Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam33
Toplam Ziyaret1260642
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
SÜLEYMAN SİZSİNİZ (2)
30/03/2018

Görev bölümünde bana bağlı olan daire ve kurumlardan en çok iş getirenler Milli Eğitim Müdürlüğü ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı idi. Ayrıca Defterdarlık, Tapu ve Kadastro Müdürlükleri, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü, Müftülük, Bölge Çalışma Müdürlüğü, SSK ve Bağkur’la İlişkiler, İl İdare Kurulu; Kültür, Turizm ve Çevre işleri ve birkaç kurum daha benim sorumluluğuma verilmişti. Kuzey Irak’tan gelip Diyarbakır’a yerleştirilmiş Kürt ailelerin yerleştirildiği Peşmerge Kampı’nın güvenlik, barınma ve iaşeleri de benim sorumluluğumdaydı.

Emniyet asayiş işleri, İl Özel İdaresi iş ve işlemleri, Bayındırlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Köy Hizmetleri Bölge ve İl Müdürlüğü işleri ile Gençlik Spor Müdürlüğü, Valilik Basınla İlişkiler, Yazı İşleri, Mahalli İdareler Müdürlükleri ile Özel Kalem Müdürlüğü işlemleri ve diğer bazı daire ve kurumların işlerine Osman Bey bakıyordu.

İşe başladığım ilk hafta, Gençlik ve Spor İl Müdürü olduğunu beyan eden birisi gelerek:

“- Bu faturayı sayın valim size gönderdi. Fakfuk Fon’dan(!) ödenecekmiş,” dedi.“- Ne faturası?” diye sordum.

“-19 Mayıs törenlerinde fakir öğrencilere alınan forma ve ayakkabıların faturası,” dedi ve faturayı masama bırakıp, ukalaca çekip gitti.

Fatura değeri, yaklaşık 70 öğrenciye forma ve ayakkabı alınabilecek bir tutarı gösteriyordu. İl Milli Eğitim Müdürü ile görüştüm. “- Bilgi sahibi olmadığını,” beyan etti.

Sayın Vali’ye sordum.

“- Haberim var,” dedi. Ben de:

“- Milli Eğitim Müdürü’nün bilgisi yok. Faturada gösterilen emtianın kimlere teslim

edildiğine dair bir belge olmadan nasıl ödeyeceğiz?” diye tereddüt ifade ettim.

“-Hangi öğrencilere dağıtıldığını Kutlama Komitesi’ndeki beden eğitimi öğretmenleri biliyorlardır,” dedi ve “onlarla görüşmemi” istedi.

Kutlama Komitesi’ne bağlı Tören Sorumlusu beden eğitimi öğretmenini buldurdum. Konudan onun da haberi yoktu.

“Okullardan görevlendirilen öğrencilere değil de amatör spor kulüplerinin sporcularına dağıtılmış olabileceğini,” söyledi.

Sayın Vali’ye; “- Emtianın dağıtımı ile ilgili bir belge zamanında düzenlenmemiş. Bayram Kutlama Komitesi’nde görev alanlarla İl Gençlik Spor Müdürü’nün birlikte düzenleyecekleri bir tutanak olması halinde ödemekte bir sakınca yok. Emtianın alınıp kullanıldığına, öğrencilere dağıtıldığına dair bir belge düzenlenmesini Gençlik ve Spor Müdürü’nden istedim ama sonuç alamadım. Böyle bir belge olmadan, sadece faturaya dayalı bir ödeme evrakı eksik kalır,”

dedim ve Gençlik ve Spor Müdürü’nü bir de kendisinin uyarmasını, istedim. Baş başaydık.

“- Gel otur,” dedi. Sonra da:

“- Bak Yılmaz bey! Sen buraya Sayın Bakan’ın özel seçimi ile geldin. Senden övgüyle bahsetti. ‘Tek başına üç vali yardımcısının işini görür’, dedi. Dolayısıyla senden çok şey bekliyoruz. Bak, ben de vali yardımcılığı yaptım. Vali yardımcısı valiye yardım eder, işlerini kolaylaştırır. Sense bu davranışınla bana zorluk çıkartıyorsun. Öde gitsin şu faturayı! Daha fazla sürüncemede kalmasın,” dedi. Ben de:

“-Sayın valim size izah ettim. Bu fatura, bu haliyle ödenemez. Şayet öder isek yarın müfettişler zimmet çıkartırlar,” diye itiraz ettim.

“- Mütevelli Heyeti kararı ile ödersen sana kimse bir şey diyemez,” diye ısrar etti.

“Mütevelli Heyeti kararı da olsa zimmet çıkmasına engel olmayacağını; isterse aynı

nitelikte onlarca fatura bulup getirebileceğimi,” söyledim.

Vali gittikçe gerilmekteydi. Ben de öyle. Sonunda dayanamadım:

“- Sayın Valim, ben vali yardımcısıyım. Ödeme evrakını ‘vali adına’ yani sizin adınızaimzalıyorum. Süleyman sizsiniz! Faturanın ödenmesini zorunlu görüyorsanız, ödeme evrakını bizzat imzalayarak ödenmesini sağlayabilirsiniz. Ben aradan çekiliyorum,” dedim.

Oda buz gibi oldu. Faturayı masasına bırakarak, iznini isteyip çıktım.Söz konusu fatura bir daha Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na gelmedi. Nasılödendiğini, ya da ‘ödenip ödenmediğini’ dahi bilmiyorum.O günden sonra Vali Cengiz Bulut bana karşı hep mesafeli ve soğuk davrandı. Ama‘mesleki anlamda saygı duyduğunu’ da görebiliyordum.




482 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (2) - 30/11/2021
İsmet İnönü, Atatürk’le görüş ayrılığına düştüğünden, 1 Kasım 1937 tarihinde başbakanlık görevinden alınmış ve yerine, daha önce mason locası üyesi olan Celal Bayar getirilmişti.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (1) - 20/11/2021
Türk milletini, son iki yüz yılda Batılıların gözündeki “Hasta Adam” görüntüsünden kurtararak uygar bir toplum; Türk Devletini dostluğuna heves edilen, düşmanlığından çekinilen saygın bir devlet haline getiren Büyük Dahi Atatürk’ün genç denilebilece
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (5) - 18/11/2021
ÜLKEMDEN ETKİN SİYASETÇİ PORTRELERİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (4) - 16/11/2021
MENDERES DÖNEMİ: KÜÇÜK AMERİKA OLACAĞIZ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (3) - 14/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ (2)
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (2) - 11/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE - 06/11/2021
BAŞLARKEN
ÖNCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL DEĞİL KANAL ANADOLU OLMALI - 26/08/2021
Kanal İstanbul’un gereksizliğini tartışmak yerine, - Bu konuda yeterince yayın yapılmıştır,- Kanal Anadolu’nun gerekliliğini tartışmak istiyorum bu yazımda.
BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI - 23/08/2021
12 Eylül 1983 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise Savaşlar yenilirken Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşı
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.469313.5233
Euro15.383215.4449