Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam68
Toplam Ziyaret899242
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
ERKEKLİĞİN TAM OLMASI
25/09/2017

    Sünnet, genel anlamda, “İslam peygamberi Hz. Muhammed’in yaptıkları ve söyledikleri ile koyduğu kurallar” anlamına kullanılır. Sünnetin özel anlamı ise, “erkek çocuklarda üreme organının ucundaki derinin çepeçevre kesilmesi” demektir. Yerleşik inanışa göre, bu işleme tabi tutulan erkek çocuk, “tam erkek” olmuştur.

Erkek sünneti Müslüman’larda olduğu gibi Yahudi’lerde de uygulanmaktadır. Anadolu’da erkek çocuklar genelde 6-7 yaşlarında, ya bir yemek eşliğinde mevlit okutularak; ya da yine yakın akrabaların katılacağı davul zurna ya da klarnet eşliğinde bir şölen havasında, “sünnet düğünü” ile sünnet edilir. Günümüzde bazı varlıklı ailelerin sağlık kurumlarında sünnet yaptırdıktan sonra, eğlence ile bunu kutladıkları bilinmektedir. Erkek çocuğun sünnet edilmesi aile içerisinde önemli bir olaydır. Ana-baba için evlatlarının ilk mürüvveti olarak değerlendirilir.

1990’lı yıllarda, askere alınacak gençlerin son yoklamalarının, illerde vali veya yardımcısı, ilçelerde kaymakam başkanlığında, askerlik şubesi başkanı, iki hekim ve il/ilçe nüfus müdüründen oluşan Askerlik Meclisleri huzurunda yapılması kanun hükmü idi. Yine aynı Kanun’a göre mülki amirin katılamaması halinde, Meclis’e askerlik şubesi başkanı başkanlık ederdi.

15 Ağustos 1990 tarihinde Özalp İlçesi Askerlik Meclisi, “1971 ve öncesi doğumlu gençlerin son yoklamalarını yapmak üzere” toplanmıştı. Askerlik Şubesi başkanı Üsteğmen Kaya Bey’e; “beni beklemeden çalışmaya başlamalarını, gün içinde fırsat bulur bulmaz Askerlik Meclisi’ne katılmak istediğimi,” bildirdim. Öğle arasında da Meclis’e katılarak, hem onurlandırdım hem de öğle yemeğini, askeri karavanadan, Meclis üyeleri ile birlikte yedik. O esnada, Meclis’in doktor üyelerinden Merkez Sağlık Ocağı Tabibi Ahmet Bey’e:

 “- Durum nasıl Ahmet Bey?” diye sıradan bir soru sordum. Doktor bey gayet ciddi bir tavırla:

“- Durum hiç iç açıcı değil kaymakam bey,” dedi.

 “- Hayırdır, iyi olmayan nedir?” dedim. 

 “- Muayene edilen gençlerin beşte biri sünnetsiz!”

 Doğrusu böyle bir şey beklemiyordum. “Şaşırdım” desem yeridir.

 Bu durum hiç de normal karşılanacak bir durum değildi. Ve, böyle devam edemezdi. “Ne yapılabileceğini” tartıştık. İlçe merkezi ve köylerde, sünnet çağına gelmiş erkek çocukların tespit edilmesi ve ardından da İl Sağlık Müdürlüğü ile görüşerek ilçe çapında bir “Sünnet Kampanyası başlatmamızın iyi olacağı” görüşünde birleştik.

 İlçede, Özalp merkezde 3, Saray beldesinde 2 mahalle, 76 köy ve bir o kadar da mezra yerleşimi bulunmaktaydı. Bütün ilçeyi kapsayacak bir çalışma için elimizde yeterli teknik eleman yani “sünnetçi” bulunmadığı gibi, bu iş için kullanılacak taşıtımız, yakıtımız, ödeneğimiz, hiçbir şeyimiz yoktu.

 Hemen ertesi gün ilçedeki sağlık ocaklarına; “En geç on güne kadar, kendi bölgelerindeki yerleşimlerde sünnet çağına geldiği halde sünnet edilememiş erkek çocukların belirlenerek İlçe Sağlık Grup Başkanlığı’na bildirilmesini,” görev olarak yazdım. Köy ve mahalle muhtarlarına da, aynı çalışmada “sağlık görevlilerine yardımcı olmaları” bildirildi.

Van’a gidişimde İl Sağlık Müdürü ile görüşerek mevcut durumu aktardım; eleman ve taşıt desteği istedim. Olumlu yaklaştılar.

Yapılan tarama çalışmasında 6.324 erkek çocuğun sünnet edilmesi gerektiği anlaşıldı. Bu, ilçe nüfusunun %10’undan biraz daha az bir rakama denk gelmekteydi. Muhtarların da görüş ve önerileri alınmak suretiyle köyler gruplara ayrıldı. Sonuçta 2 belediye ile 24 merkezi köyde, Eylül ayı boyunca Sünnet Kampanyası programı uygulanması kararlaştırıldı. Günler belirlendi, duyurular yapıldı.

