Kaide, Irak ve Suriye’ye ise önce “kimyasal silah”, sonra IŞİD/DAEŞ’le mücadele bahanesiyle müdahale ettiği iddiasındadır. Bu iddia doğru ise, Balkanlar’a hangi gerekçe ile müdahale etmiştir? Orada “kimyasal silah” da, “radikal dinci bir kalkışma” da yoktu. Yugoslavya ile Irak ve Suriye’yi birleştiren ortak nokta, bu ülkelerde milliyetçi, antiemperyalist, devletçi yönetimlerin iş başında olmasıdır. Aslında savaş bu tür ülkelere karşı açılmış bulunmaktadır.
Oysa örneğin ABD, kendi işbirlikçisi, Suudi Arabistan gibi anti demokratik, İslami rejimlerle hiç zorlanmadan anlaşabilmektedir.
Radikal İslam BOP’un ne bahanesidir, ne de çözümüdür. Batı, İslam etkisindeki alanları bir türlü tam olarak sömürgeleştirememekte, bu durum Hıristiyan Batı’da İslam’a karşı bir öfke doğurmaktadır. İslam, Batı’nın kapitalistleştirme politikalarını iflas ettirmekte ve boşa çıkarmaktadır. 
BOP’UN ASIL HEDEFİ ULUS DEVLETLERİN YIKILMASIDIR
Sözde, İslam ümmetçiliğini savunan radikal İslamcı enternasyonal fikirler, milli anlamda birleştirici değil, bölücüdür. Bakınız, Irak ve Suriye’de İslamcılık bayrağı ile verilen savaşlar, bu ülkelerin daha da bölünmelerine yol açmaktadır. Öte yandan, bunu göremeyen bazı milliyetçi kesimler de, hızla İslamcılığa savrulmaktadır. Bazılarının, “bu örgütlerin Batılılarca kurgulanıp yönetildiği iddiası,” doğru da olabilir.
Son yirmi yılda ve bugün, ülkemizdeki laik kesimlerle, radikal solcular bile ABD emperyalizmini savunur hale gelmişlerdir. Laik(çi)ler İran’ın nükleer gücüne karşı ABD emperyalizmini koruyucu görmeye başlamışlar; her gün meydanlarda ABD’ye söven, korsan mitingler düzenleyen radikal solcular, ABD destekli organize silahlı güçleriyle, ABD’nin işbirlikçisi olarak Ortadoğu’nun kadim halklarına saldırır olmuşlardır. Bunun nedeni, bu tür sol akımların etnik temelde “solculuk” yapmasıdır. Kürtçülüğü solculuk gibi gösteren bu akımlar, ABD’nin Kürtleri kullanarak bölgede sınırları değiştirmesinin, doğal destekçisi ve ‘uygulama araç’ıdırlar. Bu işbirliğinin temel dürtüsünün ırkçılık olduğu açıktır.
ABD’nin bölgede etnik bölünmeleri kışkırttığı bir ortamda, ırkçılık ve etnikçilik “ulusların kendi kaderini tayin hakkı” olarak değerlendirilemez. Irkçılık ve etnikçiliğe, asla, milliyetçilik payesi de verilemez. Çünkü milliyetçilik milleti birleştirici, diğerleri ise bölücüdür.
TÜRKİYE DE BOP’UN HEDEFİDİR
Osmanlı egemenlik sahası BOP’un uygulama alanı ise, Türkiye’nin de BOP’un hedefi olduğu inkar edilemez. Çünkü Türkiye’de de güçlü bir antiemperyalist gelenek vardır. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni Batılı emperyalistlerle savaşarak kurmuştur. Bu Devletin kurucu ideolojisi “milliyetçi ve devletçi”dir. Bu özellikleri sebebiyle, Türkiye BOP içinde yer alan bir hedef ülkedir.
 Irak, Arap milliyetçiliğinin; İran, İslamcı ideolojinin potansiyel lider ülkesi iken; Türkiye, daha geniş bir coğrafyada, Balkanlar’dan Ortadoğu’ya, Kafkaslar’dan Orta Asya’ya uzanan bir alanda liderlik gücü ve potansiyeli olan bir ülkedir. Ve bu ülke, benimsediği “laiklik” anlayışı ile tüm bu ülkeleri birleştirebilme potansiyeline de sahiptir.
Daha 7 Ağustos 2003 tarihinde ilk defa BOP’u dillendiren ve “Ortadoğu’da sınırları değiştirme vaktinin geldiğini” söyleyen Condoleezza Rice’ın haritasında, Türkiye’nin de hedef olduğu açıklanmış değil midir?
Öyleyse, nasıl oldu da, Türkiye’de seçimle iktidara gelmiş bir siyasi parti yönetimi ve o partinin lideri, kendisini, “Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanı,” olarak takdim edebildi?
Bir sonraki yazıda aynı konunun üçüncü bölümü ile devam edeceğiz.


224 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SİYASİ AYAK 4: TÜRK DEVLETİNE KARŞI KALKIŞMALAR (2) - 13/12/2019
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dönemi:
SİYASİ AYAK 3: TÜRK DEVLETİNE KARŞI KALKIŞMALAR - 09/12/2019
15 Temmuz’u farklı adlarla tanımlayanlar var. Kimi onu bir “Darbe teşebbüsü”, kimi “Hükümete yönelik bir darbe”, kimi “Devlete karşı bir kalkışma/isyan”, kimi de “Türk Milleti’nin birliği ve bütünlüğüne yönelik iç savaş çıkartmayı amaçlayan saldırı”
SİYASİ AYAK 2: YANLIŞ ALGI, YANILGI - 06/12/2019
Toplumumuzdaki genel beklenti, eğer “siyasi ayak ortaya çıkarsa tüm karanlık noktaların aydınlanacağı ve FETÖ tehdidinin yok edilebileceği” yönündedir. Sistemli biçimde, “siyasi ayak ortaya çıkartılırsa bu hesabın artık kapanacağı” algısı yayılıyor.
SİYASİ AYAK - 28/11/2019
Son aylarda toplumumuzda ve özellikle siyasi çevrelerde bir tartışmanın süre gitmekte olduğuna tanıklık etmekteyiz.
SONUMUZ ‘KUVEYTİN İŞGALİ’NE BENZEMESİN - 10/10/2019
Yakın Tarihten Bir Kesit:
ALGILAR OLGULAR - 06/10/2019
Geçen hafta Haber Türk TV’de Fatih Altaylı’nın programına çıkan İyi Parti Genel Başkanı Sa
ÇÜRÜMÜŞLÜK -2- - 03/10/2019
(BİR ÖNCEKİ YAZIMIZIN DEVAMIDIR)
ÇÜRÜMÜŞLÜK - 29/09/2019
Diyarbakır’a 4 Haziran 1991 Salı günü mesai bitiminde ulaştık. Yerlerine atandığımız arkadaşlar henüz görevden ayrılmadıkları için vali yardımcısı konutları boşaltılmış değildi.
MAFYA BABASINA SİLAH TAŞIMA RUHSATI - 15/09/2019
Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi diğer Vali Yardımcısı arkadaşım Osman Acar Sayın Vali’den bir haftalık izin alarak ayrılınca, yokluğunda onun görevleri de benim üzerime kaldı.
 Devamı
AlışSatış
Dolar5.76855.7917
Euro6.44586.4716