Kaymakamlık olarak iki kişilik bir davul-zurna ekibi ile anlaştık. Onların günlüklerini, ulaşımlarını ve yeme-içmelerini Köyler Hizmet Birliği üstlendi. Belirlenen yerlerde sünnet törenlerini bir şölen ve düğün havasında gerçekleştirdik. Pek çok köyde, çalışmalar devam ederken köye gidip halkın coşkusuna bizzat katıldım. Halay çekenlere eşlik ettim. Kimi köylerde kirve bile oldum.

Van’dan gelen ekip ikinci hafta sonunda “su koyverdi”(!). Dolayısıyla çalışmalar Ekim ayına, hatta son 4 grup köy, Kasım ayına kaydı. Ama sonunda tamamladık.

Kampanya kapsamında 2.583 çocuk ve genç sünnet edildi. Öyle sanıyorum bu kampanya kendi alanında, yapılanların en büyüklerindendir. Buna rağmen tespit edilenlerin yarısı bile sünnet edilememişti. Bunda, İl Sağlık Müdürlüğü elemanlarının programı aksatmaları etkili oldu.

Sünnetsizlerin genellikle sağlık ocağı bulunan yerlerin uzağında, özellikle de sınır bölgesi köylerinde, yoğunlaştığı görüldü. Bunun sebebini de sorguladık sağlıkçı arkadaşlarımızla. Önceleri, bu konuda isim yapmış, çoğunluğu berber olan mahalli sünnetçiler bu işi yapılabilirken, kanunlarla bu kişilerin sünnet yapmalarının yasaklanması; uzman doktor ve ruhsatlı sağlık memurlarının da uzak köylere gitmemeleri, sünnetsiz olanların çoğalmasına yol açmıştı.

Devlet halkın bu konudaki ihtiyacını karşılayacak sağlık hizmetini tam olarak görememekteydi. O halde, Devlet’in bu sorunun çözümüne yönelik tedbirler geliştirmesi gerekmekteydi.

 Halkla birlikte yaşadığımız sünnet töreninden birkaç ay sonra gittiğim Karahisar köyünde, gerçekte 28 yaşındaki 4 çocuk babası, kütükte yaşı küçük Mecit’in: “- Kaymakam beyim! Evli ve dört çocuk babasıyım. Askerliğim yaklaştı. Ama dinim(?) eksikti. Kimselere diyemiyordum. Peygamberimizin sünnetine kavuşmak, tam bir Müslüman olmak bana da kısmetmiş. Allah sizden razı olsun!” deyip, elimi öptüğünü hiç unutmadım.

Saygı ile selamlarım.


 



285 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SİYASİ AYAK 3: TÜRK DEVLETİNE KARŞI KALKIŞMALAR - 09/12/2019
15 Temmuz’u farklı adlarla tanımlayanlar var. Kimi onu bir “Darbe teşebbüsü”, kimi “Hükümete yönelik bir darbe”, kimi “Devlete karşı bir kalkışma/isyan”, kimi de “Türk Milleti’nin birliği ve bütünlüğüne yönelik iç savaş çıkartmayı amaçlayan saldırı”
SİYASİ AYAK 2: YANLIŞ ALGI, YANILGI - 06/12/2019
Toplumumuzdaki genel beklenti, eğer “siyasi ayak ortaya çıkarsa tüm karanlık noktaların aydınlanacağı ve FETÖ tehdidinin yok edilebileceği” yönündedir. Sistemli biçimde, “siyasi ayak ortaya çıkartılırsa bu hesabın artık kapanacağı” algısı yayılıyor.
SİYASİ AYAK - 28/11/2019
Son aylarda toplumumuzda ve özellikle siyasi çevrelerde bir tartışmanın süre gitmekte olduğuna tanıklık etmekteyiz.
SONUMUZ ‘KUVEYTİN İŞGALİ’NE BENZEMESİN - 10/10/2019
Yakın Tarihten Bir Kesit:
ALGILAR OLGULAR - 06/10/2019
Geçen hafta Haber Türk TV’de Fatih Altaylı’nın programına çıkan İyi Parti Genel Başkanı Sa
ÇÜRÜMÜŞLÜK -2- - 03/10/2019
(BİR ÖNCEKİ YAZIMIZIN DEVAMIDIR)
ÇÜRÜMÜŞLÜK - 29/09/2019
Diyarbakır’a 4 Haziran 1991 Salı günü mesai bitiminde ulaştık. Yerlerine atandığımız arkadaşlar henüz görevden ayrılmadıkları için vali yardımcısı konutları boşaltılmış değildi.
MAFYA BABASINA SİLAH TAŞIMA RUHSATI - 15/09/2019
Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi diğer Vali Yardımcısı arkadaşım Osman Acar Sayın Vali’den bir haftalık izin alarak ayrılınca, yokluğunda onun görevleri de benim üzerime kaldı.
DÜN-BUGÜN-YARIN - 18/08/2019
Son günlerde İyi Parti Başkanlık Divanı üyeleri Sayın Hasan Seğmen ve Sayın Salim Ensarioğlu üzerinden bir psikolojik baskı uygulanıyor İyi Partililere. Bazı arkadaşlarımız ani tepkiler
 Devamı
AlışSatış
Dolar5.78355.8067
Euro6.43886.4646